Hz. Aişe'den:
– Allah bir devlet başkanı için hayır murad ettiğinde, ona doğruları dobra dobra söyleyen bir vezir (müşavir) nasip eder. O yardımcı, başkana, unuttuğunu hatırlatır; hatırladığını yerine getirmesinde de her türlü desteği verir.
Allah bir yönetici için hayır değil de şer dilerse, ona kötü (niyetli) bir müşaviri başına bela eder. O yardımcı, başkana, unuttuğunu hatırlatmaz. Hatırlayınca da ifasında hiçbir destekte bulunmaz.
(Ebu Davud/Harac 4)
* * *
Bu hadiste, devlet başkanlarının müşavir ve yardımcı diye yanlarında tuttukları çekirdek kadrolara karşı çok dikkatli olmaları gerektiği hususunda uyarı vardır.
Devlet adamları, yöneticiler; attıkları adımları, aldıkları kararları, yalnızca kendi akıllarına güvenerek, düşüncelerine dayanarak yerine getirmekte aceleci davranmamalıdırlar.
Kendilerine güvenilir, sağlam düşünceli, muhakemeli, tecrübeli, uzmanlaşmış müşavirler/danışmalar edinmelidirler.
Bir konuda karar verip adım atarken, onlara danışıp görüşlerini almalı, o istikamette hareket etmelidirler.
Hadisten anlaşıldığına göre, Allah ancak hayır murad ettiği, davranışlarından razı olduğu yöneticilere böylesine akıllı, doğru görüşlü danışmanlar nasip eder.
O hayırlı yardımcılar, yöneticilere en uygun fikirleri telkin ederler. Unuttuklarını hatırlatırlar. Hatırladıklarını da en uygun yöntemle uygulaması için ona her türlü desteği verirler.
Allah, hakkında hayır değil, şer dilediği yöneticilere de güvenilmez, hilekar, menfaatçı, sinsi, şeytani fikirli, insafsız yardımcı ve danışmanlar nasip eder.
Bu yardımcılar, yöneticileri hep yanlış yola yönlendirirler. Kendi çıkarlarını, devletin ve milletin çıkarlarının önünde tutarlar. Halka zulüm yapılmasından, haksızlık edilmesinden zerre kadar rahatsız olmazlar. Yöneticileri zulme, istibdada, istismara sevketmekten en ufak bir çekince duymazlar.
Yöneticiye unuttuklarını hatırlatmaz, hatırladıkları doğrular konusunda da hiçbir yardım ve destek vermezler.
Şerli yardımcı ve danışmalara en ibretli örnek, Firavun'un danışmanı, baş veziri Hamandır. Firavun zaman zaman Hz. Musa'nın söylediklerini kabule meyil göstermişse de, Haman, onu, bu meylinden cerbezeli diliyle ve mantık oyunlarıyla vazgeçirmiştir.