Darbeye karşı kesintisiz iletişim

0

Cuma gecesinden beri hepimiz ayaktayız, uykusuz mücadele ediyoruz. Vatanın gerçek evlatları imkanlarına, bulunduğu ortama göre mücadele tekniklerini kullanıyor, birlik ve beraberlik içinde, işgalcilere ve onların taşeronu darbecilere karşı tek olmanın verdiği güçle hareket ediyor, şükürler olsun.

Gerçekte, FETÖ taşeron örgütüyle ABD, NATO ve Batının topyekün işgal girişimine karşı verilmiş olağanüstü bir vatan savunması...

Bu fevkalade bir direniş öyküsü...

Bütün dünyanın şahit olduğu, gelecek nesillerin örnek alacağı olağanüstü bir mücadele sergiledi vatanın gerçek evlatları...

Dünyanın dört bir köşesinde bu ahlaksız darbe girişimine karşı sesler yükseldi, protestolar yapıldı... Dünya Müslümanları yeryüzünde tek umut olarak gördükleri Türkiye için ellerini semaya kaldırdılar. Bedir Savaşı'ndaki ruh ümmetin gönlüne akıp gelmişti sanki...

"Keşke sizlerle birlikte şehit olabilmek için yanınızda mücadele edebilseydik" diye yürekler yandı durdu...

Darbe haberini kardeşim Ömer'in telefonla haber vermesiyle öğrendiğimde, Türkiye saatiyle vakit gece 11 civarıydı.

Türkiye ile dünyanın bağlarını koparmışlar, facebook, twitter, whatsapp gibi bütün sosyal medya bağlantılarını kesmişlerdi.

Ülkemin dünyayla bağlantısını koparmışlardı...

"Abi, ne internet, ne de başka bir şey çalışıyor, o yüzden telefonla arıyorum. Burada darbe girişimi oldu. Allah için hemen dua etmeye başla, haber verebildiğin kadar heryere haber ver!"

Şaka olduğunu düşünmüştüm ilk önce. Sesinin ağlamaklı ve korkulu hali şaka olmadığını hissettiriyordu. Sonra internete girdim. Gerçekten de öyleydi, Türkiye ile ilgili ne bir haber, ne de bir paylaşım vardı, tehlike habercisi sessizlik hakimdi sanal alemde...

TRT kanalını açtığımda zulmün ilk habercisi ile karşı karşıya kalmıştım. Sarışın bir kadının darbe muhtırasını okumakta olduğunu görünce, 1980 ihtilalini hatırlayarak, hemen gözyaşları içinde secdeye kapanıp dualar ederek, Rabbimden bu asil millet için yardım istemeye başladım. Yapılabilecek ilk iş buydu...

Yüceler yücesi Rabbimizin yardımıyla ancak bu katillerin elleri ve bacakları kırılabilir, atacakları kurşunlar etkisiz bırakılabilir, oyunları ve tuzakları kendi başlarına geçirilebilirdi.

Dualarla birlikte sanal alemde paylaşımlar yapmaya başladım ve yaklaşık iki saat sonra Türkiyemizde internet bağlantıları da normale dönmeye başlamış, ensonhaber.com sitesinden gelişmeler de yavaş yavaş paylaşılmaya başlamıştı.

Sonrası malûm, Cumhurbaşkanımızın ölüme atlarcasına, kurşunlar arasında fırsat bulup halkını, milletini, vatan evlatlarını meydanlara çağırması ile darbenin seyri değişmiş, tarihin unutamayacağı büyük bir zaferin ilk adımı başlamıştı...

Bunları niye anlatıyorum?

Şüphesiz bu gözü dönmüş canilerin darbe girişimlerinin engellenmesinde, millet iradesinin katillere bırakılmamasında halkımızın tarifi imkansız vatan ve özgürlük aşkı, MİT ve polis teşkilatımız, ordumuz içerisindeki gerçek vatan evlatlarının çok önemli fedakarlıkları vardı...

Bunlar olmasaydı şu anda ne vatan aşığı millet kalacaktı, ne de huzurla nefes alabileceğimiz bir vatanımız, bunu hepimiz biliyoruz...

Ama... bu güçlerimizi güç yapan çok önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum...

Kesintisiz iletişim ağına olan ihtiyaç...

Nasıl ki, bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit de bir vatanı kurtarırsa, bir mesaj da bir vatanı kurtardı, şükürler olsun.

Düşünün, eğer bu caniler haberleşme merkezini elegeçirmiş olsalardı, dünya ile bağlantımız tamamen kopmuş olacak, Başkomutan'a iletilmesi gereken ölüm kalım mesajı iletilemeyecekti. FETO terör örgütünün canileri tarafından Başkomutanımız kaldığı yerde öldürülecek, milli mücadele ilanını haber veremeyecekti...

Millet kendi arasında bağlantı kuramayacak ve meydanları koruyamayacaktı...

Sessiz bir şekilde tarih yazan bu asil millet yok edilmek için tarihin görmediği katliamlara sahne olacaktı...

Şükürler olsun, bunların hiçbiri olmadı ve olmayacak da...

Bu yüzden halkımızı kesintisiz iletişimle tanıştırmak ve eğitmek hayati bir meseledir...

Ama şimdi, öncelikle yapılması gereken idam kararı Meclisten geçirilerek bu masum halkın üzerine tanklarla yürüyen, kurşunlar sıkan, halon gazı ile zehirleyecek kadar vahşi, gözü dönmüş işgal hareketinin önbirliği olan Fetullah Gülen önderliğindeki canavarları Taksim Meydanı'nda, Kızılay Meydanı'nda ve Zafer Meyda'nında sallandırmak olmalı.

Asker doğmuş bir millete silah çekenlere hadleri bildirilmelidir...