Kaçınılmaz savaşlar geliyor. Gelmesi de kaçınılmaz zaten. Savaşların gelmeyeceğini düşünmek asıl kaçınılması gereken...
Bin yıllık hesaplaşma, tarihin belirli dönemlerinde artarken, belirli dönemlerinde azalmış, ama hiçbir zaman yok olmamıştır. Kıyamete kadar da, bir başka ifade ile Roman'ın fethi gerçekleşinceye kadar da devamedecektir. İslam alemini belirli aralıklarla kan gölüne çeviren Haçlı ruhu hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.
Dün nasılsa bugün de aynıdır...
Kur'an ve Sünnet bize gizli ve açık düşmanların özelliklerini apaçık bir şekilde anlatmış. Onlara karşı sürekli uyanık olmamızı, onların silahlarından daha güçlü silahlarla hazırlıklı olmamızı istemiş, cihadı emretmiştir.
Düşmanların gerçek niyetlerini, ondört asır önce anlatmış. Asıl mesele bizim İslam'ın bayraktarlığını yeniden ele alcağımız korkusu. O yüzden bu derece arsızlar, bu derece pervasızlar, bu derece İslam Alemine sırtlanlar gibi saldırmaktalar.
Nefeslerinin çok yakında kokacağını farkeden aynı Haçlı zihniyeti şimdi de Suudi Arabistan'ın Batı bankalarındaki mal varlığına göz diktiler.
Hesaplaşma devamedecek, taki mazlumlar, ezilmişler silahlanıncaya kadar...
Bölgenin kalbi ve başı olan Türkiye'yi yeniden yüzyıllık bir köleliğe mahkum edebilmek için yapılan bütün girişimler, saldırılar başarısızlıkla sonuçlanacak.
Din düşmanlarının kısacası hertürlü oyunları, planları, tuzakları, "Tuzak Kuranların En Hayırlısı" tarafından 15 Temmuz'da bozulmuş, onları kahrı perişan edivermişti, hatırlarsak.
Ümmetin geleceğine ihanet etmenin cezasını yakın bir gelecekte bütün dünya ibretle okuyacak...
Birleşmiş Milletlerin işlevsizliğini Cumhurbaşkanımız bütün dünyaya haykırıyor. Mazlumlar seviniyor, zalimler ve düşmanlar kuduruyor...
"Adalet" diyor, "insanlık" diyor, ezilenlerin de insan olduğunu, gurur-kibir heykellerinin suratına çarpıyor...
Bu durumda savaşın olmayacağını düşünmek kadar büyük bir aptallık olamaz.
Savaş tabiki olacak. Hz. Adem'in yaratılışından beri, Allah'ın yanında olanlar ile O'na karşı olanların sürdürmekte olduğu bir savaş zaten var ve hep olmaya da devamedecektir.
Yurtta sulh Dünya'da sulh yalanına bir asırdır inandırılmaya çalışılan büyük bir Millet vardı. Ama bu millet artık gördü ki yurtta sulhun gerçekleşebilmesi için dünyada sulhün gerçekleşmesi gerekir.
Mazlumların hakkını savunacak güçlü bir "Adalet Devleti" kurulmadan barıştan sözetmek mümkün değildir. Batının anladığı barış, kendilerinin dışıntaki toplumların köleleştirilmesidir. Bu hakikati anlamak için Birleşmiş Milletler'in işleyiş mekanizmasına ve beş daimi üyesine bakmak yeterlidir.
Bize savaşmayı, savaş kavramını, savaşmanın da ibadet olduğunu unutturdular. İnsan nefsiyle savaşır, düşmanları ile savaşır, kalbi ile savaşır, aklı ile savaşır, hepsinden önemlisi, yaratılış gayesi olan dini için savaşır. Savaş bu coğrafyada nefes alabilmek için varoluş mücadelesidir.
Yani hayatın olmazsa olmaz bir parçasıdır.
Savaşmayan zaten yok olmuştur. Yok olmamış ise farkında olmadan zaten köleleştirilmiştir. Entellektüel yolla köleleştirilmiştir.
Köleler savaşmazlar. Savaşanlar da asla köle olmazlar. Köle olmak istemeyen milletler de savaşmak zorundadırlar. Bizim kahramanlıklarla dolu tarihimizde bu kültüre "Cihad Kültürü" denir. Şimdi ise terörizmle savaş deniliyor, demokrasi için savaş deniliyor, insan hakları için savaş deniliyor. Ne farkeder ki? Asıl önemli olan mücadele edip etmediğin, silahlanıp savaşıp savaşmadığındır.
Korkulacak bir durum yok. Asil milletler savaşmaya alışkındırlar, damarlarında akan kan buna hazırdır. Korkulması gereken ise barışın düşmana boyun eğmekle sağlanacağı kölelik ruhudur...
"Hazır ol cenge ister isen sulh-u salah". Özgür olmanın, özgür kalmanın, barışta yaşamanın, güçlü durmanın tekbir yolu vardır. O da atalarımızın yolundan gitmek. İ'layı Kelimetullah için kıtalar ötesine gözümüzü dikmek. Mazlumlar için, hak ve adalet için, var gücümüzle cengde olmak...
Büyük savaşlar geliyormuş, yeni darbe girişimleri olacakmış, dünya üstümüze çullanacakmış. Gelsinler, girişsinler, çullansınlar. Bin yıllık Anadolu tarihimizde bütün bu çapulcuları gübre olarak nasıl bu şehit kanları ile sulanan topraklara gömdük ise, bundan sonra da gömeriz evelAllah. Yeter ki imanımız yüreğimzde sağlam kalsın, yeter ki cenge hazır olalım.
Bize düşen korkmak değil, savaşa hazırlanmak...