Genel

Bakan Yusuf Tekin, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı'nda konuştu

Milli Eğitim Bakanı Tekin, 'Biz eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kılmaya, aileyi onaran bir dil ve eğitim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz.' dedi.

Bakan Tekin, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, daralan demografik yapı, kırılganlaşan aile bağları ve çocukların alışkanlıklarını şekillendiren dijital dünyanın ortaya çıkardığı etkilere dikkati çekti.

Böyle bir tabloda eğitimin aileden bağımsız işleyen bir hizmet olarak düşünülemeyeceğini, aile güçlenmeden okulun gösterdiği gayretin tam karşılığını bulmasının mümkün olmadığını söyleyen Tekin, 'Okul, aileyle aynı istikamete bakmadan da çocuğun dünyasında kalıcı bir değişim üretmek mümkün değil. Biz eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kılmaya, aileyi onaran bir dil ve eğitim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz.' diye konuştu.

Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin merkezine aile bağlarının güçlendirilmesini koyduklarını belirterek, 'Okullarımızda 'Türk Toplumunda Aile' başlığıyla bir seçmeli ders de koyduk. Bakanlık olarak aileyi eğitimin asli ortağı olarak kabul eden bir çizgi izlemeye devam ediyoruz.' dedi.

Başlattıkları Aile Okulu Programı ile anne, babaların çocuklarıyla birlikte öğrenebildiği, ebeveynlik tecrübesini öğretmenlerle ve uzmanlarla istişare edebildiği bir zemin kurduklarını dile getiren Tekin, EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ebeveyn bültenleri ve rehberlik içeriklerini artırarak, anne, babanın da çocukla aynı değerlere sahip olmasını önemsediklerini ifade etti.

'Aileyi ve okulu aynı dili konuşan iki paydaş haline getirme iradesini somutlaştırmaya çalışıyoruz'

Tekin, Bakanlığın 'Velivizyon' portalı ve 'Haberimiz Olsun' projesi gibi çalışmalarını anımsatarak, şunları kaydetti:

'Çocuğun dijital dünyayla ilişkisini sadece yasak ya da serbest ikilemine sıkışmadan, izlediğini birlikte yorumlayan, gördüğünü birlikte tartışabilen aile ortamlarını çoğaltmaya gayret ediyoruz. Öğretmenlerimiz için travma duyarlı sınıf yönetimi, aileyle sahici iletişim, teknoloji ve madde bağımlılığıyla mücadele, dijital dünyanın çocuk sağlığına etkileri gibi başlıklarda sürekli mesleki girişim programları hazırlıyoruz. Bütün bu adımlarla çocuğun, hayatında yan yana duran iki ana sütunun aileyi ve okulu aynı dili konuşan, aynı istikamete bakan, birbirinin yükünü hafifleten iki paydaş haline getirme iradesini somutlaştırmaya çalışıyoruz.'

Okul ortamlarında yaşanan süreçlerin aile istatistiklerine, doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine toplumsal eğitim olarak yansıdığını ifade eden Tekin, aile hakkında konuşurken birlikte yaşama kültürünü taşıyan temel değerlere de yeniden bakılması gerektiğini belirtti.

Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin erdem-değer-eylem omurgasına verdikleri öneme değinerek, 'Bugün okulda güçlendirdiğimiz her değer, yarının aile iklimine doğrudan etki edecek. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi Eylem Planı'nda Bakanlığımızla ilişkilendirilen 30 faaliyeti de bu sahadaki birikim ve perspektifle okuyoruz.' ifadelerini kullandı.

'Eğitim sistemi temel bir alandır'

Ebeveyn okuryazarlığını güçlendirmek ve Aile Okulu'nun kapsamını artırmanın ortak gündem olması gerektiğini vurgulayan Tekin, rehberlik ve psikolojik çalışma hizmetlerinin hassasiyetle yürütülmesi için yoğun çaba sarf ettiklerini, çocukların medya ve dijital mecralarla ilişkisini de bütünüyle yasaklayan anlayış yerine eleştirel okuryazarlıkla yönetebilen yaklaşımı desteklediklerini kaydetti.

Gençlerin ebeveynlik sorumluluğunu gösterebilecek psikososyal değerleri kazanması ve aile yaşamının gerektirdiği emek, sabır gibi özellikleri edinmesinin sağlanmasıyla toplumsal davranışlarda olumlu değişimlerin görüleceğini vurgulayan Tekin, şunları paylaştı:

'Bu çerçevede nüfus politikalarını eğitim politikalarıyla birlikte insan yetiştirme tasavvurunun, değer aktarımının, sosyal sermayenin ve toplumsal dayanıklılığın, aynı gücün içindeki tamamlayıcı boyutları olarak değerlendiriyoruz. Eğitim sistemi, aile kurma motivasyonunu, kuşaklar arası bağları ve toplumsal sürekliliği besleyen zihniyet ve beceri kümelerini üreten temel bir alandır. Dolayısıyla eğitim ve nüfus politikaları arasındaki ilişki, aynı toplum tahayyülünün farklı araçlarla kurumsallaştırılmış halidir.

Milli Eğitim Bakanlığı olarak Aile Enstitümüzün yürüttüğü araştırmalarla, nüfus politikalarının ortaya koyacağı çerçeveyle ve bugün burada bir araya gelen tüm kurumlarla daha sıkı bir eşgüdüm içerisinde çalışmaya hazırız. Her ilde aile odaklı eylem planları hazırlanırken, o ilin okullarından, öğretmenlerinden, rehberlik birimlerinden süzülen verinin de bu planlara dahil edilmesini, sahadaki iyi örneklerin ve risk alanlarının eğitim cephesinden beslenmesini kıymetli görüyorum.'