Cemaatten Gülenizme

0

Dini grup, dini yönelişlerden kaynaklanan gruplaşmaların genel adıdır. Grubu oluşturan ana motivasyon kaynağı, din veya dinin farklı bir yorumunun ön plana çıkarılmasıdır. Bu farklı yorum, bazen ahlak merkezlidir, bazen de siyaset… Modern insanın anlam ve arayışına kaynaklık eden bu dini gruplar, aynı zamanda bu topraklarının hoşgörü ikliminin hem nedeni hem de sonucudur. Esasında bu dini grupları oluşturan tarikatlar ve cemaatler, bu topraklara ruh aşılayan sivil birlikteliklerdir. Anadolu'yu mayalayan manevi ruhtur.

Çok partili dönemde demokratik kültürün gelişmesi, 1970'li yıllardan sonra yaşanan hızlı kentleşme, sanayileşme, modernleşme ve küreselleşmeyle beraber dini gruplar, tarikat ve cemaatler, modern insanın kutsal sığınağına dönüşmüş ve hinterlandını oldukça genişletmiştir.

Ancak post modern zamanlarda bu geleneksel yapılar, kutsal anlamını kaybetmeye ve yeni formlara bürünmeye başlamıştır. Dinin farklı bir yorumundan kaynaklanan bu birliktelik, kutsal amaçları ıskalamanın yanı sıra; kutsallıkla renklendirilmiş siyasal gayeleri ön plana çıkarmıştır.

Tabiri caizse Tanrı dünyayı yeniden fethediyor gibi görünürken siyasal olan, alanını ve gücünü genişletmiş, ahlaki olan arka plana düşmüştür. Amaç araca dönüşmüştür. Bu süreçte din, siyasalın değirmenine su taşıyan manevi bir motivasyona dönüşmeye yüz tutmuştur. Siyasal beklentiler, neredeyse, dinin anlam ve güzergahını tayin eder hale gelmiştir.

Türkiye, şu sıralar farklı bir problemle karşı karşıya… Türkiye'nin en organize dini gruplarının başında gelen Fethullah Gülen Cemaati ile hükümet arasında derin bir savaş yaşanıyor. Küresel bir hareket olan Gülen Cemaati, Tayyip Erdoğan'a olan küresel öfkenin aktörlüğünü ve taşeronluğunu üstlenmiş durumda.

Gülen Cemaati'ndeki şahinlerin oluşturduğu Paralel Yapı, öncelikle hükümete yakın siyasi ve ekonomik aktörleri baskı altına almaya çalıştı. Ardından da internethaber.com yazarı Süleyman Özışık'ın yazdıklarına bakılırsa, Erdoğan'ı düşürmek için darbeye teşebbüs etti. Özışık'ın ifadesiyle polislere şöyle talimatlar verildi: "Bilal Erdoğan'la beraber, terör örgütü PKK ile herhangi bir yasal dayanak olmaksızın pazarlık yapan-yaptıran Başbakan'ın koluna kelepçe takarak konutundan çıkarın!" Gelinen aşamayı ve ortaya serilen cüreti görebiliyor musunuz?

Kabataslak iki yüz yıldan beri büyük sancılar yaşayan Türkiye, son dönemde yapmış olduğu büyük hamlelerle tarihteki yerini yeniden almaya ve varlığını hissettirmeye başlamıştı. Bir taraftan kendi iç sorunlarını demokrasi ve özgürlükler perspektifinden çözümlemeye çalışırken, bir taraftan da etrafındaki ateş çemberini aşmaya çalışıyordu. İnsanı ve ahlaki olanı ön planda tutan siyaset ve diplomasi yürütüyordu.

Gelinen aşamada Türkiye'nin en güçlü dini gruplarından birisi olan Gülen Cemaati, özgül ağırlığını ve itibarını kaybetti. Gülenizmin geldiği aşama oldukça ürkütücü. Gülen Cemaat'ini iyi tanıyan bir gazetecilerden birisi olan Ruşen Çakır; Ahmet Şık, Nedim Şener ve Odatv davasından hareketle cemaati şöyle analiz etmişti; "Cemaatçiler, komplo kurmayı çok iyi bilen insanlardır."

Maalesef, hoşgörü ve diyalog söylemini bayraklaştırdığını iddia eden bir hareket, komplocu seküler bir organizasyona dönüşmüş durumda...