HDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ABD gezisi yapmıştı. Demirtaş, sanki Mutasyona uğramış gibi geri döndü. Lakin bir döndü. Pir döndü Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında toplumda oluşan saygılı, samimi ve pozitif görüntüsü gitmiş. Yerine toplum değerleriyle kavgalı, çoğunluğu inciten, Anadolu topraklarına ait olmayan bir söylem geliştirdi. "Türkiyeleşiyoruz'' söylemiyle yola çıkarken, düşünsel olarak ülkenin çoğunluğuyla tezat bir strateji geliştirdi. Evet, HDP'in bir baraj problemi var. (Açıkçası % 10 barajının düşürülmesinden yanayım. Çünkü seçim barajını, % 6 veya %7 bandına çekilmezse, HDP'de seçim barajını geçmek için her türlü atraksiyondan medet umar hale gelmesi kaçınılmaz.) Ancak bu, Demirtaş'ın seçim propagandasını Seküler gruplara şirin görünmek için, toplumun değer yargılarını inciten açıklama yapmasını gerektirmez. Demirtaş ve HDP, bir anlamda temsil ettiği kitlelerin ve partinin kurumsal kimliğiyle de kumar oynuyor.
HDP, tabanı itibariyle çoğunluğunu Muhafazakar Kürtler, Aleviler, Ermeni(ler) Kökenliler, Sünni Seküler Solculardan oluşan bir partidir. Burada Alevi toplumu da kendi içinde, Anadolu Alevileri ve Marksist Avrupa Aleviliği şeklinde iki ayrı başlıkta değerlendirmek gerekir. Diğer bir ifadeyle 'Eski Türkiye'nin baskılarına maruz kalmış ve ötekileştirilen topluluk/gruplar (Sünniler seküler solcular hariç) şeklinde de tanımlayabiliriz. Gerçi HDP ve PKK yönetici kadroları, Seküler yaşam biçimine sahip bireylerden oluşsa da, tabanı muhafazakar değerlerden oluşmuş bir kitledir. Hattı zatında Anadolu Alevilerinin de milliyetçi eğilimler yüksektir. Öyle ki Erzurum gibi vilayetlerde Alevilerin Milliyetçi refleksleri geleneksel değerleriyle beraber hayat bulur. Aleviler, yıllardır CHP tarafından kullanılmış, sadece seçim dönemlerinde hatırlanmış ve Alevilerin varlığı görmezden gelinmiştir. Bugün Aleviler, CHP'ye göre küçük, görece kolektif harekete geçebilme kabiliyeti yüksek olan HDP'yi tercih etmelerinin rasyonel bir karşılığı var. Açıkçası birçok yorumcunun görüşü de Alevi oylarının CHP'den, HDP'ye kaydığı yönünde.
Demirtaş, seçim bildirgesini açıklarken, Ermenistan'dan Özür dilenmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kapatılması…gibi söylemlerin arkasından, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda 'Kabe' saçmalamasıyla 'Ülke ve Din' karşıtı, sözle söylenmeyen, yazılı olmayan taahhütlerde bulundu. Temelde Avrupa'da yaşayan Marksist Alevilere, Ermeni toplumuna ve Seküler Sünni Solculara yönelik, bir dil kullandı. Diğer bir ifadeyle "Muhafazakar Kürtler ve Anadolu Alevileri nasıl olsa bana oy verir'' manasında, onları 'çantada keklik' gören bir yaklaşımda bulundu. Demirtaş, Anadolu Alevileri ve Muhafazakar Kürtlerin dini ve milliyetçi hassasiyetlerini ciddiye almadı veya görmezden geldi. Şunu unutmamakta yarar var. Anadolu Aleviliğinin İslam değerleriyle ve Ülkenin dış siyasetiyle ilgili temel konularda tüm kesimlerle ittifakı vardır. Ve çatışma yaşamaz. Benzer durum Kürtler arasında da yaygındır. Anadolu Alevileri Ermenistan'ın sözde soykırım iddialarını da kabul etmez. Gerek Anadolu Alevileri, gerekse Muhafazakar Kürtlerin devlet ilgili problemlerin başında, etnik kimliklerinden ötürü ayrımcılığa uğramaları bulunmaktadır. Demirtaş, bu bağlamda Cihangir sünni seküler solcuların yörüngesinde kaldığı nettir.
Her halükarda Demitaş, 'barış' söylemi ve arzusu üzerinden, aslında toplumun (etnik-siyasi, mezhepsel) tüm kesimleri arasında ciddi uçurumlar yaratmaktadır. HDP ve Demirtaş'ın geliştirmiş olduğu söylem, tabanın taleplerinden ziyade, yukarıda değindiğim üzere ABD seyahatinden sonra mutasyona uğramış bir siyasetçinin git-gelinden daha büyük anlamlar taşımaktadır. 6-8 Ekim olaylarına sebep veren açıklamalarla lider kıvılcımlarını da söndüren Demirtaş, genel seçim sürecinde Paralel-HDP-Kandil-ABD-İsrail denkleminde savrularak, İmralı'da mahkum olan Öcalan kadar özgün ve yerli ol(a)mamıştır. HDP, Türkiye gerçeğini görmeden inşa ettiği ve toplumu ayrıştıran stratejisi ile bu toprakların değerlerini taşımayan yabancı bir dayatmanın etnik ve mezhepsel kumarını oynamaktadır. Seçim Barajını geçmek için Avrupa Aleviliğine nazar boncuğu dağıtan Demirtaş, Milli ve Dini konularda 'negatif' söylemlerle Anadolu Alevilerinin ve Muhafazakar Kürtlerin desteğini yitirebilir.