barışın sigortası gençlerdir

0

Öncelikle gençlerimizin istemediği mesleklerde istihdam olmalarının önüne geçmemiz gerekir. Bunun için yaratılışta Allahın verdiği yetenekleri keşfetmeli ve yetenekleri doğrultusunda meslekleri seçmeleri gerekir. Yeni gelen 4+4+4 eğitim sistemi tam da bu söylediğimiz konu ile ilgili aslında. Üniversite okumuş fakat meslek sahibi olamamış, okuduğu mesleği sahada tatbik etme imkanı yakalayamamış gençler ne yazık ki istemedikleri işlerde istihdam olmak zorunda kalıyorlar. İkinci dört yıllık eğitimin sonunda gençler yetenekleri doğrultusunda okullara yönlendirilmeliler. Alacakları 4 yıllık mesleki eğitim sırasında mutlaka iki yıl mesleklerini sahada tatbik etmeli ve mesleklerini pratik olarak icra edebilir hale gelmeliler. Bu sayede kaynak kaybının önüne geçeceğimiz gibi gençlerin hayata dört yıl erken atılmasını sağlayabiliriz. Hem de daha etkin, nitelikli ve mesleklerini icra edebilir halde. İstedikleri mesleği seçen ve mesleğini aşkla icra eden gençlerimiz hem sosyal hayatta mutlu olacaklardır hem de ülke ekonomisine ciddi oranda katma değer sağlayacaklardır.

Bir de gençlerimizin her şeyden önemli manevi kalkınmaları var. Yaratılıştan gelen manevi yönümüzü doyuramadığımızda mutlu bireyler olmak için gençlerimizin gelişmiş maddi kaynaklara sahip olmaları yetmez. Bu sebepten devlet - sivil toplum - ebeveyn iş birliği ile hayata geçireceğimiz doğru gençlik politikaları ile gençlerimizin manevi ve maddi kalkınmalarını eş zamanlı olarak yürütmek mecburiyetindeyiz.

Siyasetende gençlerin fikirleri mutlaka alınmalı. Milletvekili seçilme yaşının 25 yaşına düşürülmüş olması bu noktada çok önemli bir gelişme. Hükümetin bu noktada attığı adım son derece kıymetli. Gençlerin parlamento da geniş bir yelpazede temsil edilmesi, icra noktasında Türkiye'nin dinamik bir yapıya bürünmesinin önünü açacaktır. Bu dönem listelerde daha fazla genç görmeyi ümit ediyoruz. Bu noktada AK Parti cephesinde olumlu adımlar gelmekte. Aynı adımlar CHP, MHP ve HDP den de gelmeli mutlaka. Özelikle CHP ve HDP gençleri sokakları karıştırmaya hazır militanlar olarak görmekten ivedi olarak vazgeçmeli. Gençler üzerinden nefret söylemlerini tetiklemek son derece tehlikeli ve gayri ahlaki bir siyasi tutumu ihtiva eder. Bundan kaçınmalılar. Gezi parkı olaylarında özellikle CHP ve HDP'nin gençleri vandalizme iten çağrıları çok yanlış bir tutum oldu.

Gençler protesto haklarını kullanmak yerine Vandalizm ve şiddete yönlendirildiler. Herkes hükümeti bu konuda suçluyor. Fakat gençlere nefret söylemlerini yükleyenler yine hükümeti suçlayanlardır. Fakat kişisel kanaatim gezi parkı olayları sırasında kaybettiğimiz canların vebali onları Vandalizm ve şiddetsel olaylara yönlendirenlerin üzerinedir. Gezi parkında yaşanan sürecin aynısı Kobani eylemleri sırasında da yaşandı ne yazık ki. HDP gezi olaylarında takındığı tavrı daha ileri noktaya taşıyarak gençlere aleni olarak şiddet çağrısı yaptı. Bu çağrılar toplumsal barışı zedeleyici son derece çirkin olaylardır. Gençler protesto haklarını kullanırken asla şiddete başvurmamalılar. Toplumsal barışın temin edilmesi için sağduyulu gençlerin bir araya gelerek diyalog kurması gerekir. Bu noktada CHP ve HDP nefret söylemlerini gençlerin üzerinden çekmeliler. Bu yaptıkları asla siyaset değildir.

Çözüm süreci noktasında gençler toplumsal barışın sigorta görevini görmeliler. Sahip oldukları bilgi edinme olanakları artık çok fazla. Okuyup araştırmalı ve karşı görüşten gençler ile bir araya gelerek ortak bir dil geliştirmelidirler. Yıllarca bir birine komşuluk eden bu ülkenin gençleri siyasetin sert iklimine kendilerini kaptırmamalı ve her zaman diyalog kapılarını toplumsal barış noktasında açık tutmalıdırlar. Bu süreçte bazı noktalarda ihtilaflar çıkması oldukça doğaldır. Fakat bu noktada gençler şiddet çağrılarına kulaklarını tıkamalı ve çıkan ihtilafları müzakere masalarında çözmelidirler. İhtilaflar kaba kuvvetle değil ancak ve ancak vicdanlara girmek suretiyle giderilebilir.

Çözüm sürecinde HDP artık samimi ve somut adımlar ile masaya oturmalıdır. Bu noktada Kürtlerin siyasal temsilini elinde bulundurduğunu iddia eden HDP Kürtlerin büyük bir kısmının müslüman dindar kesimden olduğunu artık inkar etmemeli. Laik ve materyalist bir söylemde ısrar eden HDP tabanın sesine kulak vermeli ve halkların ortak paydası olan müslümanlığı söylemlerine dahil etmelidir. HDP içerisinde müslüman Kürtlerin söylemlerini temsil eden tek Milletvekili Altan Tan beydir. Gelin görün ki aynı HDP Altan Tan 'ı bu süreçte oyun dışı bırakmaya çalışıyor. CHP ise bildiğimiz CHP olmaya devam edecek süreç onu gösteriyor. Ülkemizde yaşayan her kesimden insanlarımıza kulak vermek siyasal partilerin asli görevi olmalıdır. Gençlerin ve toplumun temsil edilmediği siyasal hareketlerin artık karşılık bulmadığı gerçeğini CHP ve HDP 'nin de kabullenmesi gerek.