Cemaat mi, Cemaatçilik mi?

0

Cemaat mi,

Cemaatçilik mi?

İslami bir yaşamı anlamlı kılan temel kavramlarımızdaki

anlam kayması ve hedef sapması

zamanla hayatı taşınmaz kılabiliyor. Kavram

karmaşası, kafa karışıklığına yeni kaosların kapısını

aralamaktadır…

İşte Müslümanların hayatında kilit bir rol oynayan

cemaat kavramı bu gün böylesi bir akıbete

düşer olmuş durumdadır…

Evet, bugün, cemaat dini bir realite midir,

yoksa Müslümanlar üzerinde nüfuz alanları oluşturup,

dünyevi emeller için onları kullanmak

mıdır? Ayrıca modernitenin her örgütlenme biçimini

kendine monte etme peşinde olduğunu da hatırda

tutmak gerekiyor.

Diğer bir zorluk; seküler yaşamın doğası ve

resmi ideolojinin dayatması ile cemaat ruhunun

önerdiği yaşam biçimi ve toplum modelinin Müslüman

zihinde oluşturduğu derin yırtılma…

Modernite ile bilinci yaralı Müslüman birey

için tek başına İslami bir hayatı sürdürebilmek

her bakımdan gerçekten zor… Gerçekten modernitenin

metropollerinde, sanayi atölyelerinde,

resmi ideolojinin eğitim kurumlarında tektipleştirilen

ve yalnızlaştırılan insanın ellerinden kim tutacak?

Neoliberalizmin oluşturduğu değer boşluğunu,

anlam yutumunu aşmak nasıl mümkün olabilir?

İşte bu zor ve acı sorulara cevap ararken,

çözüm peşinde koşarken, karşımıza tüm yorgunluğuna

ve yıpranmışlığına rağmen çare olarak

yine cemaat çıkmaktadır… Çünkü modernite ile

gelen köklü yıkıma karşı durabilmenin imkanı cemaattir…

İnsan çıkara, bireyci, bencil ve dünyacı karanlıklardan

kurtulup gün yüzüne çıkması cemaat

ortamlarının rahmet ve bereket ikliminde mümkün

olabiliyor… Çünkü kişi cemaat potasında olgunlaştıkça,

toplumsal duyarlılığı gelişir, katı bireycilikten,

kolektif bilince erişir…

Sosyolojik bir realite olan cemaat, sosyal

dokuyu örmede, toplumsal sorumlulukları sürdürmede

kişisel kazanımları sosyalleştirmede kilit

bir role sahiptir… Zira cemaat, sosyal bir şemsiye,

kurumsal bir korunak, toplumsal bir kimliktir…

İslami cemaat, marufun örgütlenmesidir… Örgütlü

iyiliğin diğer adıdır.

Ortak aklın bir üst kimlikte karar kılması,

ortak bir irade ile değer üretmesi ortak bir kaderle

ebede odaklanmasıdır. Cemaat, yoldan çıkmamak

için birlikte yola çıkmaktır… Ayrımcılığı, anlamsızlığı,

eziyeti, ataleti aşmanın yolu aşkın bir cemaat

ruhu ile mümkündür… Burada önemli olan üyelik

değil aidiyettir… Bir arada bulunmak değil kardeşleşmektir…

Enaniyet ve asabiyetlerin kuşatmasından

kurtulup hareket bilinci ile geleceğe

yürümektir…

Cemaat bir macera değil, ortak bir mecradır…

Zoraki değil ama zaruri bir tercihtir… İradi,

fıtri ve ahlaki bir kabuldür… Rıza-i ilahiye yönelik

müşterek bir kararlılıktır… Güvene ve gönüle yaslanmayan

ceberut cemaatlerin geleceği yoktur…

Kibir ve cebirin kimseyi hakiki anlamda cemaat

adamı yapmadığı malum… Yapsa yapsa cemaatçi

yapar… Ümmetin parçalanmışlığına bir çözüm

arayışı olarak yola çıkan cemaatlerden bir kısmı,

maalesef zamanla kendileri parçalanmışlığın bir

parçası oluverdiler…

Cemaatçiliği cemaate tercih ettiler… Kendilerini

merkeze alan yapılar refiklerini rakip görmeye

başladılar… Cemaat asabiyeti adalet ve ahlak sınırlarını

zorladı, çamur atmakla, cemaat olmak

arasındaki fark fark edilmedi… İş fanatizme kaydı…

Şu an Türkiye ve dünya Müslümanları olarak

"ara cemaat" sürecinde olduğumuzu unutmamalıyız,

birbirimizin hukukunu gözeterek birlikte

"ana cemaat"e uzanabilmenin yollarını aramalıyız…

Birbirimizi ötelemek değil önemsemek durumundayız…

Cemaat insanları tek tipleştirme tezgahı değildir…

Cadde-i kübrada kendimiz kalarak, birbirimize

tahammül ederek, ana istikameti ıskalamadan

birlikte yürüme sanatıdır…

Yani vasati olan… Vahdeti önceleyen… Vazifesini

bilen bir cemaat gerçeğine muhtacız… Bir cemaat

ancak onu üreten öze bağlı kaldığı, hakkın emrinden

hareketle halka hizmet etme esasından şaşmadığı

sürece asli yapısı içinde kalabilir… Şayet cemaat

yakaladığı gücü ile varoluş amacını, ulvi hedeflerini

riske sokacak tarzda ticari ve siyasi kazanımlara

transfer ederse ideallerini tüketmiş olur…

Din gayreti ile muhtesiplerini dünyevileşmeye

razı eden bir mekanizma ortaya çıkar… Ya da

sistem içi mücadelede, değer merkezli ilkeli duruşunu

koruyamadığı zaman varlık nedenine kast

etmiş olur…

Muhafazakarlaşma ve sekülerleşme modern

zamanların cemaat yapılarını tehdit eden en ciddi

risk alanlarıdır…

Tüm zorluklarına ve olumsuzluklarına rağmen,

kulluğumuzun sürekliliği ve sağlığı açısından

cemaat bir vucubiyet arz ediyor, cemaatsizlik bir

risk ve vebal olarak görünüyor… Öyle ki bir cemaat

ortamımızın bulunmasa bile her birimiz kendimizi

hükmen bir cemaat adamı kabul etmek durumundayız...

Çünkü bu potansiyele ve bu bilince

sahibiz… Yoksa modern yaşam tarzı bizi şeytanla

bir arada yaşamaya alıştırıyor…

İşte cemaat, şeytanla bir arada yaşamaktan

istiaze edip, birlikte Allah'a sığınmaktır… Yığın

olmaktan kurtulup, yüreklerimizi birbirine yaslayarak

yarınlara yürüyebilmektedir… Yüce idealleri

olanların, yalnızlaşmaları kabul edilemez…

"Rabbim beni tek başıma bırakma…" (Enbiya–89)