Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Tunceli'de yapmış olduğu konuşma oldukça önemli parametreleri içerisinde barındırıyor. Başbakan Davutoğlu'nun konuşması; devletin merhamet ve adaleti, devlet-millet birliği, resmi ideolojisi olmayan devlet, Alevilerin sorunları ve devletin herkese eşit mesafede olması gibi farklı başlıkları içerisinde barındırıyor. Davutoğlu'nun Cemevi ziyareti de, üzerinde durulması gereken başlıklardan birisi…
Adalet ve Merhamet Sahibi Bir Devlete Doğru…
Devletin meşruiyetini sağlayan temel ilkelerin başında adalet ve merhamet bulunur. Hiç şüphesiz, vatandaşlarını karşı adil olmayan, merhamet göstermeyen bir devlet meşruiyetini kaybeder. Çünkü adalet ve merhamet, bir devletin vicdanıdır. Devletin Tunç elini sürekli ensesinde hissetmiş olan Dersimliler için, öncelikli olarak, yapılması gereken adalet ve merhameti öncelleyen devleti inşa etmek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, bir devleti ayakta tutan ilke, adalet ve merhamettir.
Aristoteles, Politika isimli eserinde adalete vurgu yaparken şöyle der: "Erdemsiz insan, varlıkların en vahşisi, en adalet bilmeyenidir... Adalet, devletin orta direğidir; çünkü siyasal topluluğun temeli haktır ve hak neyin adaletli olduğuna karar vermenin ayracıdır"
Hiç şüphesiz, Türk'ünden Kürt'üne, Sünni'sinden Alevi'sine, bu topraklar üzerinde yaşayan herkes, hayatında en az bir defa olmak üzere devletin ceberrut ve zalim yüzü ile karşılaşmıştır. Devletin özür dilemesi; merhametin, kudrete galebe çalmasıdır. Adil devlet olmak yolunda atılan ilk adımdır.
Ayrıca, devletin özür dilemesi; devlet ile milletin barışmasının ve toplumun sağlıklı dinamikler üzerinde yükselme iradesinin göstergesidir. Yeni Türkiye'nin dinamikleri, adalet ve merhamet prensipleri olmalıdır. Hükümdar da adaleti tesis etmeli ve merhametli olmalıdır.
Devletin Resmi İdeolojisi olmamalı; çünkü…
Devletin meşruiyetini sağlayan bir diğer ilke de eşitliktir. Meşru olan, kendi vatandaşları arasında ayrım yapmadan ve her bir ferdine eşit mesafede olmasıdır. Resmi ideolojisi olan bir devlet eşitliği sağlayamaz. Resmi bir ideoloji üzerinden devleti inşa etmeye çalışmak, devleti dinamitlemek ile eş anlamlıdır. Yıllarca Kemalizm veya Atatürkçülük güzellemesi yapanlar, devletin meşruiyetini zedelemişlerdir. Kemalizm'in veya Atatürkçülüğün baştan çıkarıcılığı ile Devlet, adaleti yitirmiştir.
Çünkü devlet, her dönem farklı siyasi grup ve kimliklerle ittifaklar yapmıştır. Partnerlerini de sürekli değiştirmiştir. Devletin partnerleri, bazı dönem Sünni Türkler, bazı dönemlerde de Aleviler olmuştur. Bunun siyasal karşılığı ve anlamı, adaletin yanı sıra eşitliğin yok olmasıdır. Hatta, devletin bazı kimlik veya grupları kayırmasıdır.
Aleviler, yıllarca, dışlanmış veya ötekileştirilmiştir. AK Parti hükümetinin organize etmiş olduğu Alevi Çalıştayları ile geniş katılımlı bir müzakere ortamı doğmuştur. Nerdeyse devlet, ilk defa Alevileri kendine muhatap almış, sorunları ve çözüm yollarını bizzat Alevi aktörlerden dinlemiştir. Devlet ilk defa, Alevilerin sorunlarını dinsel özgürlük ve anayasal Haklar perspektifinde çözme iradesi ortaya koymaya başlamıştır.
Kısacası Davutoğlu'nun Tunceli de yapmış olduğu konuşma, adalet ve merhamet sahibi bir devletin inşa noktasında atılmış bir adımdır. Adaleti öncelleyen bir devlete doğru…