Bir Cisim Yaklaşıyor

Küresel ekonomi her geçen gün yeni bir krize doğru hızla ilerliyor.

Bunun en büyük sebebi ise kapitalist sistemin borca ve faize dayalı bir sistem oluşu…

Bugün gelinen noktaya baktığımızda G7 ülkelerinin borcu 50 trilyon dolara doğru hızla ilerliyor.

Korumacı politikaların arttığı küresel ekonomide hızla artan borcun nasıl ödeneceği sorusu bir kenarda dururken ülkeler ve ülke büyüklüğündeki şirketlerin güç mücadelesi her geçen gün şiddetini artırıyor.

Japonya'da gerçekleşen G20 toplantısı devam ederken bir yandan masada pazarlık konusu olabilecek yerler karışıyor.

Diplomatik adımlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan G20 toplantısı vesilesi ile birçok ülke ve uluslararası kuruluşların yöneticileriyle diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi.

Erdoğan'ın görüşmelerinde en önemli konu başlıkları başta Doğu Akdeniz olmak üzere, Suriye meselesi, PKK, DEAŞ ve FETÖ başta olmak üzere terörle mücadele, S-400 hava ve füze savunma sistemleri, F-35 projesi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi oldu.

G20 toplantısının ardından dün itibariyle Çin'e geçen Erdoğan, yarın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bire bir ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirecek.

Çin ile yapılacak görüşmelerin ana gündem maddesi ise ekonomik büyüklüğü 21 trilyon doları bulan ve 65 ülkeyi kapsayan Tek Kuşak Tek Yol projesi olacak.

Ayrıca Çin'den Türkiye'ye yapılacak yatırımlar, Türkiye-Çin arası taşımacılık, ticaret, turizm ve ekonomik alanlarda atılacak yeni adımlar konuşulurken bir diğer yandan da bölgesel konular irdelenecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerek G20'de gerekse Çin'de yaptığı görüşmelerde yer alan konular Türkiye'nin uluslararası en önemli meselelerini oluşturuyor.

Türkiye'nin dönüşümü

Erdoğan'ın attığı diplomatik adımlar Türkiye'nin geleceği için hayati önem arz ediyor.

Son 6 yıldır her türlü badireyi atlatan Türkiye'nin önünde seçimsiz 4 yıl bulunuyor.

Bu bakımdan önümüzdeki süreçte uluslararası alanda daha güçlü olabilmemiz için güç unsurlarımızın kapasitelerini artırmak zorundayız.

Bunun için ise yapısal reform olarak bahsedilen dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız.

Bu yapısal reformlar arasında Binali Yıldırım'ın İstanbul için hazırladığı projeler çok önemliydi.

Bu konuda şunu belirtmekte fayda var ki o da; Binali Yıldırım'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olamaması projelerinin hayata geçmeyeceği anlamına gelmemeli.

Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığı için hayati derecede önemli olan projeler, ilgili bakanlıklar üzerinden hayata geçirilmeli.

Türkiye'nin uluslararası arenada gücünü artırabilmesinin en önemli yolu şüphesiz ki ekonomik bağımsızlığını eline almasıdır.

Bunun için ise Binali Yıldırım'ın seçim sürecinde vaat ettiği Türkiye teknoloji üssü projesi, Biyoteknoloji Vadisi Projesi, Teknoloji Geliştirme Merkezi Projesi ve Gıda Üsleri Projeleri mutlaka hayata geçirilmeli.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hakkını yedirmemesi her ne kadar enerji bağımsızlığı için önemli ise teknolojik bağımsızlığını sağlaması da en az o kadar önemli.

Bunun için ise eğitimden adalete teknolojiden kültür ve sanata her alanda yapısal dönüşümleri gerçekleştirebilmeliyiz.

Ekonomik düzelme için;

Faizlerin, enflasyonun, işsizlik oranlarının, cari açığın, döviz kurunun düşmesi bu dönüşümleri başarıyla sağlayabilmemiz ile doğru orantılı.

Bunları sağlayabilmek için ise milletimizin sadece bilgi seviyesini artırıcı çalışmalar değil aynı zamanda bilinç seviyesini artırıcı çalışmalar da yapılması gerekiyor.

Bilinçsiz bilgi insanların daha bencil, kendi çıkarını sağlamaktan başka bir şey düşünmeyen bireyler olmasına neden oluyor.

Ancak kendi gelir seviyesini artırırken aynı zamanda topluma da fayda sağlayan ve yeri geldiğinde kendi çıkarlarından çok toplumun faydasını düşünebilen insanlar yetiştirilmeli.

Bu anlamda hem milli eğitim müfredatında hem de sinema, tv dizileri, tv programları, sosyal medya kanalları gibi araçlar ile milletin bilinç seviyesini artıracak çalışmalar yapılması önemli.

Sadece kazanmanın değil paylaşmanın önemi de aşılanmalı. Çünkü biz içeride birlik olduğumuz zaman dışarıya karşı güçlü oluruz. Bölünüp parçalanırsak dışarıdan gelecek saldırılar karşısında zayıf düşeriz.

Nitekim bahsettiğim kanallar aracılığı ile bizi zayıflatıp bölme çalışmalarını yapıyorlar. Biz rüzgarı tersine çevirmeliyiz…