Barış Süreci mi Dediniz?

0

Riskli bir yolda yürümeye devam ediyoruz. Son otuz yıldır Türk siyaseti, Kürt meselesinde doğunun ve batının aklına ve vicdanına seslenen sahici adımlar atmakta zorlanıyor. Sosyal ve siyasal sermayemiz tükeniyor. Kalbimiz ve kültürümüz derin yaralar alıyor. Türkiye, geleceğini ipotek altına alan bu kadim sorununu çözmekte zorlanıyor. Türk siyaseti bu kanlı girdaptan nasıl kurtulacak, kurtulabilecek mi?

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ağırlıklı olarak entegrasyon ve geri kalmışlık bağlamında ele alınan; ancak 1980'lerde PKK'nın ortaya çıkmasıyla beraber güvenlik sorunu olarak algılandı. Oldukça karmaşık ve riskle dolu olan sorunun çözümünde AK Parti, tarihi denebilecek nitelikte siyasal ve toplumsal adımlar attı.

AK Parti, Pandoranın Kutusu'nu Açtı.

Ancak Türkiye, "bildiğimiz dünyanın sonu" denebilecek bir süreçten geçiyor. Batıdan ve doğudan kuşatma altında… Erdoğan'ı düşürmek için yapılanlar akıl alır gibi değil. Ancak Pandora'nın kutusu açılmıştır, dönüş yoktur. Bilirsiniz efsaneye göre, Zeus kendinden ateşi çalıp insanlara veren Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a balçıktan yapılmış tanrısal güzellik ve zekaya sahip Pandora'yı eş olarak gönderir. Epimetheus kardeşi Prometheus'un tüm uyarılarına karşı Pandora ile evlenir. Zeus, Pandora'ya evlilik hediyesi olarak da topraktan yapılmış bir kutu hediye eder ama efsaneye göre bu kutu asla açılmamalıdır. Bir süre sonra merakına yenilen Pandora, kutuyu açar ve kutunun içindeki tüm kötülükler dünyaya yayılmaya başlar. Pandora, kutuyu kapatmaya çalışır; ancak kutunun içinde umut hapis kalmıştır.

HDP'nin Geleceği…

HDP ise legal ve demokratik siyaseti yeterince içselleştirememiştir. Kürt meselesinin çözümünde hala domino etkisine sahip bir siyasi aktör olmasına rağmen… Siyasal aklını kaybetmiş, çoğunlukla silaha sırtını dayamayı tercih etmiştir. Bu bağlamda iktidarın, çözüm sürecine halkı ev diğer siyasi aktörleri dahil etmeye çalışması yerinde bir stratejidir. HDP'nin geleceğini de bu süreç belirleyecek.

Fakat kabul etmek gerekir ki, HDP tüm Türkiye'nin partisi olmaya doğru evrilmez ve siyasal dilini şiddetten arındırmazsa bu haliyle çözümün katalizörü olamaz. Ayrıca siyaset üretmesi beklenen partilerin, kendilerini yok sayarmışçasına, kendi dışındaki aktörleri devreye sokmaya çalışmaları da kabul edilebilir değildir. Bu siyasetin doğarına aykırı değil midir?

HDP'nin Hataları

HDP, tüm tartışmaların odağına ya Öcalan'ı koyuyor ya da Kandil'i… Bu süreçte yapılması gereken; HDP'nin, siyasetin ve demokrasinin imkanlarından istifade etmesini, bölgede kalıcı barışın tesis edilmesinde ve silahların susmasında katkıda bulunmasını sağlamaya zorlamak olmalıdır. Halkı muhatap almaya HDP de zorlanmalıdır. Unutmamalıyız ki, bu süreçte, insanları ve toplumları rasyonaliteden uzaklaştıran romantik bir dil ile siyaset üretmeye çalışmak, hem insanın varoluşuna saldırıdır hem de kolaylıkla bu süreci sabote edebilir.

Eğer Sorun Çözülmezse…

Eğer bu sorun, demokratik ve adil bir biçimde çözülemez ise toplumsal kaos ve parçalanmışlık hali derinleşecek, iki halk arasındaki "Berlin duvarı " daha da güçlenecek, yükselecek ve yıkılmaz-aşılmaz hale gelecektir. Duygusal kopuş gerçekleşecektir. Çözüm sürecinin hayal gibi göründüğü bu dönemeçte, tüm siyasi aktörlere düşen görev, siyasal akıl tutulmasını aşmak ve demokrasiyi derinleştirmek olmalıdır. Vesayetin yeni odağı olan PKK'ya verilen en güzel cevap da bu olacaktır.