Cezaevleri Ve Ceza Sistemi

0

Cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklu sayısı ikiyüzbin'i aştı. Bu sayı cezaevi kapasitesinin oldukça üstünde. Yani ülkemizdeki ceza evlerinin kapasitesi yetersiz kalıyor. Tabii bu durumun bir takım sebepleri var. Öncelikle Feto operasyonlarıyla tutuklanan 40 bin 'den fazla kişi cezaevlerindeki doluluk oranlarını çok fazla arttırdı. Ayrıca bölgemizde cereyan eden savaşlar ve güvensizlik ortamlarının sonucu olarak ülkemize gelen yabancıların sebep olduğu yabancı mahkûm sayısındaki artışlar var. Cezaevlerindeki doluluk oranının artışında önemli bir faktör de Ceza İnfaz Kanununda hükümlülerin yatması gereken sürelerle ilgili yapılan değişiklikler. Yetkililer "Eskiden 10 yıl ceza alan 4 yıl yatıp şartlı salıverilirken şimdi 10 yıl alan 7 yıl yatıyor, bu durum da hükümlünün cezaevindeki yatış süresini neredeyse yüzde 70-80 oranında artırıyor." şeklinde konuşuyor.

Ülkemizde durum böyle de Dünyada nasıl? Dünya genelinde hükümlü ve tutukluların toplam sayısı 10 milyon 350 binden fazla. Birinci sırayı 2 milyon 200 binden fazla hükümlü ve tutuklusuyla Amerika Birleşik Devletleri alıyor. Amerika'yı 1 milyon 650 bin ile Çin ve 640 bin ile Rusya takip ediyor.

Avrupa'nın müreffeh ülkelerinde durum çok daha ilginç bir hal almaya başlamış. Hollanda Adalet Bakanlığı ülkedeki hapishanelerin üçte birinin boş kaldığını duyurarak bu boş binaları başka ülkelerin suçluları için cezaevi olarak kiralayacağını duyuruyor. Ayrıca İsveç'te hapishanelerdeki tutuklu sayısındaki azalma dolayısıyla 5 cezaevi kapatılmış.

Türkiye, cezaevlerinde en çok tutuklu ve hükümlü barındıran, dünya genelinde dokuzuncu, Avrupa'da ise Rusya'dan sonra ikinci ülke konumunda bulunuyor.

Birleşmiş Milletler'in Uyuşturucu ve Suç Ofisi'ne göre cezaevlerindeki kapasite sıkıntısı dünyada tüm cezaevi sistemlerinde görülen bir sorun. Bu sorun birçok insan hakları ihlaline yol açabiliyor. Cezaevlerinde kapasitenin aşılması sorunu ve beraberinde getirdiği insan hakları ihlalleri yeni cezaevleri yaparak mı önlenmeli?

İsveç'te bu alanda yapılan uygulamalar hayli yol gösterici. Cezaevlerinde tutuklulara karşı iyileştirme ve topluma yeniden kazandırma amaçlı programlar uygulanıyor. Bu programlar, bir iş öğrenme ve çalışma, eğitim alma veya tedavi programları şeklinde planlanıyor. Her bir tutuklunun bu programlara katılımlarını sağlamak için ayrıca çaba gösteriliyor.

İsveçli yetkililer başarılarını şöyle anlatıyorlar: "Bazı mahkumlar ilkokulu bitirmemiş. Okumak veya bir meslek edinmek istiyorlar. Cezaevlerinde özellikle ağaç ve çelik gibi ürünlerin yapımı için geniş çaplı üretim faaliyetimiz, atölyelerimiz var. Tüm bunların tek amacı var. O da mahkumların serbest bırakılmalarından sonra topluma sağlıklı bir şekilde entegre olmaları. Mahkumların geldikleri ilk gün cezaevinde zamanlarını en verimli bir şekilde geçirebilmeleri için ne yapmamız gerektiğini tartışıyoruz ve bir plan yapıyoruz, mahkumlarda buna dahil oluyor. Bizim için iki şey önemli, birincisi insanların eğitimlerinin olması ikincisi hapisten çıktıklarında iş bularak kendilerini geçindirebilmesi. Bu cezaevleri politikamızın temelini oluşturuyor. Ayrıca insanların hangi suçu işlediğinden bağımsız olarak onları motive etmeye çalışıyoruz."

Yeni cezaevleri yaparak değil suçlulara yönelik rehabilitasyon politikaları ile suç oranını düşürmek herhalde makul ve erdemli olan seçenektir.