Borsa’dan Pandeli’ye, Kanaat’tan Rejans’a uzanan Cumhuriyet sofraları, İstanbul’un hem damağını hem hafızasını beslemeye devam ediyor. Bu lokantalar, şehrin kültürel mirasının canlı tanıkları olarak geçmişi bugüne taşıyor.
İstanbul’un sokaklarında sadece tarih değil, lezzet de yaşar. Her biri bir dönemin ruhunu taşıyan lokantalar, Cumhuriyet’le birlikte kentin kültürel belleğini sofralarda yeniden kurdu. Bugün hâlâ dumanı tüten bu mekânlar, yalnızca yemek değil; bir zamanlar nasıl yaşandığını da anlatır. İstanbul’da yerleşik, özenli ve “modern” lokantaların tarihi sanıldığı kadar eski değildir. Bildiğimiz anlamda, salon düzeniyle, masa ve sandalyeleri, temiz örtüleri, çatal-bıçak takımlarıyla hizmet veren lokantalar, 19. yüzyılın ortalarında, kozmopolit Pera’da ortaya çıkmaya başladı. Cumhuriyet dönemi ise İstanbul’un yalnızca siyasi ve kültürel açıdan değil; aynı zamanda gastronomi alanında da yeniden doğduğu bir dönem oldu. O yıllarda açılan bazı lokantalar bugün hâlâ kapılarını açık tutarak hem damaklarda hem de şehir hafızasında yaşamaya devam ediyor.
BİR ASRI AŞAN LEZZET DURAKLARI
Borsa Lokantası (1927, Sirkeci): Cumhuriyet’in genç yıllarında “dışarıda yemek” kültürünü başlatan Borsa, geleneksel Türk mutfağını modern sunumla birleştirdi. Bugün hâlâ İstanbul’un en prestijli lokantalarından biri. Pandeli Lokantası (Mısır Çarşısı): Mavi çinili salonuyla efsaneleşen Pandeli, Atatürk’ten Kraliçe II. Elizabeth’e kadar birçok ünlü ismi ağırladı. Zaman zaman kapanma tehlikesi atlatsa da, hâlâ Mısır Çarşısı’nın üst katında misafirlerini ağırlıyor. Hacı Abdullah Lokantası (Beyoğlu): Osmanlı mutfağının zarafetini Beyoğlu’na taşıyan Hacı Abdullah, kavanozlardaki hoşafları ve geleneksel yemekleriyle nostaljik bir zaman yolculuğu yaşatıyor. Kanaat Lokantası (Üsküdar, 1933): Anadolu’nun dört bir yanından yemekleri bir araya getiren Kanaat, geniş tepsilerdeki ev yemekleriyle Üsküdar’ın vazgeçilmez adreslerinden biri. Konyalı Lokantası (Sultanahmet, 1897’den Beri):Cumhuriyet’ten önce kurulmuş olsa da, saray mutfağının modern temsilcisi olarak Cumhuriyet sofralarının simgesi haline geldi. Yanyalı Fehmi Lokantası (Kadıköy): Rumeli mutfağının köklü örneklerini Kadıköy’e taşıyan Yanyalı Fehmi, mütevazı atmosferiyle sıcak bir ev hissi verir. 1924 Rejans (Asmalımescit): Beyaz Rus göçmenler tarafından açılan Rejans, İstanbul’a Rus mutfağı kültürünü getirdi. Atatürk’ün de müdavimleri arasında yer aldığı lokanta, 2019’da “1924 Rejans” adıyla yeniden açıldı.
İSTANBUL’UN LOKANTA HAFIZASI:
Prof. Dr. Artun Ünsal’ın “Geçmişten Günümüze İstanbul’un Lokantaları” başlıklı çalışmasında yer alan Cumhuriyet dönemi lokantalarından bazıları şöyle sıralanıyor: Pera Palas (Tepebaşı), Karpiç Lokantası (Tepebaşı, sonra Ankara): Cercle d’Orient / Serkldoryan / Büyük Kulüp (Bankalar Caddesi, sonra Çiftehavuzlar), Park Otel (Taksim): Abdullah Efendi Lokantası (Beyoğlu – “Konak” adıyla bilinir), Hacı Abdullah Lokantası (Beyoğlu), Liman Lokantası (Karaköy), Beyti Lokantası (Küçükçekmece, 1945), Lala Lokanta-Birahanesi (Tepebaşı), Tokatlı Lokantası (Bahçekapı), Tokatlıyan (Beyoğlu), Foscolo, Gambetta, Génio, Georges (Galata çevresi), Hilal (Sirkeci), Kohout, Maxim, Nicoli, Novotny, Régence (Beyoğlu ve Taksim çevresi), Ankara Pastanesi / Atlantik (Ağa Camii karşısı), Konyalı Lokantası (Topkapı Sarayı içinde), Asitane Lokantası (Edirnekapı), Darüzziyafe (Süleymaniye), Feriye Lokantası (Ortaköy), Hünkâr Lokantası (Nişantaşı), Lezzetin Hafızasında Bir Şehir.
“NE YEDİĞİNİ SÖYLE, KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM.”
Bu lokantalar, yalnızca yemek yenilen mekânlar değil; İstanbul’un Cumhuriyet’le birlikte geçirdiği kültürel dönüşümün de tanıklarıdır. Bir tabak yahni, bir kadeh votka ya da bir porsiyon vişneli yaprak sarma… Her biri, geçmişle bugünü aynı sofrada buluşturan eşsiz bir hikâye anlatır. Ünlü Fransız gastronom Jean-Anthelme Brillat-Savarin’in “Physiologie du Goût (Lezzetin Fizyolojisi)” adlı eserindeki şu söz sanki İstanbul için söylenmiş gibidir: “Ne Yediğini Söyle, Kim Olduğunu Söyleyeyim.” Gerçekten de İstanbul’un lokantalarını gezerken, farklı sofralarda oturan insanların yemek tercihinden nereli olduklarını, hangi kültürden beslenip bu şehre geldiklerini anlamak mümkündür.