Batı'nın çocuğu darbeciler

0

O günü çok iyi hatırlıyorum. Daha dün gibiydi. Gözümüz yaşlı, ellerimiz çaresiz öylece kala kalmıştık. Babamı götürmek için Jandarmalar evin önüne, koyu yeşil askeri arabayla gelmişlerdi. Korkuyorduk çocuk halimizle. Silahların eşliğinde götürdüler babamı ve amcamı.

Babamın tek suçu Suriye'de okumuş olması, evinde Arapça kitaplar bulundurmasıydı. Kitap düşmanı zihniyet, evdeki bütün kitapları çuvallara doldurup arabaya istiflemişlerdi. Sonra hapisnanede gördükleri zulümleri babamın gözyaşlarıyla anlatışı vardı unutamadığım.

Ama zulmün biteceğine ve zalimlerin de bir gün hesaplarının verileceğine olan inancımız tamdı. Daha bir zulme ve haksızlığa karşı umutlarımız bilenmekteydi.

Biraz uzunca sürdü belki, aradan nice yıllar geçti, nice yuvalar dağıldı. Araya bir de 28 Şubat girdi. Her sahada acı hatıralar bıraktı geriye. YÖK'ün bilgi düşmanlığı ise bu darbe zihniyetini arattırır cinstendi. Hala da zihniyet problemi devam ediyor...

Güce tapan, üstünlük sanrısıyla hayal aleminde gezenlere yardakçıklık yapanlar da darbenin diğer bir yüzü. Fırıldak gibi dönen yalakalar, Belam ruhlular... bunlar da en az onlar kadar suçlu.

Gelin darbe artıklarını birlikte kaldıralım denildiğinde burun kıvırdılar, yanaşmadılar. Şimdi ise hepsi birden darbe karşıtı kesilmiş, hiçbiri cenazeye bile gitmedi. İki yüzlüler, hiçbir zaman da gerçek yüzlerini göstermeyecekler.

En kötüsü de bunların ekmeğine yağ süren, koltuk sevdalısı güya muhafazakar hayırsız evlatlar...

Darbecilere sıranın geldiği gibi bu yalakalara ve fırsat düşkünlerine de sıra elbette yakın bir zamanda gelecektir netekim.

Firavun'un etrafındaki yalakalar olmasaydı, Fravun bu derece zulümde ileri gidemezdi. Darbeciler de bu derece ileri gidemezlerdi etrafında "cennetliktir" diyecek Belamlar olmasaydı. Belamlar bu derece dini kendi heva ve heveslerine kurban edemezlerdi etraflarında uyurgezer menfaatçiler olmasaydı. Hepsinin ortak noktası dünyevileşmeleri ve dünyevileşen ruhlarını tatmin için güce tapmaları ve gücün kölesi olmalarıdır.

Bu tür insanlık darbecilerine kabir bile haram, bir çukur açıp "gömün gitsin" demekten başka yapılacak bir şey olmamalı ki kötü niyetlilerin, darbecilerin sonunun ne olduğunu herkes böylece görmüş olsun.

Allah Kenan'ı 98 yıl gibi uzun yaşatarak güçsüzlüğünü, başkalarına muhtaçlığını insanlara Firavun gibi ayet olarak göstermiş oldu böylece.

CIA'nın ABD Başkanı Carter'ı "Bizim çocuklar yaptı!" cümlesiyle müjdelemesi açıkça gösterir ki, bunlar bu toprakların çocuğu değildir. ABD ve Batı'nın çocuğudur.

Netekim iki gün önce zoraki cenaze namazı kılınmaya çalışılan ve hiçbir siyasi liderin katılmadığı namazda "hakkımızı haram ediyoruz" cevabını alması fazla söze hacet bırakmadı.

Buna hayat mı denir? Bütün Fravun'larn akıbetleri işte aynen böyle olacak. Her ne kadar protokol gereği namazı kılınsa da, bu asil millet yapılanları unutmayacak. Bu gerçeği Batı'nın bütün darbeci çocukları görmesi lazım, silahlısı silahsızı, Pensilvanyalısı Taksimlisi... Hakikat en son kendini böyle cascavlak gösteriverir işte.

Kenan'ın başına ne geldi ise Hüsnü Mübarek'in başına da, Sisi diktatörünün başına gelecek de aynıdır.

Bunlar bir simgedir elbet. Tek başına bir anlam ifade etmez.

Nasıl ki Fravun kıyamete kadar bir simge oldu ise bunlar da aynı olacak. Güce tapan Firavun zihniyetliler ve onun takipçilerinin kaçamadıkları son bu.

Musalar, Mursiler, Tayyipler kaybeder gibi görünse de daima kazanırlar.

Madem ki Batı'nın "bizim çocukları" da gitmesi gereken yere gittiğine göre, iki yüzlülüğü bırakıp dürüst olalım ve bu darbe zihniyetinden kalan artıkları da birer birer yok edelim, Anayasamızı sivilleştirelim, YÖK'ü aslına rücu ettirelim, Ordumuzu gerçek misyonu için hazır hale getirelim.

Şehit kanları ile sulanan bu coğrafya sahteleri ve hainleri er yada geç layık olduğu yere gömecektir.

Daha neyi bekliyoruz. İyiler en az kötüler ve hainler kadar cesaretli olsa ülkemizde bir tek pislik, bir tek hain kalmaz.

Ha gayret, biraz daha cesaret!

skayadibi@yahoo.com