Politika

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 'Valiler Buluşması' programında konuştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 'Siyasi istikrar, liderlik her zaman önemlidir ama özellikle bu fırtınalı dönemlerde, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği, tabiri caizse dünyadaki kavganın hararetlendiği ortamlarda bir kat daha önemlidir.' dedi.

Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Gölbaşı Vilayetler Evi'nde düzenlenen 'Valiler Buluşması' programına katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, valilere duyulan güvenin, bu sosyal sermayenin, yerel kalkınma için de büyük bir fırsat ve imkan verdiğini söyledi.

'Toplumun tüm kesimlerinin güven duyduğu, koordinasyonu sağlayan bir makam olarak hem kamunun kendi içindeki koordinasyon hem de kamu, özel sektör, sivil toplum, üniversite gibi farklı aktörleri bir araya getirip ilin kalkınmasına odaklama anlamında valilerimizin önemli bir konumu var' diyen Yılmaz, valilerin yerelde kalkınmaya liderlik yapmalarını, buna güç vermelerini beklediklerini ifade etti.

Cevdet Yılmaz, bir ili iyi tanımak gerektiğini, o ilin üstünlüklerine, özelliklerine göre kalkınma perspektifinin inşa edilmesi gerektiğini anlattı.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, geçen yılki ekonomik büyüklüğün ilk defa 1,5 trilyon doları aştığını dile getirerek, şöyle devam etti:

'2002 yılında Avrupa Birliği'nin kişi başına gelirinin 3'te 1'i civarındaymış Türkiye. Yüzde 35 civarındaymış. Bugün yüzde 70'i aşmış durumdayız. 3'te 2'sine aşağı yukarı geldik Avrupa'nın. Henüz yüzde 100'üne gelemedik. Oraya da inşallah geliriz. İşte Türkiye Yüzyılı'nda inşallah onu da yakalarız. Gelişmiş dediğimiz o ülkeler sınıfında kalıcı bir şekilde yerimizi alırız inşallah. Ama bu aldığımız mesafe de hiç küçümsenecek bir mesafe değil. 22-23 yıl gibi bir dönemde Avrupa Birliği'nin 3'te 1'inden 3'te 2'sine ulaşmış durumdayız. Kişi başına gelirimiz 3600 dolardan yine bir tahmin olarak söylüyorum, henüz rakam kesinleşmedi ama 18 bin dolara yakın bir mertebeye gelecek 2025 yılı için. Bu bizi dünya sıralamasında nereye getiriyor derseniz, 2002 yılında 21. büyük ekonomiydi Türkiye. Nominal dolar bazında diyoruz bunu. 2025'te 16. büyük ekonomi haline gelmiş durumdayız. Satın alma gücü paritesi dediğimiz bir hesap var. Ona göre baktığımızda dünyanın şu anda 11. büyük ekonomisiyiz.'

Yılmaz, risklerin yükseldiği bir dünya konjonktüründe Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin siyasi istikrarı garanti ettiğini ve bunu çok önemli bulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

'Siyasi istikrarı olmayan, iç cephesini güçlendirmemiş, kendi içinde öngörülebilirliği ortaya koymayan, yönetim kapasitesi zayıf ülkeler bu riskli dönemde çok daha farklı sonuçlarla karşılaşabilirler. Dolayısıyla bu dönem, özellikle içinden geçtiğimiz dünya, bölge konjonktürü, istikrarın önemini, liderliğin önemini bir kat daha arttırmış durumda. Siyasi istikrar, liderlik her zaman önemlidir ama özellikle bu fırtınalı dönemlerde, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği tabiri caizse dünyadaki kavganın hararetlendiği ortamlarda bir kat daha önemlidir.'

- 'Bu sene tarım, hem büyümemize hem enflasyonla mücadelemize güç verecek'

Enflasyonun 2024 yılı mayıs ayında zirveyi gördüğünü, o tarihten bugüne 45 puan civarında düştüğünü aktaran Yılmaz, geçen yılın yüzde 30'un biraz üstünde bir rakamla kapatıldığını hatırlattı.

Cevdet Yılmaz, şunları paylaştı:

'Aslında 30'un altını görmeyi ümit ediyorduk ama özellikle geçen yıl tarım sektöründe maalesef bir küçülme yaşadık. Aynı yıl hem kuraklığı hem donu yaşadık. Bu büyümemizi bir miktar olumsuz etkiledi. Enflasyonu gıda enflasyonu yoluyla olumsuz etkiledi. Hidroelektrik enerji üretimine kadar olumsuz etkileri oldu az yağışın. Ama çok şükür bu seneye iyi başladık. İnşallah farklı bir sene olacak. Yaz dönemine geldiğimizde bu etkileri çok daha iyi göreceğiz inşallah. Bu sene tam aksine tarım, hem büyümemize hem enflasyonla mücadelemize güç verecek inşallah.'

Yılmaz, enflasyonla mücadelenin arz yönlü politikalarla da desteklenmesi gerektiğine işaret ederek, bu politikalarda gıda, sosyal konut, enerji, lojistik ve insan kaynakları başlıklarının öne çıktığını anımsattı.

Her bir ilin bu başlıklarda işlerinin olduğunu, bu işlerin yapılmasıyla ülkenin enflasyonla mücadelede daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, 'Her birinizin belli kaynakları var. Etki edebildiğiniz kaynaklar var. Lütfen odaklayalım bu kaynakları. Önceliklerimizi iyi tayin edelim ve odaklayalım bu kaynaklarımızı. Sonuç alalım. O aldığımız sonuçlarla sonra daha iyisini yapalım.' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda da beklentilerinin olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Valilerimiz kamu kaynaklarını elbette iyi kullanacaklar, koordine edecekler. Ama bir ülkenin, bölgenin, yörenin sadece kamu yatırımlarıyla kalkınması mümkün değil. Bir taraftan da özel yatırımlar var. Asıl üretken yatırımlar da özel yatırımlar. İstihdam, ihracat, rekabet gücü getiren yatırımlar. Buralarda da yatırım ortamı çok önemli. İşte yeni yapılar da kurduk bu süreçlerde; kalkınma ajansları, yatırım destek ofisleri, bazı bölgelerimizde bölge kalkınma idareleri. Bunları lütfen değerlendirelim. Sadece kamu projeleriyle ilgilenmeyelim. Özel projeler, nitelikli özel projelerle de ilgilenelim. Yatırımı cazip hale getirelim, yatırımcıyı cezbetmeye gayret edelim. Dünyada artık herkes rekabet içinde, herkes yatırım almaya çalışıyor. Dolayısıyla uygun yatırım iklimi oluşturalım.'

- 'Bizim görevimiz vatandaşımızla samimi bağ kurmaktır'

Yatırımların, fiziki ortamları iyileştirmenin gönüllere dokunulmadığında hiçbir anlamının olmadığının altını çizen Yılmaz, 'Dolayısıyla valilerimizin özellikle gönüllere dokunmaları, vatandaşla iletişimlerini çok güçlü tutmaları, devletin şefkatini, güler yüzünü vatandaşımıza hissettirmeleri en temel beklentimiz elbette. Sonuçta biz vatandaşa hizmet için buradayız.' ifadesini kullandı.

Yılmaz, kibirli, vatandaşa tepeden bakan, vatandaştan kendini ayrı bir konumda gören hiçbir idarecinin gerçek anlamda görevini yapmamış olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:

'Bizim görevimiz vatandaşımızla samimi bağ kurmaktır. Gönlüne girmektir vatandaşımızın. Halini anlamaktır, derdini anlamaktır. Hiç kimseyi bu süreçlerin dışında bırakmayacak bir anlayış içinde sahiplenmektir. Kapısını, gönlünü, fikrini açık tutmaktır. Kurumlarımızın etrafına zihinsel duvarlar örmeden açık bir yönetim anlayışı sergilemektir. Eminim her biriniz kendi bölgenizde, ilinizde bunu yapma gayreti içindesiniz. Biz valilerimizle bu anlamda iftihar ediyoruz. Normal bir görev değil valilik. Böyle mesaiyle olacak bir iş değil hakikaten. Sabah geldim, akşam çıktım filan böyle bir görev değil. 24 saat bir anlamda bu sorumluluğu taşıyorsunuz. Hep birlikte taşıyoruz. Dolayısıyla sizlere gönülden ben de başarılar diliyorum. Gittiğiniz, gideceğiniz illere lütfen selamlarımızı götürün.'