Bozgunda fetih rüyası

0

26 Temmuz 1953'te Küba Devrimi Lideri Fidel CASTRO ve şimdiki Küba Devlet Başkanı olan kardeşi Raul CASTRO'nun da içinde bulunduğu 100 kişilik bir silahlı grup Küba`nın Santiago kentinde, Küba bağımsızlık savaşı kahramanlarından General Guillermon Moncada`nın adıyla anılan askeri bir kışla olan Moncada'ya saldırdılar. Bu saldırının amacı Amerikancı BATİSTA Diktatörlüğünün devrilmesi, Küba'nın bağımsızlaştırılması ve özgürleştirilmesiydi. Dünya siyasi literatürüne Küba Devrimi olarak geçen ve kurucu babası Fidel'e göre hala süren olayın başladığı gündür Moncada Baskını. Bu baskın sonunda, uğranılan büyük bozgun sonucu Fidel yakalanır ve 15 yıl hapse mahkûm edilir.

O, gece mücadeleyi başlatan yaklaşık yüz kişiden doksanı BATİSTA güçlerince işkencelerle öldürüldü ve kayıp oranı dikkate alındığında tarihin en büyük bozgunlarından birisi yaşandı. 100 kişiden 90'ı demek, 1000 kişiden 900'ü, yüz bin kişiden doksan bini, bir milyon kişiden dokuz yüz bini eder. Yaklaşık 6 yıl sonra, 1 Ocak 1959'da BATİSTA'nın Küba'yı terk etmesiyle tamamlanacak olan mücadelenin başladığı bu bozgunu ve hezimeti, devrimin lideri Fidel, "Zaferin Başladığı Tarih" "Küba Devriminin Doğuşu" ve "Beraat ettiğim Gün"diye tanımlar.

Aslında bireylerin de, toplumların da, mücadelelerin de süreçleri böyle olaylarla başlar ve sonuçlanır. Yeter ki birey ya da toplum kendini sarsılmaz biçimde ideallerine, ilkelerine ve hedeflerine adasın. Bu adanmışlık ve ilkelilik olduktan sonra bozgunda bile zafer ve fetih rüyası görmek, daha da ötesi bu rüyayı hakikat kılmak mümkündür.Tarih bunun örnekleriyle doludur, hemen hemen başarılı her insanın ve hareketin geçmişinde böyle olaylar mevcuttur.

Dünyada yaşamışve hüküm sürmüşen büyük devlet ve siyaset adamlarından, aynı zamanda edebiyatçı olan Babür Şah'ın hayatı yukarıda bahsettiğim bozgunda fetih rüyasının en büyük örneklerinden birisidir.

Asıl adı Zahireddin Muhammed Babür olan Babür Şah, dünyanın en büyük devletlerinden olan ve İngilizlerin işgaline kadar 332 yıl hüküm süren Hindistan'daki Gürganiyye Devletini'nin kurucusudur.Timur Han soyundan gelip, babası, Sultan Ebu Said'in oğlu, Fergana hükümdarı Ömer Şeyh Mirza'dır.

Babür Şah, 14 Şubat 1483'te Fergana'da doğdu. 1493'te babasının ölümü üzerine, Fergana hükümetine varis oldu. 1511 Ekiminde Semerkant İmparatorluk tahtına oturdu. Bir ay sonra Taşkent'i, Buhara'yı aldı, bütün Maveraünnehir'e hakim oldu. Fakat çok kısa süre sonra Özbekler tarafından ata yurdundan kovuldu, devletini kaybetti.

Bu trajik bozguna uğrayan ve büyük devletini, ata yurdunu kaybeden aynı Babür Şah, yılmadı ve geçilemez denen Hayber Geçidi'ni 1519'da aştı ve Hindistan'a girdi.Pencab'a düzenlediği beşsefer sonunda bütün kuzey Hindistan'ı fethetti. 1525'te Hindistan'ın tamamını fethetmek üzere Kabil'den ayrıldı. Paniput Meydan Muharebesinde Sultan İbrahim Ludi'nin 100.000 asker ve 1.000 filden müteşekkil büyük ordusunu yendi. Bu zaferle Babürlüler (Gürganiyye) Devletini kesin olarak kurdu (1526) ve bu devlet yaklaşık 4 asır Hindistan'a egemen oldu.

Babür Şah, 25 Aralık 1530'da Agra'da öldü ve vasiyeti üzerine pek sevdiği Kabil'e götürülüp, orada gömüldü. Âlim, edip bir lider olan Babür Şah'ın bence büyük imparatorluğundan da daha büyük olan eseri, kendi hayatını ve yaşadıklarını anlattığı Tüzük-i Baburî (Babürname) adını verdiği kitabıdır. Babür, Türkçe'den başka pek mükemmel surette Farsça, Arapça ve Moğolca biliyordu. Ölümünden sonra "Hazret-i Firdevs-Mekani" ve "Hazret- i Giti-Sitani" (Cihan Fatihi) diye anılmıştır.

Dünyanın genelinde üç asırdır Müslümanların, zahiren toptan ve baştan mağlup olarak başladıkları ve ilan edildikleri mücadelelerde; hadiselerin birdenbire değişip çok kısa süre zarfında galibiyete, zafere ve başarıya dönüşeceğine inananlardanım.

3 Temmuz'da Mısır'da adil ve temiz seçimler sonucu işbaşına gelen Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Muhammed MURSİve İhvan-ı Muslimin hükümeti askeri cunta tarafından devrildi. Adalet ve Hürriyet sevdalısı Mısırlılar bu dayatmaya ve darbeye itaat etmediler. Sokaklara, meydanlara çıkarak gasp edilen haklarının iadesini talep ettiler. Bu sivil ve barışçıl isteklere gaddar darbecilerin cevabı vahşet ve katliam oldu. Mısır'da görünürde aynı Fidel'in yaşadığı Moncada yenilgisi gibi bir durum var, ama inşallah işin sonu iyi gelecek, bugün meydanları masumlara mezar edenlerin encamı da Amerikan uşağı Batista'nınkinden beter olacak. Ve yine İnşaAllah, İslam aleminin Mandelası olan MURSİde tıpkı Babür Şah gibi daha güçlü bir biçimde Mısır'ı yönetecek ve tüm Arap alemine yön verecek.

Ne mutlu bozgunda fetih rüyası gören; mücadeleci, azimli, samimi, sabırlı, adil, adanmış, nazik ve vefalı kişilere.

İKİDOĞU ve İKİBATI'nın Rabbine emanet olun...