Bir FETÖ casusunun mektupları

0

Fuat Avni'yi konuşmaz oldunuz beyler!

Oysa epey umutluydular bu Fuat Avni rüzgarından..

Kahvehaneye gelip ilk işi "Fuat Avni bugün bir şey yazmış mı" diye soran havariler! bilirim...

Liberal görünümlü ittihatçılar, kafa göz yaran, tetikçi, görgüsüz ittihatçılardan farklı olarak romantizme meraklıdırlar. Gezi faşist ayaklanması sırasında tomalardan su sıkan polislere karşı dimdik duran kırmızılı, uzun topuklu, şık kadın fikrine bayılmışlardı. Ertesi gün manşetlerinde yayınlamak için sabırsızlanmışlardı.

Devrimin sembolu kırmızılı kadın!

Vay be..

Analar ne genel yayın yönetmenleri doğurmuş arkadaş!

Bunların Dersim katliamında mağaralarda gizlenen çocukları toplayıp ayaklarından tutup Munzur deresine atanların torunları olduğunu bilmesek valla biz de yutardık bu polimleri.

İşte bu romantik Faşizm örneklerinden biri de Fuat Avni vakasıydı.

1600'lü yıllarda kilisenin baskısına karşı örgütlenme kapsamında "bir Türk casusunun mektupları" olarak isimlendirilmiş el yazmaları dolaşmaktaydı başta İtalya ve Fransa'da daha sonraları tüm Avrupa hatta Amerika'da. Çok sonraları "Giovanni Paolo Marana" tarafından yazıldığı anlaşılan bu mektuplar kiliseyi epey sarsmıştı.

Sanırım hareket noktaları bu oldu. Öyle darbe ile falan değil romantik dokunuşlarla devrilmeli diktatörler. Ahmet Altan abimiz böyle sever...

Yalnız, halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanının yanına yerleştirilmiş Fethullahçı yaverlerle bu işi kotarmak hangi şuursununfikriydi merak ediyorum. Bir yazarla, siyasetçiyle olurduda, bir asker ile "bir Türk casusunun mektupları fırtınasını" nasıl koparabilecektiniz?

Yaver yakalandı Fuat Avni toz oldu…

Başarabildiğiniz tek şey "saraydaki bir Fethullahçı askerin Twitterleri" oldu. Üstelik "ne diktatörü ya! etrafı Fethullahçı askerlerle kuşatılmış zavallı bir adammış bu Tayyip Erdoğan" imajı doğurdunuz. Bakın bu son cümle bana değil bir HDP'liye ait. Noktasına virgülüne dokunmadım.

Adını vermiyeyim. O da hain, caş, tırşıkçı ilan edilmesin...

******

Turgut Özal ile Tayyip Erdoğan arasındaki 5 fark

1-Turgut Özal devlet içinden çıkmış halkın arasına karışmıştır. Tayyip Erdoğan ise halkın içinden çıkmış hala devlet içine karışamamıştır.

2-Turgut Özal devletin içinde kaldıkça kaçınılmaz olduğunu görüp özgürlükçü olmuş, Tayyip Erdoğan ise bir asra yakındır süre gelen İslamcı muhalefet geleneğinin ürünü olarak özgürlükçü olmuştur. Bu açıdan, Kürtlerle, Alevilerle empati kurmuştur. Başörtülünün de, Ermeninin de ızdırabını hisseder.

3-Turgut Özal'ın şansı yaver gitmiştir. Doğru zamanda doğru hamleyi yaptığı için Türkiye siyasi hayatında yer bulmuştur. 80 darbesi olup, Demirel yasaklı olmasaydı, gelebileceği en son nokta Demirel'in yıpranmış ekonomi bakanlığıydı. Tayyip Erdoğan ise bulunduğu noktaya tırnaklarıyla kaza kaza gelmiştir. Erbakan yasaklı olmasaydı da Erdoğan engellenemezdi.

4-Turgut Özal sarayın şımarık çocuğudur. Sıra dışıdır. İçinden geldiği yapıyı iyi bilir, değişim için ısrar ederdi. Yaptığı şeyler üzerinde çok düşünmez pat diye yapardı. Saray çevresi bunlara kızsa bile içeriden biri olduğu için fazla ileri gitmediği müddetçe ses çıkarmazdı.Tayyip Erdoğan ise sarayın dışındaki asidir. Her sözü, her hareketi kuşkuyla karşılanır. Atacağı her adımı ayrıntısıyla düşünüp, tedbirli hareket etmek zorundadır.

5-Turgut Özal entellektüel değildir. Devletin başında geçirdiği uzun yıllar onu her kesime karşı teloranslı yapmış, üzerine bir bilgelik hali sinmiştir. Siyasetçi olmasa muhtemelen işadamı olurdu. Tayyip Erdoğan ise entellektüeldir. Muhalefette çok fazla kalanlarda sıkça görülen bir entellektüelliktir bu. Siyasetçi olmasa büyük ihtimalle yazar olurdu.

*****

Nikola Tesla. Yüzyıl geride miyiz?

Bir şimşek fırtınası sırasında doğan Nikola için "bu karanlıkların çocuğu olacak" diyen ebeye "hayır o ışığın çocuğu olacak" cevabını verir annesi…

Çok mu ileriyiz yoksa yüzyıl geride miyiz?

Türkiye'den bahsetmiyorum. Teknolojide en ileri sayılan ülkeler, mesela United States of America yada Japonya. Teknolojinin ne kadar hızla ilerlediğini söylüyor bir çoğumuz ve bu ülkeler başı çekenler.

Nikola Tesla hakkında bilgi edindiğiniz zaman, aslında yüz yıl geride olduğunuzu düşünmemeniz imkansız.

Bugün kullandığımız radar teknolojisinden internete, kablosuz telofondan X-ray'e kadar bir çok şeyin mümkün olduğunu hatta bugüne kıyasla ilkel de olsa bunları üretebilen bir dehadan bahsediyoruz.

Dünyanın en zengin insanlarından biri olabilecekken ardında önemli bir miktarda borçla New Yorkta bir otel odasında tek başına ölen, zamanının 100 yıl ilerisinde bir insandı Nikolas Tesla.

Geliştirdiği uzaktan kumandalı tekne projesini ABD ordusuna satamaması onun, belkide hepimiz için talihsizlikti. Mühendislik zekasını ticari zeka ile buluşturabilseydi bugün çok farklı bir dünyadan bahsediyor olacaktık.

Tesla'ya ait buluşlarının kendisinden asırlar öncesi yaşayan başkalarına ait olduğunu, Tesla'nın bu bilgilere bir şekilde ulaştığını iddia edenler de var. Nikola Tesla'nın kendisi bile, kendimizi "advance" çağlarda sanıyorken 100 yıl, belkide daha fazla geriye düştüğümüzün kanıtı.

Bugün milyon dolarlar kazanan internet ve cep telefonu firma sahipleri kendilerini Nikolas Tesla'ya borçlu hissediyorlar mı acaba?

O bir otelde tek başına yokluk içinde öldü. Sizin ise "business"iniz çok iyi maşallah…

*****

Söylenmezse eksik kalırdı

"Li vî welatî Kurd nebûn Tirk, lê ew bûn tirkîyeyî. Divê Komar jî, Tirkîye jî bibin tirkîyeyî, ji bo ku ne pelişe û jiyîneke ligel hev bidomîne."

"Bu ülkede Kürtler Türkleşmediler ama Türkiyelileştiler. Devlet de, Türkler de Türkiyelileşmelidir, dağılmamak ve bir arada yaşamak için."

-Abdurrahman Kurt-