Dermanı internette arama hastalığı: Siberkondria

Kanuni Sultan Süleyman ne diyordu? "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi." Kısacası sağlık hepimiz için büyük önem arz ediyor. Sağlığımızı kaybettiğimiz takdirde para, pul sahibi olmamızın da bir anlamı kalmıyor. O nedenle hem kendimizin, hem de yakın çevrimizin sağlığına yönelik bir takım kaygılar taşıyabiliyoruz. Bazen kolumuz ağrıdığında, göğsümüze sancı girdiğinde veya öksürdüğümüzde soluğu internette alıyoruz. Teknolojinin gelişim göstermesiyle birlikte internet teknolojisi sayesinde bilgiye ulaşmak daha kolay hale geldiği için sanal ortamda hastalık aramak giderek popüler bir hal almaya başladı. Özellikle 'hastalık hastası' ya da 'hipokondriyak' olarak ifade edilen kişiler siberkondria hastalığına daha kolay bir şekilde yakalanıyorlar.

Siberkondria nedir?

Gündelik hayatta mobil iletişim araçlarının etkisiyle birlikte interneti yoğun şekilde kullanıyoruz. Hatta kişi başına düşen ortalama kullanım süresi 7 saat 15 dakika. Birçok işimizi internet aracılığıyla görüyoruz. Sağlık sektörünü de baştan aşağı değiştiren internet, kullanıcıların başvurduğu temel kaynak durumuna geldi. Oldukça hızlı artış gösteren psikolojik bir hastalık olan siberkondria; "bireylerde hastalıkları anında internet üzerinden araştırarak bilgi edinme, teşhis koyma isteği" şeklinde ifade edilmektedir. Vücutta meydana gelen ufak belirtiler üzerine forumlardan, sosyal medyadan, web sitelerinden araştırma yapan kişiler daha çok kanser ve bulaşıcı hastalıkları sorgulatıyorlar.

Doktorlara inanmıyorlar!

Günümüzde bir kişiye hastalık tanısı koyabilmek için muayene ve bir takım tetkikler gerçekleştirmek gerekmektedir. Ancak bu şekilde hastaların tedavisi gerçekleşebilmektedir. Fakat siberkondria olan kişilerde bu durum çok farklı bir işleyişe sahiptir. Çünkü kişiler internet ortamında hastalıkları araştırdıkları için kendi teşhislerini kendileri gerçekleştirmektedir. Böylelikle bünyede hem fiziksel hem de psikolojik yıpranma meydana gelmektedir. Sanal ortamdan uzak kalmama arzusu ve doktordan kaçma isteği de siberkondriayı tetikleyen diğer etmenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylelikle yaşama arzusu kaybolmakta ve birey içe kapanık bir hale gelmektedir. Uzmanlara göre çoğu zaman doktora giden kişi, söylenenlere güvenmiyor ve "hastalık hastası" olduğu için kendinden bir takım bilgilerin gizlendiğini düşünüyor. Gerek tetkikler, gerek araştırmalar, gerekse de kan tahlilinde en ufak bir sorun olmamasına rağmen sanal ortamdaki bilgi ve yorumlara daha çok itibar ediyorlar. Bu durum zamanla büyüyor ve içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor. Süreç bu şekilde ilerlediğinde ise kişilerde ağır depresyon meydana geliyor; hatta dünyada intihar vakalarına varan sonuçların da ortaya çıktığı görülebiliyor.

Kesin hastayım!

Siberkondria olan kişiler en ufak bir öksürüğü bile araştırma yoluna koyuluyor. İnternette detaylı bir araştırma yapıyor ve akciğer kanseri olduğunu düşünebiliyor. Böylelikle yaşamsal kaygılar giderek artmaya başlıyor. Amerika'da yapılan bir araştırmada bireylerin sağlıkla ilgili sorunları genellikle internette aradığı sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat sanal ortamdaki bilgilerin doğruluğuna mutlak suretle şüpheyle bakılmalıdır. Özellikle bloglarda, sosyal paylaşım ağlarında ve forumlarda kişisel yorumlara daha fazla yer verildiği için internet üzerinden hastalık arayanlar bu durumdan daha fazla etkilenmektedir.

Mutlaka doktora gidilmeli!

İnternet ortamında tüm web sitelerini güvenilmez şeklinde yaftalamak da doğru değildir. Özellikle hastanelerin web sitelerinde sağlıkla ilgili bazı temel bilgilere ulaşmak oldukça kolaydır. Ancak her türlü sağlık sorununu internet ortamında arayanların bu özelliklerini acil olarak bırakması ve psikiyatri hekimine başvurması son derece önemlidir. Kısacası şifayı sanal ortamda değil, işin uzmanlarında aramalıyız!