Çocuklarımızı suça sürükleyen faktörler – 3

Geçen iki hafta, çocuklarımızı suça sürükleyen faktörlerden; “sağlıksız aile ortamı” ve “olumsuz sosyal çevre”yi inceledik. Bu hafta ise, “manevî eğitim eksikliği” faktörü üzerinde durmaya çalışacağız inşaallahü teâlâ…

İnsan, sadece bedenden ibaret değildir. Onun, bir de ruhu vardır. Beden nasıl gıdasız yaşayamazsa, ruh da öyledir. İman, ibadet, güzel ahlâk, merhamet ve sorumluluk duygusu gibi manevî değerler, insanın ruhunu besleyen temel manevî gıdalardır.

Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Şüphesiz namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebut 45) Bu âyet-i kerîme, ibadetin insan karakteri üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir. Evet namaz, dua ve Allah’a bağlılık; çocuğun iç dünyasında kuvvetli bir otokontrol mekanizması oluşturur. Böyle bir çocuk, yalnız kaldığında bile yanlış davranışlardan sakınma dirayetini gösterebilir.

Manevî gıdalar eksik kaldığında ise, insanın iç dünyasında evvela derin bir boşluk oluşur. Ardından da çok kötü bir ahlakî dejenerasyon ve yozlaşma meydana gelir. Böyle bir kişi, sonunda kendisine de mensup olduğu topluma da yabancılaşır…

Günümüz dünyasında çocuklara maddî bilgi kazandırma noktasında büyük bir gayret sarfedilmektedir. Ancak aynı şeyi manevî eğitim için söylemek oldukça zordur. Evet maddî yönden elden geldiği kadar desteklenen bu çocuklar; maalesef sabır, kanaatkârlık, kul hakkından sakınma, başkalarına zarar vermeme ve vicdan muhasebesi yapma noktasında ihmal ediliyorlar.

Böylece maddî bilgi ile manevî değerler arasında ciddi bir dengesizlik ortaya çıkmaktadır. Kısacası mevcut ortam ve eğitim sistemi; çocukları madden desteklemeye çalışırken; manevî ve ahlakî yönlerini görmezden gelmektedir. Halbuki başta ebeveynler olmak üzere konu ile alakalı bütün yetkililer; çocukların manevîyatı yüksek, güzel ahlaklı ve sağlam karakterli birer şahsiyet olarak yetişmelerinden de mesuldürler. Âyet-i kerimede buyuruldu ki:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim) Hadis-i şerifte ise, şöyle buyurulmaktadır: “Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhari)

Dolayısıyla çocukların sadece maddî ihtiyaçlarını karşılamak kâfi değildir; onların imanını, ahlâkını ve karakterini de korumak gerekir. Zira insanın dünya ve âhiretini belirleyen en temel unsur, manevî değerler ve ahlâkî terbiyedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizi) Bu hadis-i şerif; çocuğa bırakılacak en kıymetli mirasın mal veya makam değil; sağlam bir maneviyat ve güzel bir ahlâk olduğunu göstermektedir. Çünkü maddî imkânlar geçici; manevî ve ahlakî değerler ise, kalıcıdır.

Manevî eğitim eksikliği yaşayan çocuklarda zamanla bazı davranış problemleri ortaya çıkar. Merhametin zayıflaması, sabırsızlık, öfke kontrolünde zorlanma, bencillik, vurdum duymazlık, sorumluluktan kaçma ve kolay yoldan kazanç elde etme arzusu bunların başında gelir. Zira iç dünyası boş kalan bir çocuk, bu boşluğu dış etkenlerle doldurmaya meyleder. Mesela arkadaşlarının değer yargılarını sahiplenmeye ve onlara benzemeye çalışabilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Ebu Davud)

Bu hadis-i şerif, çevrenin insan karakteri üzerindeki derin etkisini ortaya koymaktadır. Manevî yönden ihmal edilen bir çocuk, yanlış arkadaş çevresine daha kolay yönelir. Çünkü kalb boş kalmaz; doğru değerlerle doldurulmazsa, farkında olmadan yalan yanlış şeylerle dolar. Şiddetin normalleştirildiği, lüks yaşamın yüceltildiği ve sorumsuz davranışların özendirildiği kötü arkadaş ortamlarında, bu yıkıcı davranışlar zamanla normal hale gelir.

Netice itibariyle, çocukları suça sürükleyen en önemli sebeplerden biri de manevî eğitim eksikliğidir. Zira insanı asıl koruyan şey dış baskılar değil, iç dünyasında oluşan iman, ahlak, merhamet ve vicdan şuurudur. Merhum Mehmed Akif ne güzel özetlemiş:

Ne ilimdir veren ahlaka yükseklik ne vicdandır.

Fazilet hissi insanda Allah korkusundandır.