Bu kadar acı arasında yılbaşı mı kutlayacaksınız?

0

Haydi hepiniz şimdi kırmızı koltuklarda kıçınızı yaya yaya kahve yudumlarken, Hollywood'un sonu "mutlak Amerikan yenilmezliğiyle" biten filmini izlerken "Ah Halep!" duyarı kasın, "vicdancılık" oynayın.

Kaliteden taviz vermeden, zenginlikten, maldan, mülkten, makamdan ödün vermeden, sıcak sudan soğuk suya elini sokmadan, direnmeden, fast foodlardan çıkmadan, marka tutkunluğunu bırakmadan, en iyiyi, en güzeli, en mükemmeli sadece ve sadece kendisi için talep etmekten 1 gram vazgeçmeden üzülün üzülebildiğiniz kadar!

"Mış" gibi yapın, kırmızı puflara ayaklarınızı uzata uzata, kıçınızı yaya yaya, yayıla yayıla.

Üzül-müş gibi, kahrol-muş gibi, ağla-mış gibi, Müslüman-mış gibi yapın!

Konforunuzdan, maymunsu iştahınızdan, hayvansı duygularınızdan, kahrolası imajınızdan vazgeçmeden, cefaya ortak olmadan, emek vermeden, çaba koymadan, ter dökmeden -mış- gibi yapın sadece!

Sizi var eden kültürünüzden medeniyetinize kadar, aslınızdan nüfus cüzdanınızdaki doğum yerine ve uyruğunuza kadar bütün aidiyetlerinizi inkar ederek, onursuzca yaşayarak, geçmişinize, babanıza, atanıza ait olan tüm kadim değerleri, para, makam ve dünyevi olan herşeyle takas ederek geçirin günlerinizi.

Noel Baba'nın tasmalı köpeği olun mesela bir geceliğine.

Hemen burnunuzun dibindeki, yanıbaşınızdaki katliamları, işkenceleri, gözyaşlarını görmeyin. Tokuşturun kadehlerinizi, "şerefe!" deyin sonra, şerefsizliğinize için, aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar için içebildiğiniz kadar. Halep'teki haykırışlar, yakarışlar eşliğinde geriye saymaya başlayın sonra, hiç utanmadan, hiç kızarmadan. Anestezi olmadığı için kafası veya diğer organlarındaki şarapnel parçaları canlı canlı, acı çeke çeke çıkartılan ve bu acıyı bir nebze azaltmak için Kur'an-ı Kerim'den sureler okuyan minik çocukların çığlıkları eşliğinde tepinin, dans edin, eğlenin, keyif çatın, noel kutlayın, düşman çatlatın!

Kulaklarınızı tıkayın acılara, çam ağaçlarınızı süsleyin, en iyi hindiyi sipariş edin, "yılbaşında nerdesin?" goygoyculuğu yapın, en iyi eğlence mekanlarında rezervasyonlar yapın, tatil planları kurun, çıkarın tadını aforizmik hayatınızın, çıkarabildiğiniz kadar. Zevk almaya bakın, acıların kıyısındaki hayatlara aldırmadan, mekanikleşe mekanikleşe...

Keyfini çıkarın kokuşmuş hayatınızın, size dokunmayan yılanı bin yaşatın, kutsaya kutsaya, yücelte yücelte yaşatın, sonra yılansız, akrepsiz, korunaklı hayatınızın tadını çıkarın, anlamınızı yitire yitire, insanlığınızdaan irtifa kaybede kaybede...

Hayasız, onursuz ve şerefsizce çıkarın tadını hayatın!

Batı hayranlığınızı, İngiliz/ce hayranlığınızı, senfoni hayranlığınızı, Hollywood, marka, fast food, teknoloji hayranlığınızı, "vicdanlıyım, saygılıyım, kul hakkı yemem, kul hakkına girmem, empati kurarım" sahtekarlığı ile kamufle edin! Tipik bir Batıcı olun, Batılı gibi yaşayın, kibirli olun, burnunuz 5 karış havada gezin, kendinizi bir nimet, bir b.k sanın. Makamınızı, mevkinizi, koltuğunuzu, titrinizi kutsayın. Oturduğunuz koltuktan aldığınız konjonktürel gücü yahut titrinizi, bir ezme aracı, üstünlük sopası, baskı aparatı olarak kullanın, sağa sola talimatlar yağdırın, "ben falancayım, haddini bil" diskuruyla hareket edin, caka satın, hava atın.

Laikçe yaşamaktan asla taviz vermeyin! Zihninizi, bedeninizi, ruhunuzu sömürgeleştirenlere layık yaşayın. Bohemleşmiş, köhne, küf tutmuş karakterinize halel gelmemesi ve size "modern" denmesi için kırk takla atın, giyinin kuşanın, gezin tozun, yiyin için, mahrum olmayın, eksik kalmayın.

Konforlu, 5 yıldızlı, nazar boncuklu, perfect Müslümansınız siz çünkü, öyle ya!

Hem "Amerikan kültürünün ayaklı franchisingi gibi" yaşayın, hem de size "antiemperyalist, antikapitalist, antikolonyalist" denmesini isteyin.

İslamı ya da Müslümanlığı bir "dolgu malzemesi" olarak kullanın.

Sonra hiç utanmadan, hiç sıkılmadan, hiç haya etmeden, hiç arlanmadan üzül-müş gibi, kahrol-muş gibi, yan-mış gibi yapın!

Onursuz ve şerefsizce yapın bunu!

Ve namertçe yapın!

Karaktersiz ve ahlaksızca!

Hem hiçbir şeyim eksik olmasın diye size ait olan bütün değerleri satışa çıkarın, hem de hiçbir şeyi olmayan Haleplilere "üzül-müş" numarası çekin!

Hem hiçbir şeyden mahrum bırakmamak için kendinizi, türlü maskeler takın, türlü makyajlar yapın, türlü kılıklar değiştirin, su üstünde saman yüzdürün, saman altından su yürütün, sigortalı/stepneli bir hayat yaşayın, hem de herşeyden mahrum kalan mazlumlara hayıflan-mış gibi "saygılı/düşünceli insan" taklidi yapın!

Hadi ordan!

Hass... ordan!

Sizi biliyoruz! Kalu-Bela'dan beridir tanıyoruz!

Yaşadığınız ekstrem hayatınızın da, kompleksli dünyanızın da, lümpen yaşantınızın da farkındayız!

Yavşaklığınızın da, karaktersizliğinizin de farkındayız.

Yaşayın yaşayabildiğiniz kadar!

Noel Baba'nın tasmalı köpeği gibi kutlayın yılbaşını-zı!

Aşağılıkça, şerefsizce, namussuzca kutlayın.

Yukarıdaki tüm yazılanlar, size değil de, Sağır Sultan'a yazmış gibi..

Hiç üzerinize almadan, alınmadan yaşamaya devam edin!

Ama Rabbimizin bu uyarısını da asla unutmayın:

"De ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri" - (Kehf, 29)