Gündem

Devlet Bahçeli: CHP, TBMM'nin saygınlığına leke düşürdü

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yasal hakkın engellenmeye çalışılması siyasi bir eşkiyalıktır. Meclis'in saygınlığına gölge düşürenler haddini bilmeli" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, perşembe günü ramazan ayının ilk günü olduğunu anımsatarak, ramazan ayının önemine değindi.

İnsanlığın, maruz ve mahkum kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne, huzur tecellisine ihtiyacın olduğunu ifade eden Bahçeli, bu ihtiyaç halinin her geçen gün daha da aciliyet kazandığını söyledi.

İnsanlığın tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasında olduğunu dile getiren Bahçeli, bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, sonuçsuz çekişmeler, iç savaşlar, hakimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar, zulüm ve adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi, masumların devamlı kamçılanan mağduriyetlerinin söz konusu olduğunu belirtti.

Gazze'de son yüzyılın en ağır insanlık suçunun işlendiğini vurgulayan Bahçeli, suçsuz günahsız sivil halkın çığlıklarının yeterince duyulmadığını, yeterince duyarlılık gösterilmediğini söyledi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti en küçük nedamet hislerine sahip olmak şöyle dursun, insan hakları ihlaline, adalet ve hukuk inkarına zora dayalı şekilde devam etmiştir. Ramazan denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür, açı doyurup açıkta kalana el uzatmaktır ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır.

İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah'ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir."

"Mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur"


İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki hak iddiasının ve egemenlik kurma iştahının sonuçsuz kalmaya mahkum olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, bu son gelişmelerin barışçıl arayışları gölgelediğini dile getirdi.

Bu durumun iki devletli çözüm iklimini de zehirlediğini söyleyen Bahçeli, uluslararası toplumdan Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmesi, bununla ilgili kararlı hamleler yapmasını istedi.

Ankara'dan dünyanın genel tablosuna baktıklarında ümitvar olacakları, memnuniyet duyacakları, yüreklere su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görmediklerini ifade eden Bahçeli, buna karşılık Türkiye'nin hem bölgesinde hem de küresel arenada "istikrar adası" gibi sivrildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin kesintisiz diplomatik atılımlarının ve ihtilafları diyalogla çözme çabalarının takdire layık olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye'yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir. Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Komşu ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen, barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimiz adına bir talihtir. Sadece insanımızın saadetine hizmetle kifayet etmeyen, dahası insanlığın selameti, bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye tarihimizin saklı kalan ülkülerini gururla takip ve temin gayretindedir."

Devlet Bahçeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın sancağının elbirliğiyle açıldığını, süper güç Türkiye'nin muktedir adımlarının duyulmaya başlandığını dile getirdi.

"ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir." diyen Bahçeli, Türkiye'nin kuzeyi çalkalanırken, güneyinin de savaş ortamına sürüklenmesinin bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacağı, yaygın ve küresel bir çatışma halinin ortaya çıkacağı uyarısında bulundu.

Filistin Devleti ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti'nin kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insan ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur." dedi.

Gazzeli mazlumlar başta olmak üzere, Türk-İslam aleminin ramazan ayını tebrik eden Bahçeli, bu ayda dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermek gerektiğini vurguladı.

Bahçeli, "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız."

"Gavur Dağı'nın söyleyişiyle 'Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim"


Yıllar önce yaptığı bir konuşmayı hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini taa yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Memleketim olan Gavur Dağı'nın söyleyişiyle 'Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim. Şairin ifadesiyle çaresiz ve yalnızların, 'Gel diyecek kimsesi' olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir.

Bu ramazanda hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz. Bu sayede mazlumların göz pınarlarından süzülen yaşları sileriz. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız. Gariplerin ümidi, çare arayanların sesi, darda kalanların nefesi oluruz."