Deccal’in Gölgesindeki Dünya

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurur:

“Deccal’in fitnesinden her peygamber ümmetini sakındırmıştır. Ben de sizi onun fitnesinden sakındırıyorum.”

(Buhari, Fiten 26)

Bir başka hadiste ise şöyle buyurur:

“Deccal, sağ gözü kördür. Onun iki gözü arasında ‘kâfir’ yazılıdır.”

(Müslim, Fiten 102)

Bu hadislerde geçen Deccal yalnızca bir şahıs değildir; o, bir zihniyetin, bir sistemin, bir dünya düzeninin sembolüdür. Hakikate kör ama menfaate keskin bakan bu düzen bugün yeryüzünü sarmış durumdadır. Onun adı Siyonizmdir.

Siyonizm, bir ırkın diğerlerinden üstün olduğu sapkın inancına dayanır. Allah’ın kulları arasında ayrım yapar, merhameti değil çıkarı, adaleti değil zulmü esas alır. Bu ideoloji sadece Filistin’i değil, Sudan’ı, Arakan’ı, Yemen’i, Suriye’yi, Afrika’nın yoksul topraklarını da yakmıştır. Nerede Müslüman kanı dökülüyorsa, orada bu Deccalî zihniyetin izi vardır.

Resûlullah (s.a.v) buyurur:

“Deccal’in beraberinde bir cennet ve bir cehennem bulunur. Onun cenneti aslında cehennem, cehennemi ise cennettir.”

(Buhari, Fiten 27)

Bugün bu hadisin manası tüm açıklığıyla önümüzde duruyor. Siyonist düzen kendi cehennemini insanlığa “özgürlük”, “barış” ve “medeniyet” adıyla sunuyor. Gazze’yi yıkarken barış diyor, Yemen’i aç bırakırken meşru müdafaa diyor, Sudan’ı karıştırırken demokrasi ihracından söz ediyor. Oysa bunların hepsi Deccal’in cenneti; dışı süslü, içi ateş dolu bir yalandır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir başka hadisinde buyurmuştur:

“Deccal’in beraberinde su ve ateş vardır. İnsanların su dediği aslında ateştir, ateş dediği ise sudur. Kim ona yetişirse ateşini seçsin, çünkü o soğuk sudur.”

(Buhari, Fiten 27; Müslim, Fiten 110)

İşte bugün Gazze halkı başta olmak üzere, Siyonizme karşı direnen mazlumlar bu ateşi tercih edenlerdir. Onlar dünyanın gözünde ateşe yürüyen, yıkılan, yanan insanlardır; ama Allah katında işte o ateş, serin bir sudur. Onlar görünüşte kaybediyor gibi görünürler; fakat aslında kazananlardır. Çünkü hak tarafında direnen, Allah’ın rızası uğruna ateşe yürüyen hiçbir kalp kaybetmez.

Arakan’da yakılan evler, Yemen’de açlıktan ölen çocuklar, Sudan’da süren çatışmalar ve Gazze’de gökyüzünü yırtan bombalar… bunların her biri Deccal’in sisteminin eseridir. Dünya seyrediyor, ümmet susuyor. Oysa suskunluk, bu fitnenin ekmeğine yağ sürmektir. Çünkü Deccal’in ordusu yalnız silahla değil, sessizlikle de büyür.

Resûlullah (s.a.v) buyurur:

“Deccal öyle bir fitneyle gelir ki, insan cennetle cehennemi birbirine karıştırır.”

(İbn Mâce, Fiten 33)

Evet, bugün hakla batıl karıştı. Mazlum terörist ilan edildi, zalim savunucu gösterildi. Fakat Allah katında hak bellidir, batıl da bellidir. Deccal’in sistemine boyun eğmeyen her yürek, o ateşin içinden geçip Allah’ın nuruna ulaşacaktır.

Unutmayalım, Deccal’in saltanatı sonsuz değildir. Resûlullah (s.a.v) müjdelemiştir:

“Deccal’i İsa (a.s) öldürecek, Allah’ın nuru yeryüzünü dolduracaktır.”

(Müslim, Fiten 110)

Bu müjde, hakikatin batılı yeneceğinin, zulmün sona ereceğinin işaretidir. Siyonist düzenin deccalî saltanatı bir gün çökecek, Allah’ın nuru karanlığı yutacaktır. Çünkü karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir kıvılcım iman onu parçalar.

Ey ümmet-i Muhammed!

Sudan’da diri diri yakılan bir çocuk, Gazze’de açlıktan ölen bir bebek, Arakan’da denize atılan bir mazlum, Yemen’e düşen bir siyonizm füzesi… bunlar sadece haber değil; ümmetin vicdanına atılmış tokatlardır. Biz sustukça, onlar büyüyor. Biz rahat ettikçe, onlar kanla besleniyor. Deccal’in fitnesi sessizliğimizden güç alıyor.

Artık uyan!

Bu çağ, imtihan çağıdır. Gazze’deki bir çocuk taş atarken aslında Deccal düzenine meydan okuyor. O taş imanla atılıyor. Çünkü biliyor ki hak her zaman batılı yenecek.

Ey ümmet!

Bugün susarsak, yarın çocuklarımız Deccal’in gölgesinde doğacak. Ama eğer imanla direnirsek, Allah’ın nuru bu karanlığı mutlaka yenecektir.

Deccal’in sistemi çöküyor, Siyonizmin maskesi düşüyor.

Karanlık çağların sonu yaklaşıyor.

Ve o gün geldiğinde, Allah’ın nuruna karşı hiçbir fitne ayakta kalamayacak.

Çünkü “Hak geldi, batıl zail oldu.”

(İsrâ, 81)