Birlik ve Beraberlik İçin 10 Adım!

ABD-İsrail’in sınır tanımaz soykırım ittifakları; kural, hukuk tanımaz saldırganlıkları bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük tedirginliklere yol açtı.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile karısının ABD korsanlığı ile ülkelerinden kaçırılmaları, “birlik ve beraberlik halinde hareket etmekten başka çaremizin olmadığı” yönündeki değerlendirmelerin hemen her kesimden vatandaş tarafından dile getirilmesine vesile oldu.

Evet, milli birlik ve beraberlik havasını oluşturmak şart ama nasıl?

Bu lâfla olmaz eylemle olur.

Siyaset dünyasındaki tarafların bir araya gelip topluma “birlik ve beraberlik” mesajları vermeleri biraz işe yararsa da, meselemizi çözmez.

Arzu ettiğimiz noktaya gelebilmek için “köklü” çözümler üreten adımları atmak gerekir.

Bir ülkenin “AİLE”lerinin kahir ekseriyetinde birlik ve beraberlik havası yoksa, ülke genelinde de kriz olur.

Bizim en büyük gücümüz sağlıklı aile yapısıdır, aile bağlarıdır, aile fertleri arasındaki saygı ve sevgi ortamıdır.

Dedenin, ninenin, annenin, babanın, ağabeyin, ablanın, evlâdın ve diğer yakınların aile içindeki olumlu etkileri ne kadar azalırsa, bağlar da o kadar zayıflar.

Dedelerin, ninelerin, annelerin, babaların bakımevlerine, çocukların “bakıcılara” bırakıldığı, yalnızlığa terk edildiği bir ülkede birlik ve beraberlik havasını nasıl sağlayacaksınız?

Aile öyle bir güvencedir ki…

Allah korusun, bir çocuğun annesi, babası vefat ettiğinde...

Bakacak ağabeyi, ablası olmadığında…

Devreye hemen baba yarısı amcalar, dayılar ve anne yarısı teyzeler halalar girer…

Çocuğun boynu bükük kalmaması, yüreğinin daha da kanamaması için kollarını sıvar, bağırlarını açarlar…

Daha doğrusu açarlardı diyelim.

Şimdilerde, bu bağlar oldukça zayıfladı.

Hâlâ geleneği sürdüren aileler var ama “bireyselleşme”, aileden kopuş o kadar yaygın ki…

Endişelerim gün geçtikçe artıyor.

İnsanımızın varlıklı da olsa “çok az çocuk yapma”, “ya da hiç yapmama” eğiliminde olması büyük sıkıntı.

Birçokları “Bu devirde birden fazla çocuğa nasıl bakacaksın, her şey ateş pahası” diyor.

Ne var ki ekonomik durumları düzgün olanlar da cıvıl cıvıl çocukların dünyaya gelmesini pek de istemiyor.

Birçokları çocuğu “nimet” olarak değil de “külfet” olarak görüyor maalesef.

Çocuğa bakmak külfet, yaşlıya bakmak külfet…

Böyle bir toplum huzur bulabilir mi?

Bizim her şeyden önce “AİLE” meselemizi rayına oturtmamız gerekiyor.

Birlik ve beraberlik havasını temin için başka çaremiz yok!

BUNLAR YAPILIR İNŞAALLAH

Türkiye’nin daha fazla gecikmeden atması gereken adımlar var:

1- Çocukların, gençlerin manevi bakımdan güçlendirilmesini sağlayacak çalışmaların Milli Eğitim, Diyanet İşleri Başkanlığı ve milli sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile yapılması, mevcut çalışmaların etkinliğinin arttırılması. 12 yıl mecburi eğitim ve ille de üniversiteleştirme yönlendirmelerinden vazgeçilmesi,

2- Meslek sahibi gençlerin oranının hızla arttırılması (Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, genç istihdamını ve meslek sahipliğini arttırmaya yönelik bir müjde paketi açıkladı. Önemli ve güzel adımlar. Devamı gelir dilerim.)

3- Evlenmelerin önünü tıkayan sebeplerin azaltılması,

4- Medya organlarının şiddeti, israfı, diğer zararlıları özendiren yayınlardan uzak durmalarının sağlanması,

5- Gelir adaletinin mümkün mertebe sağlanması,

6- -İktidar ile muhalefet arasında "hassas milli konularda" mümkün olan en geniş çerçeveli mutabakatın temini için gerekli adımların atılması,

7- Ev hanımlığını teşvik eden uygulamalara ağırlık verilmesi,

8- Siyasetçilerin, üst düzey bürokratların, kanaat önderi olarak öne çıkanların israf, lüks yaşam görüntüleri vermelerinin önüne geçilmesi,

9-Dini ya da ideolojik hassasiyet sahibi olan kesimleri rencide edecek söylemlerden kaçınılmasını temin edecek atmosferin oluşturulması,

10- Sosyal medya bağımlığını azaltacak tedbirlerin alınması. (Bu konuda da atılmaya çalışılan güzel adımlar var. Devamı gelmeli.)