On bir koca gün… Kadim Batı Asya toprakları, modern zamanın en kanlı, en sinsi ve en hesapsız kumarına sahne oluyor. Saldırgan tarafın göklere sığmayan teknolojik üstünlüğüne, "yedi düvelin" desteğine ve mühimmat sağanaklarına rağmen; evdeki hesabın çarşıya uymadığı, çelik iradenin teknolojiye boyun eğmediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu savaş, sadece cephede değil; zihinlerde, enerji hatlarında ve büyük güçlerin gölgede yürüttüğü diplomasi koridorlarında yaşanıyor.
“Kör Etme” Stratejisi ve Psikolojik Surlar
İran semalarında yankılanan füze ıslıkları, sadece askeri bir hesaplaşmanın değil, bir varoluş kavgasının çığlığıdır. Bakınız, saldırgan güçlerin o şatafatlı radar sistemleri ve erken uyarı ağları bugün adeta "kör ve sağır" edilmiş durumda. Askeri literatürde "kör etme stratejisi" denen bu hamleyle, rakibin tankı değil, doğrudan gözü hedef alınıyor. Orduların gözü kulağı olan bu sistemler bir kez sarsıldı mı, o kibirli toplumların psikolojik surları da yerle bir olur. Bugün Tel Aviv sokaklarında yankılanan ama telefonlara düşmeyen o sirenler, Siyonist katil İsrail ve onun hamisi Siyonistleşmiş Evangelist emperyalist ABD’nin "yenilmezlik" efsanesine vurulmuş en ağır darbedir. Siren sesi duymadan düşen her füze parçası, stratejik bir çaresizliğin tescilidir.
Trump’ın “Gezi” Hülyası ve Ekonomik Kâbus
Hatırlayın; Trump bu kanlı süreci bir "kısa gezi" olarak tanımlamaya başlamıştı. Beyefendi, sanki bir pazar yürüyüşüne çıkar gibi koca bir coğrafyayı ateşe vermeyi hayal ediyordu. Ancak bu "gezi", bugün küresel ekonominin boğazına çöken bir kâbusa dönüştü. Petrolün varili 120 dolara dayanmış, Hürmüz Boğazı’ndan geçen her gıda gemisi bir ateş çemberinin ortasında kalmışken; o çok güvendikleri "tam zafer" naraları, yerini cılız bir ateşkes mırıltısına bırakmak üzeredir. Trump şimdi "İran’ı yendik ama yeterince değil" diyerek aslında içine düştüğü bataktan onurlu (!) bir çıkış kapısı arıyor. Zira petrolün 120 dolara dayanması, ABD seçimleri öncesi Trump için siyasi bir intihar fırtınası demektir. Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılmasının ardından yükselişe geçen petrol fiyatları düşmeye başladı. Brent petrolün varil fiyatı, uluslararası piyasalarda 117 doları gördükten sonra 87 dolar seviyesine geriledi.
Yehud’daki Mesaj ve Bilgi Savaşı
İsrail’in Yehud bölgesinde ölen o iki zavallı Çinli işçi bize neyi anlatıyor? Mesele sadece isabet oranı değildir dostlar! Mesele, devleşen "süper güçlerin" burnunun dibinde hayatı felç edebilme iradesidir. Ekranlarımızda ise yapay zekâ ürünü sahte görüntülerle dünyayı kandırmaya çalışanlar, sahadaki o buz gibi gerçeği örtemiyorlar. Gerçek ile propaganda arasındaki çizgi bulanıklaşsa da sahadaki hakikat değişmiyor: İran, istediği an "vururum" mesajını düşmanın kalbine nakşetmiştir.
Diplomasi Masası ve Büyük Pazarlık
Şimdi diplomasi masaları yeniden kuruluyor. Trump ve Putin’in telefon trafiği, aslında büyük bir pazarlık paketinin habercisidir. Ukrayna’dan İran’a kadar uzanan bu satranç tahtasında her hamle, bir sonrakinin bedelidir. Tahran tarafı ise vakur duruşuyla "Saldırılar durmadan masaya oturmayız" diyerek iradesini beyan ediyor. Devrim Muhafızları’nın "On yıl savaşırız" haykırışı, teslimiyet bekleyenlerin suratına inmiş bir balyozdur.
Sonuç: Barut Kokusu ve Müzakere Masası
Savaşın on birinci gününde artık silahların değil, ekmek ve yakıtın konuştuğu bir noktadayız. Batı’nın bitmeyen iştahı, küresel bir açlık ve enerji krizi korkusuyla terbiye oluyor. Eğer önümüzdeki günlerde bir ateşkes duyulursa, bilin ki bu bir "iyilik" değil; saldırgan tarafın kendi yaktığı yangında kavrulmaya başlamasının sonucudur. Washington “kapasiteyi sınırladık” diyerek zafer ilan edecek, Tahran ise “vatanı çiğnetmedik” diye haykıracaktır. Ancak unutulmasın; bu coğrafyada hiçbir savaş gerçekten bitmez, sadece bir sonraki fırtınaya kadar susar.
Yazımızı, bu şanlı direnişe ve İran’ın nefs-i müdafaaya dayanan haklı direnişine ışık tutan Ayet-i Kerimelerle bitirelim:
- "Ey Müminler! Allah yolunda nasıl cihad etmek gerekiyorsa öylece hakkıyla cihad edin." (Hacc: 78)
- "Müminler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resul'üne iman etmişlerdir. Sonra şüpheye düşmemişler, Allah yolunda canları ve malları ile cihad etmişlerdir." (Hucurât: 15)
Formun Üstü
Formun Altı