Cihannüma Derneği’nin öncülüğünde altıncısı Çorum’da düzenlenen Anadolu Şiir Akşamları’nın bir önceki buluşması Kars’ta gerçekleştirilmişti. Elde olmayan sebeplerle o programa katılamamıştım.
Daha önce de Çorum’da düzenlenen Elvan Çelebi Şiir Akşamı’na davet edilmiştim. 2022’de yapılan bu program, Çorum merkezine yaklaşık yirmi kilometre uzaklıktaki Elvan Çelebi köyünde icra edilmişti. Şairler şehir merkezinden alınarak köye götürülmüş; önce Elvan Çelebi Türbesi ziyaret edilmiş, ardından açık havada türbenin önünde hazırlanan alanda şiir gecesine geçilmişti.
Fakat aniden başlayan yağmur, bizi hem meydandaki dostlardan alıkoymuş hem de az önce huşu içinde ziyaret ettiğimiz türbeyi sığınılacak bir melce haline getirmişti. Programın devamını, köy odası veya çok amaçlı salon olarak bilinen kapalı mekânda icra etmek zorunda kalmıştık. Oradaki köylülerin samimi yaklaşımı ve ikramları, Anadolu’da güzelliğin, dayanışmanın ve misafirperverliğin en güzel örneklerinden biri olarak hafızamıza kazınmıştı.
Bu yılki Çorum Şiir Akşamları ise farklı bir mekânda, Çorumlu Obası’nda yapılacaktı. Tıpkı Elvan Çelebi köyü gibi şehirden uzak ve yüksek bir tepede yer alan bu merkeze minibüsümüz zor da olsa çıkmayı başarmıştı. Yola çıkarken, "Edebiyat dostları bu dağın başına nasıl gelecek, araçlarına yer bulabilecekler mi?" diye küçük bir kaygı taşımıştım. Ne var ki, güzel sözün peşinden koşan ve çağrıya icabet eden gönül dostları oradaydı. Hatta daha önce Çorum’da tanıştığımız kıymetli simaları da yeniden görme imkânı bulduk.
Çorumlu Obası; Osmanlı-Selçuklu geleneğine uygun olarak inşa edilen kubbeli bir çadırın etrafındaki külliye niteliğindeki yapısıyla, bölgede örnek bir gençlik kampı hizmeti veriyor. Şiirlerimizi kubbeli çadırın içerisinde okuyacağımızı düşünmüştük; ancak organizasyon heyeti, çadırın hemen girişine şairler ve dinleyiciler için platform ve oturma alanları hazırlamıştı.
Şiir akşamının selamlama konuşmasının da akşamın ruhuna yakışır bir üslupla yapılması gerekirdi. Nitekim Cihannüma Genel Başkanı Selim Cerrah, tam anlamıyla "şiirce" bir konuşma yaptı. Konuşmasının satır aralarından akılda kalanlar şunlardı:
“Âşık Veysel, Anadolu irfanının ete kemiğe bürünmüş büyük önderlerinden biridir. Sekiz yaşında gözlerini kaybetmiş, ömrü boyunca sazıyla şiirler inşa etmiş, türkü söylemiştir. Ancak Âşık Veysel’in çok ilginç bir özelliği vardır: Kırk yaşına kadar kendi eserlerini söylememiş, hep başkalarının şiirlerini seslendirmiştir. Çünkü kırk yaş kemâl ve olgunluk yaşıdır; o yaştan sonra kendi çalmış, kendi söylemiştir.”
Selim Cerrah, konuşmasını Âşık Veysel’in şu dizeleriyle taçlandırdı:
Anlatamam derdimi dertsiz insana,
Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez.
Derdim bana derman imiş bilmedim,
Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz.
Selamlama konuşmalarının ve tanışma faslının ardından şairler, şiirlerini okumaya başladılar. Derken, Kuzey’den gelen sert bir rüzgâr vücutlarımızı, hatta ruhlarımızı üşütmeye başladı. Programın sunuculuğunu üstlenen Tokat İl Millî Eğitim Müdürü Hüseyin Kır hocamız, bu rüzgârın birazdan uysal ve munis bir hâle gelerek dineceğini muştulamıştı; lakin rüzgâr ne şairi ne de şiiri dinledi. Gittikçe şiddetlenen rüzgâr, şairlerin sesini bastırmaya, âdeta onlara meydan okumaya başladı. Bir süre sonra programın akışı çadırın içerisinde devam etti ve sohbet derinleşti.
Bir müddet sonra şairlerle bir araya gelmek üzere Çorum Valisi Ali Çalgan ve Cihannüma Genel Başkanı Selim Cerrah obaya teşrif ederek sohbete katıldılar. Vali Bey, kendisinin sanatçı olmadığını; ancak sanatın ve edebiyatın ruhuna vakıf işler yapmaya gayret ettiğini belirtti. Öğrencilik yıllarında Ankara’da Millî Kütüphane’ye gittiğini, yurduna dönerken otobüs imkânı olmasına rağmen halk türküleri dinleye dinleye yürüdüğünü ve türkülerin, şiirin tadının o yıllardan zihninde yer ettiğini anlattı. Bu anısını şu hatırayla pekiştirdi:
"Neyzen Tevfik’in yanına bir arkadaşı gelir ve 'Üstadım, bu hikâyemi inceler misin?' diye sorar. Neyzen, 'Tamam, on beş gün sonra gel' der. Arkadaşı on beş gün sonra geldiğinde Neyzen Tevfik, 'Hikâyen hiçbir işe yaramıyor' karşılığını verir. Bunun üzerine arkadaşı, 'Sen ne anlarsın hikâyeden, hiç hikâye yazmadın ki!' diye tepki gösterir. Neyzen Tevfik ise o meşhur cevabını yapıştırır: 'Hiç hayatımda yumurtlamadım ama yumurtanın iyisini çok iyi bilirim.'"
Vali Bey, öğrenciyken uzun uzun dinlediği halk türkülerinden şu dörtlüğü de okuyarak geceye ayrı bir renk kattı:
Gözlerim yaşa katlan, iş düştü başa katlan,
Her demde bahar olmaz, bir dem de kışa katlan.
(Bu türküyü daha sonra araştırdığımda, sözlerinin Ahmet Turan Sinan’a ait olduğunu öğrendim.)
Gecenin sonunda Cihannüma Genel Başkanı Selim Cerrah; şairlere, programı hazırlayan Çorum Cihannüma teşkilatına, yardımlarını esirgemeyen Çorum Belediyesi ile diğer kurumlara teşekkür etti ve şu veciz tespitiyle geceye damgasını vurdu:
“Batı, bütün kurumları ile hakikati istihfaf ediyor. Söz söyleme hakikati soylu insanlara aittir. Şairler soylu insanlardır. Yapay zekâ insanların işini elinden almayacak; damıtılmış söz, darası alınmış söz her daim yaşayacaktır.”
Sohbet esnasında kıymetli şair dostumuz Halit Yıldırım; Rıza Yorulmaz, Turhan Candan ve Abdurrahim Karakoç’un şiirlerine yapmış olduğu besteleri uduyla icra ederek bizlere küçük bir musiki ziyafeti sunarken, arkadaşlarımızın "Ferdi Tayfur'dan da bir eser isteriz" esprileri ortama ayrı bir neşe kattı.
Otuza yakın şairin yer aldığı programda, bir arkadaşımızın mikrofonu eline alıp Sakarya Türküsü’nü okuması ortama adeta bir okul müsameresi havası kattı. Herkesin söz almak, şiir okumak istediği bu kalabalıkta belagat ve fesahat ön plana çıkarken; uyku problemi yaşayan bazı şairlerimizin dalgınlıkla ayakkabılarını karıştırması da ilginç anılara sahne oldu. Bir şairimizin ayakkabısını programı izlemeye gelen bir misafirin giyip gitmesi neticesinde şairimiz ayakkabısız kalmıştı! Rüyaları yorumlarken ayakkabısı kaybolan insanların sıkıntılarından da kurtulacağına dair yaygın bir inanç vardır. Bu latifeyi, teselli babından Şair Yusuf Gökbakan üstadımıza söyledim. Neyse ki şehrin girişinde şairimizin ayakkabısı bulunup getirilerek durum tatlıya bağlandı.
Program vesilesiyle şairlerimize Urfa’dan dergisini takdim ettim.
Şairlerimizden Yusuf Gökbakan Araf Halim, Konya’dan gelen ve şiir yolunda hiçbir engeli tanımayan Hasan Ukdem ise Yüreğinin Ucuyla Sevemezsin adlı şiir kitaplarını imzalayarak bana armağan ettiler. Hasan Ukdem’in yol arkadaşı, sabır ve metanet timsali şair-yazar Yakup Çak da bu defa bir şiir kitabı değil, Ukdem adlı romanını imzalayarak takdim etti. Acaba bu roman, Hasan Ukdem’in engel tanımayan mücadelesini mi anlatıyor? Çok merak ettim, ilk fırsatta okuyacağım. Yakup Çak üstadımız, Hasan Ukdem’i her şiir gecesine büyük bir fedakârlıkla taşıyor; engelli aracından alıp otobüse yerleştiriyor, program boyunca bütün ihtiyaçlarıyla ilgileniyor. Şiir adına, sanat adına ve en önemlisi insanlık adına Yakup Çak’a yürekten teşekkür ediyorum.
Hediyeleşmeler bununla da kalmadı. Çorum Belediyesi yayınları arasında çıkan, yazar Hacı Haldun Şahin’in kaleme aldığı Çorum Sancağında Seyyidler ile Ethem Erkoç’un Anadolu’da Dört Veli Dört Tarik adlı eserleri de bana hediye edildi. Birbirinden değerli bu kitapları büyük bir ilgiyle okuyacağım.
Ayrıca Cihannüma Kültür Sanat Komisyonu Başkanı Hüseyin Cerrahoğlu da güzel bir müjde vererek İstanbul Esenler Belediyesi’nin bu yılki kültür-edebiyat etkinliklerine “Sezai Karakoç” adını verdiğini paylaştı. Esenler Belediyesi, İstanbul’da örnek edebiyat ve kültür faaliyetlerine imza atmaya devam ediyor.
Bu şiir gecesi hafızamızda çok güzel hatıralarla yer etti. Şahsi kanaatime göre program, tarihi Veli Paşa Hanı’nda veya daha önce gittiğimiz, Çorum Millet Bahçesi ile bütünleşen “Çorum Minia” mekânında yapılsaydı görsel açıdan çok daha etkileyici olurdu. Özellikle Çorum Minia ilk açıldığında oldukça canlıydı; ancak şimdilerde oradaki kafe işletmesinin kapatılmış olması düşündürücü. Bu tür nitelikli mekânların yerel yönetimler tarafından cüzi de olsa ikram alanlarıyla desteklenerek canlı tutulması gerekirdi.
Çorum’u parklarıyla, yeşil alanlarıyla ve tarihi mirasına sahip çıkma bilinciyle imar eden, fakat yurt dışında olduğu için bu programda bir araya gelemediğimiz Çorum Belediye Başkanımız Sayın Halil İbrahim Aşgın Bey’e teşekkür ederiz.
Başarılı organizasyon için Cihannüma Çorum Başkanı Turhan Candan’a ve ekibine şükranlarımı sunarım. Programın sunumlarını, fon müziklerini ve program kitapçığını büyük bir emek vererek hazırlayan Halit Yıldırım dostuma da ayrıca teşekkür etmek isterim.
Çorum yadımızda şiire dair çok güzel izler bıraktı.
Şiir Akşamı’na Teşrif Eden Şairler:
Rıza Yorulmaz, Turhan Candan, Hüseyin Kır, Halit Yıldırım, Yusuf Gökbakan, Mehmet Osmanoğlu, Abdurrahman Karakaş, Hasan Ukdem, Sezai Çiçek, Muhammet Sinan Kökçü, Yakup Çak, Mehmet Gözükara, Halil Gökkaya, Adnan Çalık, Haşim Kalender, Mustafa Uçurum, Eyyüp Azlal, Mehmet Baş, Tayyar Yıldırım, Akif Dut, Hüseyin Tekinbaş, Salih Sedat Ersöz, Mehmet Bahsi, Şaban Çetin, Ali Bal, Kazım Gök, Satılmış Şen, Halil Manuş.