Deprem kader değil; ihmal suçtur
Bir Anma ile Başlayalım…
6 Şubat 2023’te, merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüğündeki iki büyük depremde on binlerce insanımız hayatını kaybetti. Çocuklar, anneler, babalar, yaşlılar… Bir gecede yuvasını, ailesini, geleceğini kaybeden insanlar…
Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz. Onları yalnızca bir felaketin kurbanları olarak değil; ihmaller zincirinin bedelini canlarıyla ödeyen insanlar olarak hatırlıyoruz. Bu yazı, kaybettiklerimizi sayılarla değil; sorumlulukla anma çağrısıdır.
6 Şubat depremleri bize çok net bir gerçeği bir kez daha göstermiştir:
Deprem yalnızca fay hatlarında değil, ihmallerde büyür.
Aynı projeyle inşa edilen yapıların farklı zemin koşullarında tamamen farklı sonuçlar üretmesi artık tartışmaya açık değildir.
Deprem güvenliği binada değil, zeminde başlar.
Bu büyük yıkım; başta Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya olmak üzere Gaziantep, Adana, Osmaniye, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Elazığ illerinde ağır can ve mal kayıplarına yol açmıştır. Bu tablo, depremin büyüklüğünden çok; zemin gerçeğinin göz ardı edilmesi, denetimsizlik ve bilim dışı uygulamaların sonucudur.
Türkiye’de deprem riski hâlâ büyük ölçüde bina dayanımı üzerinden tartışılmaktadır. Oysa tehlike çoğu zaman gözle görülmez; zeminin altındadır. Zemin değişmeden yapılan her kentsel dönüşüm, gerçekte riskin üzerini örtmekten başka bir işe yaramaz.
Gerçek dönüşüm; zemin özellikleri, yeraltı suyu, yapı yoğunluğu ve afet senaryoları birlikte değerlendirilerek yapılır.
Rezonans Etkisi: Sessiz Ama Yıkıcı
Depremlerde yıkımı artıran en kritik ancak en az konuşulan faktörlerden biri zemin kaynaklı rezonans etkisidir. Deprem dalgalarının frekansı ile zeminin doğal titreşim periyodu örtüştüğünde, sarsıntı büyür; yapı, tasarımda öngörülenin çok üzerinde zorlanır. Aynı yapı tiplerinin farklı bölgelerde farklı sonuçlar üretmesinin temel nedenlerinden biri de budur. Rezonans dikkate alınmadan yapılan her proje, görünmez bir riski bünyesinde taşır.
Ulusal Zemin Bilgi Bankası Artık Bir Zorunluluktur
Türkiye’de zemin verileri parçalı, dağınık ve büyük ölçüde erişilemez durumdadır. Oysa yıllar içinde kamu kurumları, yerel yönetimler ve özel sektör tarafından toplanmış çok sayıda zemin etüdü, sondaj, yeraltı suyu ve laboratuvar verisi bulunmaktadır.
Bu nedenle Ulusal Zemin Bilgi Bankası gecikmeden kurulmalıdır.
Bu sistem; zemin verilerini tapu ve imar kayıtlarıyla entegre eden, şeffaf ve herkesin anlayabileceği bir yapıda olmalıdır. Vatandaş, yaşadığı ya da satın almayı düşündüğü yapının zemin sınıfını, taşıma gücünü ve rezonans riskini açıkça görebilmelidir.
Zemin bilgisi; teknik raporların içinde kaybolan bir detay değil, kamusal bir bilgi ve temel bir yurttaş hakkıdır.
Zemin Güçlendirme Yaygınlaştırılmalıdır
Zayıf, problemli ve yüksek yeraltı su seviyesine sahip zeminlerde yalnızca bina tasarımını değiştirmek yeterli değildir. Bu alanlarda fore kazık ve Deep Soil Mixing (DSM) gibi zemin güçlendirme yöntemleri, istisnai çözümler değil; zorunlu ve yaygın planlama araçları hâline getirilmelidir.
Zemin etüdü sonuçları, doğrudan hangi güçlendirme yönteminin uygulanacağını belirlemeli; bu yöntemler maliyet gerekçesiyle devre dışı bırakılmamalıdır.
Zemin etüdü → planlama → zemin güçlendirme → yapılaşma zinciri koparıldığında güvenli kentlerden söz edilemez.
Numune, Test, Denetim: Hepsi Kamu Eliyle
Deprem güvenliğinin en kritik aşaması olan zemin numunesi alma ve laboratuvar testleri, doğrudan kamu eliyle ve bağımsız biçimde yapılmalıdır. Etüdü yapan firmanın, numuneyi alıp kendi seçtiği ya da ilişkili olduğu laboratuvara göndermesi açık bir çıkar çatışmasıdır.
Bilimsel verilere rağmen yapılan her ihmal yalnızca mesleki bir hata değildir; doğrudan can kaybına yol açan ağır bir kamu suçudur. Cezasızlık, depremlerdeki en büyük yapısal zafiyettir.
Depremler engellenemez.
Ama ihmal engellenebilir.
Bilim dışı uygulamalar durdurulabilir.
Kaybettiklerimize borcumuz; onları yalnızca anmak değil, aynı ihmallerin tekrarına izin vermemektir.
Güvenli kentler istiyorsak;
deprem sallamadan, deprem gerçeğini sallamadan, işe zeminden, veriden ve kamu sorumluluğundan başlamak zorundayız.