Tarih sadece geçmişte yaşanmış olayların mezarlığı değildir. Tarih aynı zamanda insanlığın vicdanını ölçen bir aynadır. O aynaya baktığımızda kimi zaman yüzümüz kızarır, kimi zaman da utancımızdan gözlerimizi kaçırırız. İşte bugün o aynada gördüğümüz manzaranın adı Gazze'dir.
Kerbelâ denildiğinde aklımıza susuz bırakılan çocuklar, zulme karşı dimdik duran bir avuç insan ve dünyanın sessizliği gelir. Hz. Hüseyin'in ve beraberindekilerin uğradığı haksızlık, asırlar boyunca vicdan sahibi insanların yüreğini dağlamıştır. Her Muharrem ayında gözyaşları döker, "Biz o gün yaşasaydık Hüseyin'in yanında olurduk" deriz.
Peki gerçekten öyle mi?
Bugün Gazze'de çocuklar bombaların altında can verirken, anneler evlatlarının cansız bedenlerini kucaklarında taşırken, açlık ve susuzluk bir silah olarak kullanılırken kaçımızın yüreği gerçekten sızlıyor? Kaçımız rahatını bozuyor? Kaçımız bu zulmü durdurmak için elinden geleni yapıyor?
Daha acısı, gözlerimizin önünde yaşanan bu vahşet günlük hayatımızı bile değiştirmiyor. Bir yanda enkazların altında kalan çocuklar, diğer yanda eğlencelerimiz, keyiflerimiz ve tüketim alışkanlıklarımız... Acı olan sadece zalimin zulmü değildir; mazlumun feryadına alışmış kulakların sessizliğidir.
Belki de Gazze, bize Kerbelâ hakkında bildiklerimizin değil, kendimiz hakkında bilmediklerimizin aynasını tutuyor. Çünkü bugün yaşananlar gösteriyor ki, Hz. Hüseyin'in döneminde yaşasaydık büyük bir kısmımız Yezid'in safında olurdu. Bir kısmımız ise kalbi Hüseyin'den yana olduğu halde menfaatleri, korkuları ve suskunlukları nedeniyle Yezid'in ordusuna güç verirdi. Hüseyin'in yanında durmanın bedelini göze alabilenler ise dün olduğu gibi bugün de azınlıkta kalırdı.
Kerbelâ'yı anlamak, sadece gözyaşı dökmek değildir. Kerbelâ'yı anlamak; zulmün karşısında durmak, mazlumun yanında saf tutmak ve bunun bir bedeli varsa ödemeye hazır olmaktır. Aksi halde Hüseyin sevgisi dilde kalır, vicdana inmez.
Bugün Gazze yanarken, aslında insanlığın vicdanı sınanıyor. Sorulması gereken soru şudur:
Biz gerçekten Hüseyin'in tarafında mıyız, yoksa sadece öyle olduğumuzu mu zannediyoruz?
Çünkü tarih, insanların söylediklerini değil, zor zamanlarda hangi safta durduklarını yazar.