Bu, Selahattin Demirtaş Meselesi Değil

Alelade barışlarda taraflar geçmişte yapılan olumsuzluklardan söz etmezler. Bölgesel küçük farklılıklar olsa da hemen hemen her bölgede sağlanan barış süreçlerinde çekilen acıları, yapılan yanlışlıkları hatta ölümleri bile konuşmak barışın tabiatına uygun bulunmaz.

Bir yılı aşkın süredir bizim yaşmakta olduğumuz süreç alelade bir barış değildir. Asırlardır İslam mayasıyla mayaladığımız kardeşliğimizin yeniden ve sahici tesisine çalıştığımız bugünlerde bazı adımlar samimiyetimizin ölçüsü kabul edilir.

Güçlü liderliğin, ülke sevdasının, kardeşlik bağlarının, hakkaniyet ve adaletin kazandıracağı bir geleceğe hep birlikte yelken açmışız. Böyle bir gelecek için somut adımlar kaçınılmazdır. Kavgada yumruk sayılmaz, kuralını farklı bir yönde işletirsek, barışta da yenilen yumrukların hesabı yapılmaz. Kaldı ki bizim sadece bir barış tesis etmiyoruz; kardeşliğin bütün yaralarını sararak “Ke enlem yekün” yani hiç olmamış gibi adımlar atıyoruz.

PKK önceki hafta Türkiye'de bulunan bütün elemanlarını Türkiye dışına çekeceğini açıkladı ve gerekli adım atıldı. Daha önemlisi süreci “Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve MHP lideri Sayın Bahçeli”yi isim vererek “süreç onların öncülüğünde devam ediyor” demeleri barışın önündeki bütün bariyerlerin yıkıldığını, kardeşliği kemiren bütün kemirgenlerin bertaraf edildiğini gösteriyor.

Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşu, Devlet Bey’in devrimlere ilham veren yürüyüşü hakkında tarihin sayfaları, benzer sorunlar yaşayan ve yaşayacak milletlere rehberlik edecek şekilde yazılıyor. Abdullah Öcalan ve DEM Parti kurmaylarının bu sürece pozitif katkıları asırlara damga vuran kardeşliği yeniden tesisinde büyük rol oynadığı da tarihin sayfalarındaki yerini alacaktır.

Dedik ya somut adımlar gerekli.

Evet, PKK’nin, çocukları dağda olan Diyarbakır Anneleri’ni evlatlarına kavuşturmak için isim listesi istemelerinin ardından örgüt içinde buna yönelik çalışmalara girdiğine dair ciddi haberler aldım. Bir an önce bu jestin gerçekleşmesi temennimizdir.

Diğer bir husus Sayın Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da olumlu karşıladığı “Selahattin Demirtaş’ın mahkûmiyetine son verilmesi” çağrısı bu yapıcı jestlerden en önemlisidir çünkü Sayın Demirtaş sembolik önemi olan bir isimdir. Elbette süreç içinde daha güzel gelişmelerle anneler evlatlarına kavuşacak ama Selahattin Demirtaş serbest kalması hedeflerimiz için gecikmemesi gereken kişidir.

Başta söyledim,

Bu sıradan bir barış falan değil, bu bin yıllık kardeşliği binlerce yıla uyarlayarak yeniden kurma hedefidir. Bu süreçte küçük hesaplar yapılmaz, yapılmamalı.

Önümüz kış, Mehmetçiğin karlı dağlardan sıcak yuvalarına dönmesi az mı sevindiricidir? 40 yıl önce dağa giden 18 yaşındaki evladını ömrünün son demlerinde kucaklamak için can atan anneye bu sevinci çok görmek kardeşliğimize yakışır mı?

Devletler duygusallıkla yönetilmez, eyvallah, peki devletleri yönetenler vatandaşlarının duygularını yok saymak zorunda mı?

Demem o ki,

Kürd’ün Türk’ten başka dostu yoktur, Türk de Kürt’ten gayrı dost ararsa ziyandadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Tarih; Türk, Kürt ve Arap bir ve beraber olduğumuzda, birbirimizi Allah için sevdiğimizde, ortak hedeflere doğru hep birlikte yürüdüğümüzde içeride ve dışarıda hangi başarılara imza attığımızın sayısız örnekleriyle doludur…” sözleri her şeyi açıklamıyor mu?

Biliyorum, “Ne verdiniz, ne aldık”çılar seslerini daha da yükseltecekler hatta iyi niyetli bazılarının da kaşlarını çatacakları gelişmeleri yaşıyoruz. Ancak herkes çok iyi bilmeli ki biz tahminlerin çok ötesinde büyük ve o kadar değerli bir geleceği inşa ediyoruz. Bu uğurda herkesin ve her kesimin ortak hedefi olmalı: Barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik.

Bunun dışında yol arayanlar bizden değildirler.