YAZARLAR

Tüm Yazıları Bayram Zilan

Hüzünlü bir bayram yazısı...

06.06.2019 00:01

Sanki dünya döndükçe bozuluyor her şey. Teknoloji geliştikçe insan kendi fıtratından uzaklaşıyor. Yaşam formu mutasyona uğruyor.

İlerledikçe geriliyoruz.

Modernleştikçe kopuyoruz birbirimizden.

Eskiden böyle miydi bayramlar?

Gün aşırı çalan kapılar. Ardı ardına dizilmiş, rengarenk giyinmiş cıvıl cıvıl çocuklar yanlarında taşıdıkları torbalara bayram şekeri ile doldurmak için birbirleri ile yarışırdı.

Henüz bayram gelmeden harçlık hesapları yapılır, kaç el öpüleceği ve kimlerden harçlık alınacağı uzun süren çocuk muhabbetlerine konu olurdu.

Arife gününün sevabından nasiplenmek için banyo önünde sıra olurdu. Annelerimizin elinden bol kepçe kafamızdan aşağı dökülen kaynar sularla idrak ederdik ertesi gün tertemiz bir bayram gününe uyanacağımızı.

Bayramlar çocuklar için tarifi olmayan bir heyecan kaynağıydı.

Banyodan sonra yeni alınan ve jilet gibi ütülenerek ertesi güne hazırlanan kıyafetlerimizi (ayakkabılarımız dahil) yatağımıza askeri bir disiplinle dizip başucunda uyumak en büyük keyfimizdi.

Çocukların buluşma yeri McDonald’slar, AVM’ler değildi. Tüm çocuklar kendi sokaklarında buluşur, herkes yeni aldığı kıyafeti birbirine gösterirdi.

İletişim yüz yüze yapılır, herkes birbirinin gözünün içine bakarak, birbiriyle içten kucaklaşarak bayramlaşırdı.

Bayram Namazını eda etmek için babalarının elini tutarak koşar adım camilere giden çocuklar, yeni ayakkabıları kirlenmesin diye yollarda pür dikkat yürürdü. Leke tutan ayakkabılara hemen oracıkta müdahale edilir, temizlenirdi. Zira namazdan sonra çocuklar için ilk iş mahallede toplanıp yeni kıyafet gösterisi yapmaktı. Bunun için kıyafetlerin lekesiz ve tertemiz olması ön şarttı.

Bilgisayarımız, tabletimiz yoktu. Dokunmatik ekran cep telefonumuz da yoktu.

Ama mutluyduk.

Mantar tabancamız, kızkaçıran patpatlarımız vardı.

Evet, belki AVM’lerimiz yoktu.

Ama birbirimizin halini, duygusunu sevincini temaşa edeceğimiz, sevinç ve üzüntüsünü paylaşacağımız sokaklarımız, ortak yaşam alanlarınız vardı.

Sanırım ilk günahı topraktan uzaklaşmakla işledik.

Betonlaştıkça toprak ile temasımız kesildi ve böylece tamamen yapaylaşmaya başladık.

Apartman/site hayatına atıldıkça, gökyüzüne bakmayı ve hayal kurmayı unuttuk.

Beton yığınları arkadaşlarımızla aramızdaki muhabbete Sykes Picot’tan daha çok zarar verdi. Beton yığınları, iki ülke arasına çizilen sınırlar gibi bizi birbirimizden ayırdı.

Şimdi tek tuşla binlerce insan ile bayramlaşıyoruz. Bu sanal bayramlaşmadan elde ettiğimiz tek geri dönüş ise mavileşen tik’ler!

Birbirimizi tanımıyoruz artık!

Dahası kendimizi tanımıyoruz!

Toprağı tanımıyoruz!

Bayramlar, insanların birbirinden uzaklaşıp 5 yıldızlı otellere kaçmak için fırsat olarak görülen günler artık.

Bayramlar, büyüklerin gönlünü ve duasını almak için peşi sıra ziyaret edilen sıla-i rahim günleri değil artık.

Bayramlar, modern Müslümanların birbirlerinden uzaklaşmak için beklenen fırsat günleri artık.

iletişim teknolojisi giderek gelişiyor. Bilgiye erişim kolaylaşıyor.

Ama...

İnsana, varlığa, kalbe erişim zorlaşıyor.

Paylaşım azalıyor.

Bayramlar bayram olmaktan uzaklaşıyor.

Bize de geriye böylesine kahredici nostaljik ve öze dönüş yazıları yazmak kalıyor...

Bayramlarınız bayram olsun!

 

Son Haberler

  • 1

    Şırnak'tan acı haber

  • 2

    Ağaç dikmede rekor hedef

  • 3

    Eminönü alt geçitte temizlik sürüyor

  • 4

    Falcao'lu Monaco Slimani'yi aldı

  • 5

    İdlib'e hava saldırısı

Günün Manşetleri

Tehlikeli hamle! 125 bin asker daha gönderdiler
Türkiye'nin köklü otobüs firması satılıyor!
Çin'den ABD'ye uyarı!
'Pusucu terörist' öldürüldü
Mescid-i Aksa 50 yıldır yangın yeri
ABD'ye ait İHA Yemen'de düşürüldü
Kayyum atanan belediyeye operasyon
Cammu Keşmir'de çatışma
Canlı bombanın yakalanma anı ortaya çıktı
ASELSAN'dan tarihi başarı!
İstanbul'a şiddetli yağış uyarısı
52 bin 265 hisse ihtiyaç sahipleriyle paylaşıldı
Orgeneral Çetin açıkladı: Dağlar teröristlerden temizlendi
Diyarbakır'da uyuşturucu operasyonu
Diyarbakır'da silahlı kavga!