Acaba can dede, pamuk nine, cimri herif, huysuz kadın, cömert adam, şeker çocuk, sarı inek, çil horoz, ekşi elma, vs. gibi bir şey mi bu, yoksa bildiğimiz basbayağı baldan daha tatlı bir ay mı bilemedim. Neyse neyse umarım bu da doğru bildiğimiz yanlışlardan değildir.
Her zaman ki gibi kelle-i şerifimi onun maharetli ellerine teslim etmiştim bugün. Güler yüzü ve nahif davetiyle oturtmuştu beni koltuğa. Mutad üzre ona tarif etmeden söylemişti saçlarımı nasıl keseceğini. Yine takıldım kendisine.
-Yahu havı dökülmüş ve sapı soyulmuş bir başın var. Yokken başında bir kıl ne zevk alıyorsun benim gibilerin saçlarını kesmekten ustam.
-Sen bilmez misin hocam! Maden olan dağda ot bitmezmiş derler!
-Yani bu başın içi boş mu demek istiyorsun.
-Estağfurullah. Bize takılınca eyvallah. Bir cümle söyleyince hemen alınıyorsunuz.
-Yok canım. Hiç sana alınır mıyım. Deli miyim. Hele senin elinde makas benim de önümde önlük varken hem de başımı o güzel ellerine teslim etmişken. Mübarek olsun her ikimizin de kellesi bedenimize.
Her berberde olduğu gibi benimkinde de şahane musiki nağmeleri çalıyordu. Ustam tıraşımı bir zanaatkar mahareti ve ahi terbiyesiyle tamamladı. Gönlü elinden daha estetik ve halvet doluydu. Sabahın erken saatinde güzel bir musiki ve nefis taze çay eşliğinde bir de hikmetli konuşan berberinizin maharetli ellerinde aynanın karşısında kendinizi güzel görmekten daha iyi bir güne başlayış yok sanki. Ben de o başlayışı yaparak lisanen de teşekkür ederek tam ayrılacaktım ki ustam konuşmaya başladı.
-Efendim tıraşınızın zamanını fazla geçirmeyin. Yirmi gün sonra bekliyorum. Yoksa beni bulamazsınız.
-Hayırdır ustam. Ayrılıyor musunuz buradan! Yaramaz bir durum yok inşallah!
Geri girdim içeriye. Çok heyecanlanmıştı. Gözleri doldu konuşurken.
-Hocam çok istedik be ya! Şükürler olsun hanımla bal ayına gidiyoruz.
-Çok sevindim. Nereye gidiyorsunuz?
-Nasip olursa yurt dışına gideceğiz.
-Hem de yurt dışına. Sen de az kirli çıkın değilmişsin yani. Çocukları kime bırakacaksınız?
-Sağ olsun kayınvalidem bakacak. Daha fazla kalmak isterdik lakin on beş gün kalacağız. Ben bakarım dedi. Bugünler için de var olduğunu söyledi.
-Oooo! Hem de on beş gün! Şimdi anlıyorum benden neden bu kadar fazla para aldığını.
-Nerede be hocam! O paralarla ancak karın doyurup ev geçindiriyoruz.
-Peki bir maden mi buldun sen? Bildiğim kadar toto ve loto da oynamazsın.
-Öyle oldu be hocam. Hakiki hazineler sahibine yıllarca bu bal ayı isteğimi iletmiştim. Çoğu zaman dilekçemi gizlice sunuyordum kendisine. Bazen de dayanamayıp açıktan açığa sunuyordum. Müşterilerimden bazıları duyuyormuş bu isteğimi.
Bir gün yine bu isteğimi yüreğimin yüce derinliklerinden dile getirmiştim. O gün dile vurmuştu gönlümün bu derin arzuları. Müşterilerimden birisi bana bakarak biraz da sıkılarak;
-Ya ustam yanlış anlamazsan sana bir şey söylemek istiyoruz.
-Hayırdır abiler bir yanlış mı yaptım?
-Estağfurullah ustam. Arkadaşımla her yıl bir iki kişiyi bal ayına gönderme kararı almıştık. Senin de bu isteğini bildiğimiz için teklif etmek istedik. Tek şartımız var.
-Çok duygulanmıştım. Kendimin ve eşimin en büyük hayalinin bu olduğunu söylemiş ama bu parayı tekrar geri ödeme imkanımızın olmayacağını ifade edip reddetmek isteyecektim ki devam ettiler.
-Bak ustam O bize veriyor biz de size veriyoruz. Her sene sizin gibi olanları imkanımız doğrultusunda göndermek istiyoruz. Dedik ya tek şartımız var. Bizden kimseye bahsetmeyecek ve kim olduğumuzu söylemeyeceksiniz. Zaten bizimdir dediğimiz zenginliğimizin hakiki patronu da öyle olmasını istiyor.
-İşte böyle hocam. Yıllar sonra hem de çocuklarımız olduktan sonra bal ayına gidiyoruz. Çok heyecanlıyız. Eşim ve ben her gün dua ediyoruz o kişilere. Ve asıl duayı da her gün verdiğimiz dilekçemizi kabul edene yapıyoruz.
-Dur dur dur ustam! Yoksa tahmin ettiğim şey mi bu?
-Evet hocam aynen de öyle.
-Aman Yarabbim! Gel de şu ustama güzelce bir sarılayım. Çok sevindim. O güzellikleri gören gözlerinizi ziyaret etmeyi de ben sabırsızlıkla bekleyeceğim. Benden de selam götürün oradaki hakiki sevgiliye. Tanımak isterdim size o bal ayı imkanı için vesile olanları.
-Hayır hocam hayır! Söz vermişiz kimseler bilmeyecek kendilerini.
O gün hayatımın en anlamlı tıraşını olmuştum. Ustamın gözlerindeki sevinç göz yaşlarını görünce hem hakiki sevgiliye ulaşmanın meserretine hem de içimizde hala var olan iyilik medeniyetine şahit olmuştum.
Hayret ederim bu hayra hayret etmeyenlere!
Hayran oldum hala bu iyilik medeniyetimizi devam ettirenlere!
Tebrik ettim ustamı da böyle bir ulvi bal ayı muvaffakiyetine!