Cemaat Marjinalleşecek!

0

Uzun zamandan beri hükümet ile cemaat arasındaki savaşı izliyorum. Bu savaşın başlangıcına dair şöyle bir kanaat var. "Savaş, hükümetin dershaneleri kapatma kararı alması ile başladı." Veya "Savaş, cemaatin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı sigaya çekmek istemesi ile başladı." Aslında tüm bu yargılar gerçeği kendisi olmaktan uzak… Daha iyimser bir ifade ile gerçeğin sadece bir yüzü...

Türkiye'nin seçilmiş hükümeti ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki savaş, aslında, Cemaatin devlete talip olma isteğinin ifşası ile başlamıştır. Kendini Hizmet hareketi olarak tanımlayan Cemaat, uzun zamandan beri siyaset ile içli-dışlıydı… Cemaat'in aktörleri veya Gülen; Özal, Demirel, Çiller, Bülent Ecevit görüşmeler yapmadı mı? Bu siyasi aktörler üzerinden kendini meşrulaştırmaya çalışmadı mı? Hatta Bülent Ecevit için şefaatçi olacağını cümle aleme deklare etmedi mi?

Cemaat, Devlete Talip…

Eğitim faaliyetini ön plana çıkaran Cemaat, yaklaşık kırk yıldan beri devletin kılcal damarlarına kadar sızmıştır. Polis okullarından, Emniyet'e kadar toplumun farklı kurumunda, artık, cemaat gizli kulakları ve ulakları vardır. Ve tüm bunlar derinlikli bir stratejinin ürünüdür.

Üst bir aklın ürünü olan bu hareketin çift yüzlü bir stratejisi bulunmaktadır. Öncelikle medya ve toplumun kanaat önderlerinden destek alınarak, Cemaatin görünen yüzü olan eğitim faaliyetleri kutsanmış, övgüler düzülmüştür. Bu kutsanmışlık, örtük bir biçimde Cemaatin kutsallaştırılmasını sağlamıştır. Eğitim faaliyetleri ve dünyanın değişik yerlerinde olan okullar, Cemaatin kalkanına dönüşmüştür.

Cemaat Kartvizitinin Faydaları…

AK Parti hükümetinin ilk beş yıllık döneminde Cemaat, Parti ile oldukça iyi ilişkilere sahip olmuştur. Bürokrasi, neredeyse, Cemaatin kontrolüne girmişti. Hatta "Cemaat kartviziti", devletin kapısını açan sihirli bir anahtara dönüşmüştür. Dini bir hareket olarak toplum piyasasında var olan Cemaat, bu süreçte, siyasi bir organizasyona dönüşmüştür. Cemaat, 2007 yılından itibaren aşama aşama Devlete talip olan politik bir yapıya dönüşmüştür. Devlete talip olmak, Cemaat için ağır bir maliyet tablosu oluşturmuştur. Hiç kuşkusuz, bu maliyet tablosunun başında "Cemaatin Paralel Yapı'ya dönüşmesi" ve sempatizanlarının önemli bir kısmını kaybetmesi bulunmaktadır.

Peki, Devlete talip olmak ne demektir? Bir dini Cemaat, devlete talip olabilir mi? Bu süreçte üzerinde durulması gereken asıl sorular bunlardır. Bir cemaatin tıpkı bir siyasi parti gibi devlete talip olması, cemaat ile hükümet arasındaki savaşı veya muhalefeti meşrulaştırır. Cemaati de muhalif bir siyasi partiye dönüştürür. Bundan dolayı Cemaat, iktidarın karşıtı bir konuma düşmüştür. Oldukça trajik olan bu süreç, Cemaatin asli hüviyetini kaybetmesi ile sonuçlanmıştır. Bir sonraki aşama Cemaat'in etkisini iyice kaybetmesi süreci olacaktır. Bu savaş, Cemaat'in iyice marjinalleşmesi ile son bulacaktır.