Bostan başından havuz başına

16-17 Haziran 2026 tarihlerinde davete icabet özel gündemiyle Malatya’daydım.

Bu güzel şehirde dolu dolu 2 gün geçirdim. İşte Malatya seyahatimden bazı notlar:

REHBER BİR DOST OLUNCA

Kadim dostum Ramazan Boluk aradı. Adıyaman’da olduğumu öğrenince çok sevindi ve heyecanlandı, ardından şöyle dedi:

“Hocam vaktiniz müsaitse Malatya’ya beklerim. Buyurun gelin”

Vaktim müsait idi. Adıyaman’dan otobüse atlayıp Malatya’ya gittim. İyi ki de gitmişim. Ramazan Boluk ağabey bizi Malatya’da öyle ağırladı, öyle ilgilendi ki doğrusu nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.

HAVASINDAN MI SUYUNDAN MI?

Malatya ülkemize ilim, kültür, fikir, sanat, siyaset ve ticaret alanlarında birçok kıymetli ismi yetiştirip armağan etmiş önemli ve güzide bir şehir. İşte bu açıdan bence bu şehrin havasını, suyunu, toprağını irdelemekte ve incelemekte fayda var.

KAYISI ŞEHRİNDE KİRAZ

Ramazan Boluk ağabeyin rehberliğinde hakim bir tepeden Yeşilyurt’un güzelliklerini temaşa eyledik. İtalyan şef Danino’nun tavasına hayran kaldığı o kasabı selamladık. Yeşilyurt parkında kayısı niyetine kiraz, Dilek semtinde dalında dut yedik.

Bostan başını dolaşıp havuz başında Malatya’ya özgü meşhur kâğıt kebabını keşfettikten sonra çayımızı Gündüz beyde su sesini dinleyerek yudumladık.

Boğaziçi Derneğinde Zekeriya Şehgöz hocam ve arkadaşlarıyla AGD il başkanı Ahmet Enfal Metin ve Malatya il müftüsü Ramazan Dolu hocam ile hasbihal etme imkânı bulduk.

ALAMAM ABİ

Gündüz beyde Ramazan Boluk ağabey ve Dursun amca ile çay içiyoruz. Kalkma vakti geliyor. Çaycıyı çağırıyoruz. 3 çay bir su diyoruz. O da “60 TL” diyor.

Biz 100 TL uzatıyoruz 40 TL sini geri veriyor.

“Üstü kalsın” dediğimizde ise tok gönüllülüğünü iki kelimeyle özetliyor:

“Alamam ağabey.“

Askıda çay geleneğimizi hatırlatıp ancak öyle ikna edebiliyoruz verdiğimiz paranın üstünün kalmasına.

KOMŞUSUNUN DİLİNDEN ÇEKMEGİL

Malatya denilince akla ilk gelen isimlerden biri de merhum Sait Çekmegil. Çekmegil’in Çıra’dan çıkan bazı eserlerini okumuş fakat onu yakınlarından dinlememiştim.

Nasibimize kendisi ile uzun yıllar komşuluk yapan Terzi İdris Utni’den dinlemek düştü.

“Merhum Sait Çekmegil nasıl bir insandı?” sorusuna İdris ağabey bakın nasıl cevap verdi:

“Merhum Çekmegil okumayı ve araştırmayı çok seven bir insandı. Doğru bildiği şeyleri olduğu gibi ifade etmekten asla çekinmezdi. Hayranlık uyandıran bir dikkati ve titizliği vardı.5 Vakit namaz üzerinde ısrarla ve önemli dururdu”

DEPREM HAFIZAYI YOK ETTİ

11 ilimizi etkisi altına alan 6 Şubat depreminin en fazla hissedildiği illerimizden biri de Malatya. Verilen bilgilere göre en çok can kaybı Hatay’da en fazla bina yıkımı da Malatya’da gerçekleşmiş. Malatya’da hiçbir şey deprem öncesi gibi değil diyor Malatyalılar. Deprem acı, endişe ve korkuyu şehrin iliklerine kadar hissettirmiş. Depremin etkisini Ramazan Boluk ağabeyin şu cümlesi özetlemeye yetiyor.

“Deprem Malatya’nın hafızasını yok etti”

ANLAMLI TEŞEKKÜR

Yıllar önce sevgili Mustafa Gül hocam vesilesi ile elime ilginç bir tefsir geçti:‘’Okuyucu Tefsiri’’

Tefsiri ilginç kılan şey eserin muhtevasından ziyade müellifi. Evet, bu güzel tefsirin yazarı Sait Çekmegil’in kızı Semra Kürün Çekmegil. Sağolsun arkadaşlar vesilesi ile kendisine ulaştım. Tanışmak istediğimi söyleyince memnuniyetle evine davet etti. Kendisine bir süre misafir olup tanışma imkânı bulduk. Yakın tarihimizde tefsir yazmış bir hanımefendi olması münasebetiyle hanımlara örneklik teşkil eden bu çaba ve gayretinden dolayı kendisine teşekkür ettim.

HASSASİYETE BAKAR MISINIZ?

Malatya İl Müftüsü Ramazan Dolu hocamızın makamındayız. Hocamızın en önemli gündemi deprem vesilesiyle yıkılmış hasar görmüş camiler ve onların yeniden inşası. Söz dönüp dolaşıyor insanımızın camii yaptırma noktasında gösterdikleri gayret ve fedakârlıklara geliyor. Sözün tam burasında hoca öyle bir hatıra naklediyor ki gel de yazma!

“Ankara’da yaşayan hayli yaşlı bir teyze aradı. Bir Cami yaptırmak için bir ömür para biriktirmiş. 80 Milyon TL tasarruf etmiş. Düşündüğü camiyi Malatya’da yaptırmak istiyor. Kendisini ilimize davet ettim.

“Otobüsle gelsem nasıl olur?” dedi.

Ben “efendim, uçağa binmekten korkuyor musunuz yoksa” deyince şu muhteşem cevabı verdi:

“Müftü bey evladım. Otobüs uçaktan daha ucuzdur. Uçağa vereceğimiz parayı yaptıracağımız caminin küçük bir ihtiyacına harcarız”

Dinlediğimiz bu hatıra hem gözlerimizi yaşarttı hem de ümitlerimizi yeşertti.