Zamanın da ruhu vardır. Ve zamanın ruhu; yaşayanların diline, gönlüne, eylemlerine sirayet eder. Heyhat ki biz çocuklardan katiller çıkaran bir zamana; hayatın merhametsiz bir çağına denk geldik. İnsanlık tarihinin daha önceki herhangi bir devrinde görülmediği kadar acıya, gözyaşına ve katliama şahit olduk. Ve artık çocuk yüzlü katillerimiz var.
Binlerce yıllık insanlık tarihinin hangi kesitine bakarsanız bakın, en çok mağdur olanların çocuklar olduğunu görürsünüz. Bugünde değişen pek bir şey yok. Adına modernizm denen bu ilkel hayat, hiçbir değer ve norm tanımadan tüm masumiyetleri yok ediyor. Bir çocuktan bir katil, hatta bir katliamcı çıkarabiliyor. Oysa asla yan yana gelmemesi gereken iki kelime; çocuk ve cinayet, çocuk ve katliam…
Geçtiğimiz hafta yaşadığımız elim hadiseler sonrasında millet olarak büyük bir şok ve acı yaşadık. Ürperdik, irkildik, sarsıldık, ağladık…Ağzı süt kokan çocuklarımız başka çocukların kurbanı oldular. Ders kitapları, beyaz sayfalar ve okul duvarları kanla boyandı. Şahit olanlar için bir daha unutulmayacak bir vahşet manzarası, yürekleri dağlayan bir acı.
Hayat, görmesini bilenler için ibret manzaralarıyla doludur. Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısı ve diğer olası felaketler hakkında yıllardır köşe yazıları yazıyorum, televizyon programlarında bunları ifade ediyorum lakin kimsenin dikkatini çekmedi. Çünkü bu gösteri dünyasında, maskaralık ve ahlaksızlık dışındaki şeyler pek dikkat çekmiyor.
Küçük ve masum bir çocuğu, bir katile ve hatta bir katliamcıya dönüştüren şey neydi? Elbette, bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü sorunun pek çok farklı boyutu ve etkeni var. Nerede hata yaptık derseniz anlamak ve değişmek isteyenler için elbette söyleyecek sözlerim ve yanıtlanması gereken sorularım var. Mesela;
· Çocuklarımızı Allah’ın en değerli emaneti olarak gördük mü?
· Çocuklarımızı sevgi, merhamet ve maneviyat ile büyütebildik mi?
· Hayatın almak ve tüketmekten fazlası olduğunu, onlara anlatabildik mi?
· Onları biz mi büyüttük yoksa YouTuberlar ve TikTokerlar mı büyüttü?
· Onlara bir sınır ve kural koyduk mu?
· Onların hayatına bir anlam ve mana katabildik mi?
· Kabalığın, zorbalığın ve zalimliğin bir hüner olmadığını öğretebildik mi?
· İdeolojilerin değil, bilginin, kalbinin ve aklının yolunu izlemesini telkin ettik mi?
· Onların sahip olmasını istediğimiz ahlaki özelliklere ve şahsiyet özelliklerine kendimiz sahip olabildik mi?
· Onlara sadece akademik başarının değil iyi bir insan olmanın da değerli olduğunu söyledik mi?
· Çocuk olmaları, çocukluk sevincini ve neşesini yaşamaları için onlara yeterince fırsat sunduk mu?
· Argoyu, küfrü, zorbalığı, mafyalığı ve insan öldürmeyi teşvik eden medya ortamları ve içerikleriyle yeterince mücadele edebildik mi?
Hülasa, adına modernlik denen bu ilkel ve merhametsiz çağın ruhu; çocuğun ruhuna ve fıtratına uygun değil. Dört bir yandan çocukların iniltileri ve feryatları duyuluyor. Dünyanın bir yerinde organ mafyaları mülteci çocukların küçücük bedenlerini parçalıyor, bir adada tecavüz şebekeleri çocukların küçücük bedenlerine göz dikiyor, Gazze’de ruhunu şeytana satmış zalimler çocukları soykırımdan geçiriyor ve dijital bataklıklarda yüz milyonlarca çocuğa insan öldürme talimleri yaptırılıyor…
Alfieri; “Suçu cemiyet hazırlar, fert işler” der. Dönün ve hayata bir bakın; katiller de kurbanlar da çocuklar ne yazık ki. Bu çarpık ve kaotik hayatın içinde bir çocuğun ruh sağlığını koruması giderek güçleşiyor. Gelin teslim olmayı değil direnmeyi seçelim. Merhametini ve ahlakını kaybetmiş bu modern yaşayışa razı olmayalım.
Sözlerimi tamamlarken; Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmenimize ve yavrularımıza Yüce Allah’tan rahmet; mükedder ailelerine sabr-ı Eyyûb dilerim…Milletimizin başı sağ olsun…
Vesselam…