Devşirmeler ve Sokullu Mehmed Paşa

İki hafta önce “Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa” hakkında bir yazı yazmıştım. Aynı gün Mehmet Nuri Yardım tarafından Yeni Dünya Vakfı’nda Paşa’nın 446. vefat yıldönümü dolayısıyla bir toplantı düzenlendi. Burada yaptığım konuşmada Lala Mustafa Paşa’yı anlatırken aynı dönemde yaşayan iki büyük Osmanlı Devlet adamından da söz ettim: Birisi Mustafa Paşa’nın rakibi Koca Sinan Paşa, diğeri köylüsü olan Sokullu Mehmed Paşa.

Toplantı sonunda dinleyicilerin soru ve katkılarına yer verildi. Konuşanlar olumlu ve yapıcı katkı sundular. Ancak bir arkadaş herkesin yadırgadığı bir konuşma yaptı. Çok kesin ifadeler kullanarak, Sokullu Mehmed Paşa’yı hain ve münafık ilan ediverdi. Bu arkadaşın, açık şirk ve inkar olmadan hiç kimsenin münafık ilan edilemeyeceğini bilmesi gerekirdi. Ayrıca tarihçi olmadığı halde kulaktan dolma sathi bilgilerle, devşirmeleri ve özellikle Sokullu Mehmed Paşa’yı hain ilan etmesi çok yersiz ve boş bir iddiaydı. Netice itibariyle bu münasebetsiz konuşma, benim devşirme sistemi ve Sokullu Mehmed Paşa’yı daha derinlemesine araştırmama sebep oldu.

TDV İslam Ansiklopedisi’nde Prof.Dr. Abdülkadir Özcan; devşirmeyi “Osmanlı Devleti'nde çeşitli hizmetlerde kullanılmak üzere Osmanlı tebaası bazı hıristiyan çocuklarının bir kanun dahilinde toplanması işi” olarak tarif etmiştir. Bu usül Çelebi Mehmed zamanında başlamış ancak II. Murad devrinde kanunlaşmıştır. Osmanlı ordusunun asker ihtiyacı yeniçeri ağası tarafından belirlenerek Divan-ı Hümayun’a sunulurdu. Devşirme, her istendiği zaman değil ancak üç, beş veya yedi senede bir yapılırdı. Fatih döneminde İstanbul’dan özel devşirme memurları gönderilirdi.

Devşirme, çoğunlukla Rumeli’den bazen Anadolu’dan yapılırdı. 8-18 yaş arasında olan Rum, Bulgar, Boşnak, Sırp ve Arnavut çocukları devşirilerek İstanbul’a getirilirdi. Ardından Türk ailelerin yanına verilerek hem Türkçe hem de İslam inanç ve adetlerini öğrenmeleri sağlanırdı. Daha sonra kabiliyetlerine göre Enderun’a alınan gençler sıkı bir eğitimle yetişir, liyakat ve ehliyet esasına göre uygun işlerde çalışırdı. Bu insanlar, Osmanlı Devleti’nin en üst makamı olan sadrazamlığa kadar çıkabilirdi.

Devşirmelerden birçok veziriazam tayin edilmiştir. Mahmud Paşa, Gedik Ahmed Paşa, Makbul İbrahim Paşa, Sokullu Mehmed Paşa, Lala Mehmed Paşa, Koca Sinan Paşa, Kemankeş Mustafa Paşa ve Köprülü Mehmed Paşa veziriazam olmuştur.

Sokullu Mehmed Paşa’ya gelince; Devlet-i Aliye’ye 14 sene 3 ay 17 gün hizmet eden, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad gibi üç padişahın itimadına mazhar olan, dirayetli, ileri görüşlü ve milletlerarası siyaseti çok iyi bilen bir veziriazamdı. 1566 senesinde Kanuni’nin son seferi Zigetvar kuşatmasında padişahın rahatsızlığı yüzünden bütün sorumluluk Sokullu’daydı. 7 Ağustos’ta başlayan kuşatma bir ay devam etmiş, kalenin fethedildiği gün Kanuni vefat etmişti. Asker arasında bir kargaşa olmaması için Şehzade Selim tahta çıkıncaya kadar padişahın ölüm haberini üç hafta gizlemişti.

Padişahın lalası olan Mustafa Paşa, onun Kıbrıs Seferi’ne çıkma fikrini destekledi. Sokullu ise buna, yeni bir Haçlı saldırısına sebep olacağı düşüncesiyle karşı çıktı. Sadrazama rağmen Sultan II. Selim, Lala Mustafa Paşa’ya Kıbrıs’ı fethetme görevini verdi. Fakat Kıbrıs fethinden sonra 1571’de Haçlılar İnebahtı deniz savaşında Osmanlı donanmasını imha ettiler.

Sokullu Mehmed Paşa, İnebahtı’yı hatırlatan Venedik elçisine şu tarihi cevabı verdi: “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz İnebahtı’da bizim sakalımızı traş ettiniz. Traş edilen sakal daha gür çıkar fakat kesilen kol bir daha yerine gelmez.”

Sokullu’nun emriyle, İstanbul’dan Alanya’ya kadar bütün tersanelerde gemi yapımına başlandı. Bir sene içinde yeni donanma denize indirildiğinde bütün düşmanlar hayretler içinde kaldı.