Barış İllüzyonu...

Bilindiği üzere, 13 Ekim 2025 tarihinde, Mısır'ın Şarm El-Şeyh şehrinde, başta ABD, Katar ve Türkiye olmak üzere, birçok ülkenin katıldığı, "Gazze Barış Zirvesi" düzenlendi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlığında toplanan tarihi zirvede, Hamas ile İsrail arasında yaşanan çatışmaları durdurmayı amaçlayan, ‘Gazze Barış Planının’ ilk aşaması, resmi olarak yürürlüğe konuldu.

Diplomatik ciddiyet ve nezaketten tamamen uzak, Donald Trump'ın tüm dünyaya kendisini bir barış elçisi olarak pazarlamaya çalıştığı zirve sonrasında, dünya medyasının önemli bir kısmı tarafından, küresel düzeyde bir algı operasyonu başlatılarak; Gazze’de savaş sona ermiş, halkın tüm sorunları çözülmüş gibi bir hava oluşturuldu.

Oysaki İsrail barış görüşmelerinin yapıldığı süreçte bile, Gazze'yi bombalamaya ve bölgeye gelen insani yardımları sabote etmeye devam ediyordu.

İsrail lehine yapılan bu algı ve manipülasyon belli oranda amacına da ulaştı diyebiliriz.

Nitekim Gazze artık eskisi kadar dünya gündeminin ilk sıralarında yer almıyor.

Hatta sivil toplum örgütlerinin Gazze'ye yönelik destek organizasyonlarında ve yardım faaliyetlerinde gözle görülür bir azalma da oldu.

Sonuç olarak, kapsamı ve uygulanabilirliği tam olarak bilinmeyen bu barış süreci, büyük bir algı operasyonunun aparatına dönüşerek, bağlayıcılık hükmünü, İsrail'in lehine olacak şekilde, tamamen yitirdi.

Bakalım ilerleyen zamanlarda, sözde barış süreci nereye doğru evrilecek.

***

Gazze'de yaşanan insanlık dramı, son iki aydır başka bir hal almış durumda.

Soğuk hava ve aşırı yağışlar, zor olan yaşamı daha da çekilmez bir hale getiriyor.

Gazze halkı, savaşın yıkıcı etkisinin yanında, iklimin olumsuz şartlarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

Çadırlar sular altında, çamura bulanmış çocuklar soğuktan tir tir titriyor, halk bir parça ekmek, bir yudum temiz su, sağlam bir çadır bulabilmek için ölümün gölgesinde kilometrelerce yol kat ediyor.

Yerle bir edilmiş altyapı ve yetersiz temiz su kaynaklarına, ilaç, doktor ve tıbbi ekipman yetersizliği de eklenince, bölgede salgın hastalıklar hızla yayılıyor.

Siyonizm sadece silahla değil açlık, sefalet, barınma ve ağır iklim şartlarıyla da Gazze'yi ölümün kucağına itiyor.

***

Gazze Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim'den bu yana hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısını 71.271 kişi olarak açıkladı.

Elbette ki bu sayı, gerçek can kaybını tam olarak yansıtmıyor. Gayriresmî rakamlarla beraber kaybın, 100 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Hayatını kaybedenlerin çoğunluğu ise kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Her ne kadar dikkatler daha çok ölü/şehit sayısına yönelse de saldırılarda yaralananlar da oldukça fazla...

Uzuvları kopanlar, görme ve duyma yetisini kaybedenler, vücutları tamamen yananlar, akıl ve ruh sağlığını kaybedenler, kimyasal silahlar nedeniyle ağır hastalıklara yakalananlar Gazze'deki korkunç tablonun bir başka yönünü ortaya koyuyor.

Gazze katliamı, İslam dünyasının güçsüzlüğünün ve pespaye durumunun ibretlik bir vesikası olarak tarihe geçecek ve bu onurdan yoksun duruşun bedeli, Müslümanlar tarafından en ağır şekilde ödenecektir.

“ Kan boğacak dünyayı bolca kan, Günahsızların taze kanı, bir sel gibi sarayları yıkacak. İşte o gün, zalimlerin yüzü ayaklar altında kalacak.”