YAZARLAR

Tüm Yazıları Cihad Artan

Beka Meselesi

14.03.2019 08:34

Dünya çok sancılı bir dönemden geçiyor. Egemen güçler arasında başlayan savaş hız kazanmış durumda. Taraflar coğrafyaları menfaatlerine göre şekillendirmek isterken, para oyunlarından teröre, ısmarlama ayaklanmalardan devşirme yönetimlere kadar sayısız enstrümanı kullanmaktan da geri kalmıyorlar. Bunun bir yansıması olarak zaten Ortadoğu, Afrika ve Akdeniz’deki gelişmeler herkesin malumu. Diğer tarafta da Pakistan, Hindistan, Afganistan üzerinden tüm Orta Asya ve ÖZELLİKLE D.TÜRKİSTAN bölgesinde stratejik hesapların yapıldığı ayan beyan ortada. Asıl aktörleri sorarsanız, ABD müesses nizamı ve küresel ailelerin karşı cephelerde başı çektiği; Çin, Rusya, İngiltere, İsrail ve Avrupa ülkelerinin ise DEĞİŞİK KONFİGÜRASYONLARDA saf tuttuğu artık sır değil. Fakat kimine göre “daha fazlası”, kimine göre “yeni dünya düzeninin tek elden hâkimiyeti”, kimine göre de “Armegedon hedefi” güden bu savaşın, insanlığı bilinmez bir akıbete doğru sürüklediği kesinlikle tartışılmaz.

Anlattıklarımız biraz kafa yoranlar için yeni şeyler sayılmaz aslında. Yurt içi ve yurt dışındaki birçok araştırmacıdan da aynı çizgide yorumlar duymuşsunuzdur. Lakin söz konusu çatışmaların MÜSLÜMANLARIN YAŞADIĞI COĞRAFYALARDA ve yine Müslümanlar üzerinden sürdürülmesi, çoğumuzun üzerinde pek durmadığı önemli bir hususa dikkat çekmektedir. Zira geçmişten beri, Müslüman dünyayı bir şekilde karıştırmaları ve Müslümanları kendi hesaplaşmalarına kurban etmeleri, oldukça düşündürücü bir tabloyu de gözler önüne seriyor. Bunun sebeplerini Müslüman ülkelerin; KURAN VE SÜNNETİN hakikatinden uzaklaşması, özgürce bir SÖYLEM GELİŞTİREMEMESİ, ZAAFLARININ ESİRİ OLMASI, içerisinde BİRLİK SAĞLAYAMAMASI türü gerekçelerle özetleyebiliriz. İşte o yüzden de çeşitli sebeplerle kirli tezgâhlara düşüp, “emperyal hesaplaşmanın bir parçası haline gelmekten kurtulamadıkları” biçiminde bir yorum yapmak kaçınılmaz oluyor.   

Bu durum dünde böyleydi, ne yazık ki şimdilerde de farklı cereyan etmiyor. ABD’nin, Çin’in ve/veya İngiltere’nin, Fransa’nın yahut İsrail’in… BUGÜN AYNI YOLU İZLEDİĞİ düşünülürse; Müslüman dünyanın ileride tamamen kuşatılması, topraklarının bölünerek kaynaklarına çökülmesi gibi kirli bir tabloyla karşılaşma ihtimali kendiliğinden beliriyor. Belli ki Türkiye bu tezgâhı gördüğü ve 2000 yıllık devlet tecrübesiyle hareket ettiği için hedef tahtasında yer almakta. Keza tarihin yüklediği misyon gereği ÖZÜNE YAKIŞIR BİR DURUŞ SERGİLEYEN Devletimizin, birilerince boyun eğmesinin amaçlandığına yakın geçmişte (Gezi, 17-25 Aralık, 15 Temmuz, ekonomik tehditler…) hepimiz şahit olduk. Yoksa Mısır, Irak, Suriye, K. Afrika ve Balkanlar’da ağırlığını koyan, planlarını bozan, kısacası “arı kovanına çomak sokan” Devletimize bunun bedelini ödetmek istedikleri inkâr edilemez.

Hal böyle olunca şu aralar dışarıdan birilerinin Devletimizi tehdit etmesi, ekonomimizi gözüne kestirmesi, Suriye’de terör koridoru hayali kurulup teröristlere silah göndermeye hala devam etmesi, yukarıdaki zikrettiklerimizin tipik bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Fakat bunları “göz ardı etmediğini” ifade eden bazı aydınların, Ezan’ın ıslıklandığı, tesettürle ilgili aşağılayıcı ithamların dolaştığı, Kürdistan ifadeleriyle meydan okunduğu ve Bayrak hazımsızlıklarının tavan yaptığı bir ortamı, beka konusu ile bağdaştıramaması da oldukça ilginç. Oysa 31 Mart’ın Bir GELECEK MÜCADELESİ, bir BEKA MESELESİNİN parçası olduğu gayet açıktır. Pusuda bekleyen belli mihrakların, onulmaz yaralar açmasına fırsat vermemek için ise ELZEM. Öyle ki Sn. Cumhurbaşkanımızın; “15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar; güney sınırımızda terör devleti kurmak isteyenler; Filistin'e, Gazze'ye, Kudüs'e, Yemen'e, Balkanlar'a, Türkistan'a kol kanat germemizden rahatsız olanlar; bizi Doğu Akdeniz’deki enerji pastasından uzakta tutmak isteyenler; umutlarını Türkiye'nin ekonomik, askeri, siyasi, diplomatik olarak tökezlemesine bağlayanlar dört gözle 31 Mart'ı bekliyor” açıklamaları üzerine de fazla söze hacet kalmamaktadır. 

Vesselam…

 

Milat Ailesi iftarda buluştu

Milat ve Yenisöz ailesi, 8. kez düzenlenen geleneksel iftar programında bir araya geldi. Ertuğrul Gazi Parkı Osmanlı Konağı'nda gerçekleştirilen iftar programına Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Adakoğlu, Medya Grup Başkanımız Ahmet Zeki Gayberi, Genel Yayın Koordinatörümüz Serdar Arseven, Ankara Temsilcimiz Bayram Zilan ve Milat ve Yenisöz yazarları katıldı.

Kudüs'e giriş engeli

BİM 10 Mayıs aktüel ürünler indirim kataloğu!

Türkiye'deki marketler zincirinden biri olan ''BİM'' 10 Mayıs Aktüel İndirim ürünler kataloğu yayınladı. 10 Mayıs 2019 tarihi için indirimde olan ürünleri haberimizde bulabilirsiniz. İndirimli ürünler hangileri? Kampanya ne kadar sürecek? Öğrenmek için haberimizi okuyun.

Anadolu Savunma 'Seyit' ile görücüye çıktı

Assange'a böyle götürüldü

Korkuluk dediğin böyle olur

Nükleer ve kimyasal tehditler insansız araçla tespit edilecek

Türk savunma sanayisinde insan hayatını tehdit eden kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) risklerin tespiti ve koruyucu tedbirlerin hızla alınmasına yönelik milli bir sistem geliştirildi.

Aşırı sağcı lider Kur'an-ı Kerim'i yırtıp yere attı

Finlandiya'da aşırı sağcı Önce Finlandiya İnsanı Partisi (Suomen Kansa Ensin) Başkanı Marco De Wit, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine yönelik çalışmalarında Kur'an-ı Kerim'i yırtıp yere attı.

Doğu Ekspresi ile baharda yolculuk bir başka güzel

Seyahat ve gezi tutkunlarının yanı sıra üniversite öğrencilerinin de ilgi odağı olan, Ankara ile Kars arasında sefer yapan Doğu Ekspresi, ilkbaharda güzel manzaralar eşliğinde yolculuk imkanı sunuyor.

Marangoni etkisi nedir

İki sıvının farklı yüzey gerilimleri neticesinde birbirleri arasındaki kütle transferine Marangoni Etkisi denir.