CİHADIN ÇEŞİTLERİ

0

Cihad, bazılarının zannettiği gibi bir savaş değildir. Savaşı da içine alan, barış ve islah merkezli kavramdır.

Mal ile Cihad: İnsanın hayatını sürdürebilmesi için maddi imkanlar gereklidir. Ancak müminler maddiyatın hep hayırlısını isterler. Ve Rablerinin kendilerine verdiği bu rızıktan diğer insanları da faydalandırırlar. Bu çerçevede Müminlerin üzerine düşen önemli bir görev de, Allah rızası için gerektiğinde mallarıyla Cihad etmeleridir.

Düşman saldırısına karşı ve müminlerin bir taarruzu durumunda silah, mühimmat, teçhizat gereklidir. Herkes aynı imkana sahip olmadığından, zenginlere daha büyük görev düşmektedir. Asrı Saadette, böylesi durumlarda, sahabe, tüm imkanlarıyla seferber olmaktaydı. "İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır." (Enfal 8/72)

Can ile Cihad: Allah yolunda mücadele ederken yapılacak en büyük bir fedakarlık da kişinin canını ortaya koymasıdır. İslam davası canını tereddütsüz bir şekilde feda edecek insanlarla devam edebilir. Tevhid mücadelesinde başta peygamberler olmak üzere, onların arkadaşları, inananlar, hep örnek ve destansı bir yaşam sürerek Allah'ın adını yüceltmişlerdir. "Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz." (Saff 61/10-11) "İman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır." (Tevbe 9/20)

Sahabiler ve sorumluluk sahibi müminler, tarih boyunca İslam'ı yaymak, Allah'ın rızasını elde etmek, şehadet mertebesine ulaşmak için seve seve canlarını vermişlerdir. Bu noktada hiçbir tereddüt göstermemişlerdir. Allah yolunda Cihad için Mekke-Medine'de oturma yerine ulaşılabilecek tüm yerlere giderek Hakkın bayraktarlığını yapmış ve bu uğurda canlarını feda etmişlerdir.

İlim/Kalem ile Cihad: En önemli cihad yollarından biridir. Bu yöntem de mal ve can ile Cihad etmek kadar önemli bir yoldur. Tebliğ ve davet faaliyetinin bir şubesidir. İnsanları cehaletten kurtarmanın ve İslam'ın aydınlığıyla tanıştırmanın ince ve narin yoludur. "(Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir." (Nahl 16/125) "(Evrensel uyarıcılık görevini sana verdik.) O halde, kafirlere boyun eğme ve bununla (Kur'an ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir cihad ver!" (Furkan 25/52)

Allah Resulü (sav) herkese anlayacağı bir üslupla konuşur, hikmetle, güzel sözlerle ve Kur'an hakikatleriyle hidayete çağırırdı. Bu yöntem her zaman var olması gereken bir yöntemdir fakat tek yöntem değildir. Fiili saldırıların kesinleştiği ortamlarda, güzel söz ve hikmetin etkisi olmaz. Güzel muameleyle fiili cihad başlar.

Dünyanın küçüldüğü, insanların medya yoluyla biçimlendirilmeye çalışıldığı günümüzde ilimle, kalemle, bilgisayarla, her türlü kitle iletişim araçlarıyla İslam'ın anlatılması büyük bir önem kazanmaktadır. Müminler; Kur'an ve Sünnet çizgisinde yayın yapan kuruluşlar tesis etmeli, var olanlara destek olmalıdır. Bilinmelidir ki bu da cihadın çağa uygun bir şeklidir.

Dil İle Cihad: İnsanların etkilenme yollarından biri de dildir, sözdür. Etkili kullanılan bir söz, insanları hatta tarihi bile değiştirir. Allah'ın dinini anlatma, insanları hakka çağırmanın birinci aşaması dildir. Yani tebliğdir. Tarih boyunca peygamberler, dava misyonerleri bu yöntemi kullanmak suretiyle insanları kendi saflarına çekmeye çalışmışlardır.

İslamî davetin ilk döneminde Peygamber Efendimiz insanları bu yöntemle hidayete çağırmıştır. O çok güzel konuşur, az ve öz konuşur, insanları etkilerdi. Bu yüzden müşrikler, insanları Peygamberimizle muhatap kılmamak için her türlü yola başvururlardı. Hatta vahyi duymamak için kulaklarını tıkarlardı. Yine ilk dönemlerde sesinin güzelliğinden ve insanları etkilemesinden dolayı Hz.Ebubekir'e Kur'anı sesli olarak okumalarını yasaklamışlardı.

Sözün gücünden dolayı Yunus Emre; "Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/Söz ola ağulu aşı/ Yağ ile bal ede bir söz" diyerek bu gerçeğe işaret etmiştir.

Allah Resulü (sav) Medine döneminde, bazı şairlerin İslam aleyhine söyledikleri sözlere karşı kimi tedbirler almıştı. Mesela, Hasan b. Sabit, Abdullah b. Revaha gibi şairlere görev vererek onlara en güzel bir şekilde cevap vermelerini söylemiştir. Bir hadisi şerifte, "Şüphesiz ki Mü'min kılıcı ve dili ile Cihad eder." (Müsned Ahmed b. Hanbel 6/387) buyurarak sorumluluğumuzu göstermiştir.

Zalimlere, zorbalara, kafirlere karşı hakkı haykırmanın en büyük bir cihad şekli olduğunu Efendimiz (as) şöyle belirtmiştir: "Zalim bir yöneticiye karşı hakkı açıkça söylemek, büyük bir cihadtır." (S.İbni Mace K.Fiten 4011)