Ne demişti Başbakan Ahmet Davutoğlu: "AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak. Biz buraları faili meçhullere bırakmayacağız."
Bir Allah'ın kulu diyebilir mi ki 13 yıllık iktidar döneminde de aynı şekilde faili meçhuller devam etti diye?
Elbette değil. Ama başbakanın bizim dönemde "Beyaz Toros" dönemi olmadı demesi de tehdit olarak algılandı. Yani ne yapması gerekirdi? "Beyaz Toros" dönemini sürdürse miydi? Kontrgerilla ve JİTEM dönemini bitirmesi mi yoksa bunu bitirdik demesi mi hangisi suç?
"Bizim iktidarımız olmazsa Beyaz Toroslar gelir" demek JİTEM ve Kontrgerillayı bu ülkede biz bitirdik demektir. Bunu Demirtaş da biliyor. Yakın döneme kadar da, hatta 17-25 Aralık sürecine kadar da Kürt solu "barış sürecinin" veya "çözüm sürecinin" yürütüleceği tek siyasal kadro olarak da Ak Parti'yi görüyordu.
Ama buna rağmen "sizin şu an İŞİDiniz var, daha lüks otolarınız var" diye konuyu sulandırmaktadır. El insaf, demek lazım. Çatışmasızlık sürecini birlikte yürütürken neden böyle demiyordunuz.
Yani 13 yıllık iktidarın büyük bir bölümünde çatışmasızlık olmuş, kan durmuştur. Ne zaman ki ülke seçim sath-ı mailine girdi tutup bu dönemi "Beyaz Toros"lu dönemle aynı saymak ne derece ahlakidir?
Nasıl oluyor da "Beyaz Toros"lu yılları o gün kutsayan onlara cesaret veren basın, siyaset ve iş dünyası ile "seçkinci" ve "gezici" Beyaz Türklerle bu gün bu kadar söylem ve eylem birliğine girebiliyorsunuz?
Bu ülkede geçmişi karanlık işlerden ibaret olanların hiç mi suçu yok. Onlar ki "Beyaz Toros"u bu halka "yerli malı" diye dayatanlardır. Onlar ki insanları gece evinden "Beyaz Toros"la alıp yok edenleri besleyen ve koruyanlardır.
"Beyaz Toros"lu JİTEM ve kontrgerillalı günlerin faaliyetlerine son veren siyasi kadro elbette o karanlık günler ile bu gün arasındaki farkı hatırlatacaktır.
Ama bu ülkeyi "Beyas Toros"la yönetenler bunun hatırlatılmasını bile tehdit olarak algılarlar. "Musluktan akan kan"la propaganda yapmak neydi peki.
Ayrıca "Beyas Toros"la evden "alan" devleti kurgulayanlar da onu halka "yerli" diye dayatanlar "yerli otomobil" üretme projeleri ile "sen kim yerli otomobil üretmek kim" diye dalga geçecek kadar da yabancı sermaye taraftarıdırlar.
Kendileri Mercedes'e biner ama Diyanet İşleri Başkanının binmesini yanlış bulur. 13 yıllık iktidarla gelen zenginliğin sonucu olan lüks araçlara binmeyi, duble yolu, uçağa binmeyi bu millete çok görenler elbette yerli otomobile de yerli sanayiye de karşı olacaklardır.
Bunların beslendikleri tek şey "Beyaz Toros" tarzı devlet yönetimidir. Karanlık ilişkilerle yönetilen "Karanlık Türkiye" özlemidir bu.
Karanlık günlerin hakim olduğu "Eski Türkiye"yi özleyenler Ak Parti gitmezse "okul oluk kan akacak", "musluktan kan akacak" diye tehdit etmediler mi?
Kendileri yabancı olan bu "Eski Türkiye" sevdalıları yerli olan her şeye karşı çıktılar.
Yerli olan inançlara, mezheplere, kültürlere, dillere, her şeye ama her şeye karşıdırlar. Onlar için Anadolu'da ne varsa dönüştürülmelidir. Ulusallık ve çağdaşlık adı altında İngiliz emperyalizminin keşif kolu faaliyetleri yürütülmüştür bu ülkede.