Barzani, Türkiye, Kürdistan

0

"Size bir şey anlatayım. Barzani hükümeti ile AKP gayri resmi petrol ticaretine başladığı zaman Erbil'de üst kademelerde birileriyle konuştum. Araplar ve ABD ne diyecek diye sordum. Araplarla işimiz yok. Stratejik ortağımız, Ankara ve Erdoğan. ABD'nin de burada yapacağı hiçbir şey kalmadı, dedi. Aynı şahıs IŞİD Erbil önlerine geldiği zaman televizyonlardan ABD'yi yardıma çağırdı. Bu son olan bitenden Barzani'nin PKK'nın PYD'nin ve Erdoğan'ın bir ders çıkarması gerekiyor. Küresel sistem Barzani'ye de, PKK'ya da, PYD'ye de, Erdoğan'a da ayar verdi. Bir gün 'Biji Serok Obama' deyip ikinci gün 'Obama bizi sattı' demek akla ziyandır. Dediğim gibi sadece bu aktörlere ayar verilmiştir."

Bu satırlar HDP milletvekili Altan Tan'ın Zaman gazetesinde yayınlanan röportajından alınma. Bundan bir kaç sene önce Kanada'da bir yemekte, Kürtlerin ve bölge halklarının birliği'nden beraberliğinden bahseden Tan'a "Gladyo'ya rağmen mümkün mü bu?" diye sorunca "tabi mümkün kardeşim, çalışırsak herşey mümkün" türünden, birazda sert tonlu bir cevapla karşılaşmıştım. Geçen süre zarfında anlaşılıyorlarki Altan Tan Gladyo'nun (o küresel güçler diyor) farkına varmış. Bu durumu sayın Tan için bir gelişim olarak sayıyorum. Umarım bu farkındalığa ulaşmasında bir katkım olmuştur... Bundan sonra da Gladyo konusunda kendisini her zaman bilgilendirmeye hazırım. Milat gazetesindeki bu köşeyi takip etsin yeter.

Altan Tan'ın yukarda aktardıkları, üniversitelerde ders olarak okutulsa abartılı olmazdı.

"ABD ne der bu işe?" (bahsedilen, işinde gücünde dünyadan haberi olmayan "ordinary Amerikalı" değil elbet. ABD'nin sahipleri olan derin yapı. Öyleki bu derin yapıyla Abraham Lincoln bile başedemedi.)

Bu sorununun kendisiyle mi başlasak yoksa Altan Tan'ın böyle bir soruyu neden sorma gereği duyduğu üzerinde kafa mı yorsak bilemiyorum. Türkiye ve Kürdistan arasında petrol anlaşması oluyor ve birilerinin aklına ilk, "ABD bu işe ne der?" sorusu geliyor. Gelecek elbette... Siz ne kadar görmezlikten gelsenizde bu topraklarda insiyatif Wall Street'te. Her bir şirketinin bütçesi Türkiye bütçesinden büyük olduğu Wall Street. Bu topraklarda yüzyıldır devlet kuruyor, devlet yıkıyor, hükümetler seçtiriyor, alaşağı ediyor, zenginler türetiyor, bürokratlar atıyor. Elbette Türkiye ve Kürdistan'da iki oyunbozanın (Erdoğan ve Barzani ) hadlerini aşmalarına izin verilmeyecektir. Gelelim sayın Tan'ın sorusuna verilen cevaba. (Adını açıklamadığı üst düzey sorumlu, Kürdistan Başbakan'ı Neçirvan Barzani olmalı) Bu cevab özellikle beni ilgilendiriyor. Uzun süredir Gladyo kan kaybediyor, Ortadoğu'dan çekilecekler diye yazı yazan biri olarak "Türkiye stratejik ortağımız, ABD'nin burda yapacak hiç bir şeyi kalmadı sözünü" önemli buluyorum. Birinci perde burda kapanıyor.

İkinci perde açılınca elinde silahlarıyla Hollywood filmlerinden fırlamış gibi duran bir grup insanın sahneyi işgal ettiğini görüyoruz. Kendilerine verdikleri isim komedinin ötesinde; IŞİD, İslami Devlet. (come on man! you could do better. Be creative!)

Wall streeteki gökdelenlerin tepesinde, kurdukları örgüte "İslami Devlet" adını vermek nasıl bir şapşallık örneğidir? El Kaide falan daha profesyonelce duruyordu... Halife diye tanıttığınız Abu Bakr al-Bağdadi hiç te rolünün adamı değil bi kere, çok fake duruyor. Bu konuda usta yönetmenlerin görüşlerine başvurabilirdiniz. Gladyo'nun işlerini eski titizlikle yapmadığına epeydir şahidiz. Yeterli bütçemi tahsis edilmiyor yoksa?

Sayın Tan'ın röportajından devam edelim. "Aynı şahıs IŞİD, Erbil önlerine gelince televizyonlarda ABD'yi yardıma çağırdı." Bu bölüm, ben de dahil olmak üzere, Gladyo'yu küçük görenlerin çuvalladığı bölüm oluyor ki, mahçubuz. Mahçubuz çünkü Gladyo'nun ölüsünün bile etki alanının mahiyetini göremedik. Erdoğan ve Barzani'nin yaptığı işbirliğinin karşısına kendileri çıkmak yerine IŞİD gibi bir manyaklar ordusu çıkartarak, savaşarak çekilme kararlılığı gösteren Gladyo son numarasınıda yapmış oldu.

Altan Tan röportajın sonunda "küresel güçler Barzani'ye de, PKK'ye de, PYD ye'de, Erdoğan'a da ayar verdi" diyor. Kiminle verdi bu ayarı? İŞİD gibi bir örgüt kurup, ne olduğu belirsiz, Müslüman kılıfı altında kafa kesen ruh hastalarıyla... Bununla kalmadı bir taşla iki kuş vurmak için kendi kurduğu örgütü sivil hükümetle ilişkili gösterme gayretinde. Bu gayrette taşeronluk, postalcı medya ile mehdi efendinin medyası başrolde, yedekte ise HDP.

Ne zamana kadar sürdü bu? Erdoğan başka çaresinin olmadığını görüp Gladyo ile anlaşıncaya kadar. Bundan sonra AKP'yi IŞİD ile bağlantılı göstermek Gladyo'yu karşına almak olur ki böyle bir delikanlı göremiyorum.

Gladyo'nun ipiyle kuyuya inenler

Bu ipe sarılma hevesinde olan kesimler her dönem olmuştur. İlk başta akıllıca gelebilir. Onlar bizi kullanıyor fakat bizde onları kullanıyoruz diyerek vicdan rahatlatabilirsiniz. Fakat sonuç itibariyle güçlü olan her zaman karlı çıkar. Gladyo'nun gücü karşında devede kulak olmayanlar cin olmadan şeytan çarpmaya kalkıyorlarki bu şeytan sizin gibi çömezlerle aklınızın hayalinizin alamayacağı şekilde oynar. Tek bir şirketinin bütçesi bir çok ülke bütçesinden büyük olan bir yapılanma karşısında yapacaklarınız sınırlı. Ortadoğu ilk defa Tayyip Erdoğan'la bunu aşabilme noktasına gelmişti, fakat ucuz hesaplar ve koltuk sevdasını aşamayanlar bunun önünde engel oldular. Kendisini tabanına mehdi diye yutturan Pensilvanya'daki baron ve emrindeki basın, Kemalist postalcılarla birlikte, PKK HDP çizgisinide yanına alarak değişime dur dedi. Buna rağmen eskisinden çok daha iyi durumda olduğumuz kesin. En azından Kürtler ve Kürt dili üzerindeki prangalar kaldırıldı. Aleviler ve azınlıklar daha özgür. "Ötekiler" kendilerini ifade etme konusunda daha rahatlar. Farklılıklar düşman sayılmıyor artık. Ekonomide standartlar arttı. Elitlerin bütün karşı çıkmalarına karşı her şehirde üniversiteler, havaalanları, tıp fakülteleri kuruldu, ülkenin bir noktasından diğer noktasına ulaşım çok daha kolay. Bu standartlara ulaşan halk için eskiye dönmek imkansız. Gladyo Türkiye için biçtiği rolde farklılığa gitmek zorunda. Yeni Türkiye diyenler başaramadılar, tökezlediler gibi görünsede yaşananlar düzeltmeden ibaret olabilir. Kısa bir soluklanma ve durum değerlendirmesinden sonra yola devam etmek daha rahat ilerleme için şart.

Söylenmese eksik kalırdı

"Kesên dixwazin ku pêşketinên mezin pêk bînin, pêwistî bi paş ve çûyîna çendek gavan heye. Sibeh bi alîkariya do bi rê ve diçe, roja îro."

"Büyük sıçrayışları gerçekleştirmek isteyenler birkaç adım geri gitmek zorundadır. Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır" - Bertolt Brecht-