Evinde oturan derken ne yüreği, ne bedeniyle, ne de sosyal medyasıyla darbe girişimine tepki koymayanları kast ediyorum.
Kimi yazar, siyasetçi ve STK'cılara bakıyorsun sanki 15 Temmuz'dan beri Türkiye'de hiçbir şey olmamış gibi kedi yavrusu ve aşk şiirleri paylaşan veya hiçbir şey paylaşmayan bir ölüm sessizliğinde duruyor sosyal medya hesapları.
İşte bunlara "evinde oturanlar" diyoruz.
Birkaç cümle ile nebedeniyle ne de yüreğiyle meydanlarda olmayan darbe girişimine kaşı çıkmayanları nasıl tanırız onabakalım. Söylemleri şöyledir genelde:
"Türk askeri halkın üstüne ateş etmez" demez ama "bir askerin boğazı kesilmiş, Türk askerine bu yapılmaz"der ki o da yalan haber.
Halkın cesaretini takdir etmek yerine "darbe başarısız olunca dışarı çıkılar" demeyi tercih ederler.
"Bekleyin yeni darbe gelecek" diyerek korku salmayı tercih ederler.
Erdoğan'ın milyonları sokağa dökme gücünü değil "tek adam" vurgusu dile getirirler.
Ak Parti'yi "daha düne kadar birlikteydiniz" diyerek darbe girişimin haklı göstermeye çalışır.
"Bıktık bu korna ve sela/ezan seslerinden" dediğini duyarsınız.
"Her tarafta bomba patlıyordu, orduyu yıpratmışlardı olacağı buydu" söylemini ısrarla söylerler.
**
Şimdi hatırlatmak isterim.
Ey laikler bu darbe girişimi size karşı da yapıldı. O meydana çıkıp bedenini kurşunlara ve tanklara siper edenler sadece Ak Parti'yi kurtarmak için değildi. Orada sadece Ak Parti'li de yoktu.
İçinde zerre kadar özgürlük ve demokrasi aşkı taşıyan herkes ya yüreğiyle ya da bedeniyle oradaydı.
Hiç düşündünüz mü ey laikler ya darbe girişimi başarılı olsaydı, diye?
Ben söyleyeyim size eğer darbe başarılı olsaydı sizler Atatürkt'ten, laik eğitim sisteminin gereğinden, çağdaş yaşamdan, söz edemeyecektiniz.
Siz hukuk devletinden, tarafsızlıktan, bağımsız yargıdan, güçler ayrılığından söz edebilecek miydiniz? Hiç düşündünüz mü bunu?
Siz "modern giyimden" ve özel yaşamdan da söz edemeyecektiniz.
Sosyal medya özgürlüğünden hiç söz edemeyecektiniz.
Dahası haksız bulduğunuz hükümetten ve Cumhurbaşkanından yani sizi yönetenlerden "diktatör" diye söz edemeyecektiniz.
**
Şimdi de darbeye sessiz kalan Kürtler'e birkaç söz:
Darbelerden, sıkıyönetimlerden ve OHAL'den en çok çekmiş sıradan Kürt halkı elbette bu darbeye çok daha tepkilidir, onu görebiliyoruz.
Ancak 15 Temmuz'dan beri "Her türlü darbeye karşıyız" söylemiyle aklı sıra meşru Erdoğan-Ak Parti yönetimini de darbeci olarak nitelendirmeye kalkışan güdük söylemden başka bir şey söylemeyenlerin varlığını da görelim.
Acaba bunlar da düşünüyor mu? Ya darbe girişimi başarılı olsaydı, diye?
İşte o zaman ne "barış sürecinden" ne, hukuktan, ne çözümden, ne de eşit yurttaşlık söyleminden söz edemeyecektiniz.
Hiç düşündünüz mü o zaman "ana dilde eğitimden" söz edebilecek miydiniz?
Bırakın onu bir "Kürt sorunundan" söz edebilecek miydiniz acaba?
Seçim barajını bırakın acaba seçim olacak mıydı? Bunu bir daha düşünün ve tavrınızı gözden geçirin, derim.
**
Bilumum gizli darbe destekçilerine tavsiyem şudur.
Bedeniyle ve yüreğiyle meydanlarda olanları Ak Parti'ye destek sanıyorsunuz.
Meydanlara doldukça ve sosyal medyada darbe karşıtı söylemler arttıkça siz Ak Parti'nin ve Erdoğan'ın destekçilerinin artacağından endişe ediyorsunuz.
Hayır, darbeye karşı olmak darbeye karşı olmaktır. Demokrasiye sahip çıkmaktır.
Ama siz, hem demokratız deyip hem de darbe girişimiyle halka ateş edenleri seçilmiş hükümetle aynı görürseniz daha çok oy kaybedersiniz.