Her ibadet emek ve uğraş gerektirmektedir. Özellikle zekat hem emek hem de bedel gerektirmektedir. Bir insanın alın teri dökerek, bin bir türlü emekle kazandığı; para, mahsul vs mallarından belli bir kısmını hiçbir karşılık beklemeden, sadece Allah (cc) rızası için vermek elbette kolay değil…
Resulullah (sav) ın vefatından sonra İslam'ı henüz özümsememiş nice kabilelerin zekat vermeyi reddetmeleri ve Ebu Bekr (ra) in emriyle onlara karşı riddet savaşlarının yapılaması boşa değil… bu arada şeytan da boş durmuyor tabi: "Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir." (Bakara 2/268)
Zekatla ilgili pratik bilgiler.
· Zekatın fikhî boyutunu uygun bir ilmihal veya fıkkıh kitabından okuyup araştıralım ki ibadetimizi bilinçli yapasınız. Bu, her ibadette de şiarımız olsun. Bazan küçük bir yanlışlık veya eksiklik yaptığımız ameli boşa çıkarabilir.
· Niyet ve ihlası göz ardı etmeyelim. Unutmayalım ki, amelin çokluk ve büyüklüğü değil halisane olması önemlidir.
· Şükür makamında olalım; verirken ne verdiğimiz kişiye, ne de mülkün asıl sahibi olan Allah (cc) a minnet etmeye kalkmayalım. "Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir." (Bakara 2/264-265)
· Verenin minnet etmemesi gerektiği gibi alan da kibir ve gurura kapılıp almamazlık yapmamalıdır.
· Bizim değil, fakirin bizde emanet olan kendi malını verdiğimizi bilelim.
· Yaptığımız her hayırda akrabalara öncelik verelim.
· Akrabalar içinde de müstahak olanlara öncelik verelim.
· Verdiğimiz kişiyi tanıyıp bilerek verelim ki; verdiğimiz, günahta sarfedilmesin. Aksi halde o günahın ortağı olabiliriz.
· Verdiğimiz malın türünde, fakirin maslahatını gözetelim. Fakir için genelde nakit daha uygundur. Dolayısıyla vereceğimiz, ticaretini yaptığımız bir eşya değil de nakitse, nakit paramızla, gıda paketi veya herhangi bir eşya almaktansa fakire nakit olarak verelim. Böylece fakirin ihtiyacı neyse, onda kullanma imkanına sahip olmuş olur.
· Mümkünse fakire toplum içinde değil de tenha bir şekilde verelim ki, verdiğimiz kimse rencide olmasın.
· Şayet eşya vereceksek, başkası tarafından bize verildiğinde rahatlıkla kabul edeceğimiz konumda olanlardan verelim. Eskimiş, solmuş, bozulmuş veya kullanım tarihi geçenlerden olmasın. "Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır." (Bakara 2/267)
· Zekatımızı vaktinde vermeye çalışalım. Tüccar vb işadamlarının hazır nakitleri olmayabilir. Bu durumda en fazla iki ay içinde toparlanıp zekat borcumuzu ödeyelim. İki aydan fazla gecikme durumunda kazaya kalmış sayılacaktır.
· Zekatımızı bulunduğunuz yerde vermek asıl olup başka yere nakli mekruhtur. Ancak akraba veya daha zarurî ihtiyacı olanlardan dolayı nakli caizdir. Örneğin Suriye, Arakan, Filistin, Mısır gibi; açlık veya zaruri cihad ihtiyacı olana yerlere gönderebiliriz.
· Zekat vs. hayırlarımızı mümkün mertebe kendiniz elden teslim ediniz zira bu daha efdaldır. Ama gereğinde vekalet yoluyla da tabi ki ödenebilir.
· Herhangi bir hayır kurumuna verecekseniz zekatın fıkhi yönünü bilip uygulayacak, müstehakları gözetecek ve ilmi çalışmaları olan veya gerekli yerlere ulaştıranları tercih ediniz.
· Şu an devlete verilen vergiler zekat olarak sayılamaz. Çünkü zekatın bizzat zekata müstahak kimselere temliki şarttır.
· Zekat vermeyen kimse, fakirin malını çalmış veya gaspetmiş hükmündedir.
· Zekat vermeyen, Allah (cc) ve Resulüne (sav) savaş açmış konumda olup iflahı mümkün değildir. Allah (cc) cümlemize hakkını vereceğimiz bol ve helal rızık nasib eylesin. Zekatımız ve tüm amellerimizi halisane kendisinin rızası için yapanlardan eylesin. Amin… mozkilinc@hotmail.com