Dilara'nın adı yok!..

0

Dilara Sina Tabak'ın babası Kamil Tabak

İyi arkadaşımızdır, temiz, çalışkan adamdır, milletine devletine bağlıdır, bürokrasinin çeşitli kademelerinde başarıyla görev yapmıştır, yapmaktadır.

Kamil Tabak'ın kızı Dilara, AK Parti Gençlik Kolları camiasındandır, acayip çalışkan bir talebedir, millidir, yerlidir, bir çıtı pıtı Anadolu hanımefendisidir.

Dilara.

Ankara Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi, bir yıl İngilizce hazırlık eğitimi aldı, sonrasında dilini daha da geliştirdi, "siber güvenlik" alanında yol alıyor.

Malum bu "siber" mevzuu FETÖ belasının en önemli ayaklarından…

"Evanjelist ittifak" dünyayı ve özellikle de Türkiye'yi buradan vurmaya hazırlanıyor, "Kıyamet Senaryosu"nun en önemli silahı bu;

"siber saldırı"lar!.

DİLARA… BİR TERÖR GAZİSİ!..

Ailesinin çiçek gibi yetiştirdiği yarınlarımızın büyük ümitlerinden Dilara yavrumuzun alnında bir "iz" var, büyük bir operasyondan kalan iz, Dilara bir gazi…

Bir terör mağduru!..

Bundan iki yıl kadar önce, 2014–2015 eğitim-öğretim yılının başlangıcında Ankara Üniversitesi Tandoğan Kampüsü'nde AK Parti Gençlik Kolları'nın "da" standı açılmıştı.

Dilara kardeşimiz o gün oradaydı.

Kendisi gibi AK Yürekli kardeşleri ile bir aradaydı...

Dilara, memleketin dört bir yanından gelen talebelerle sohbet ederken, bir grup "öğrenci kimlikli" terörist, bir grup alçak, bir grup korkak, ellerindeki terör malzemeleriyle saldırdı standa…

Alçakça, korkakça!..

O saldırıda yaralananlardan biri de, Dilara kardeşimizdi.

Üç adet soda şişesi, biri yüzünde patladı, alnını yardı, yüzüne gözüne cam parçaları saplandı.

Allah muhafaza, kendinizi o durumda düşünün, soda şişesinin yüzünüzde patladığı andaki acınızı hissedin.

Saldırılar devam ediyor, teröristler etrafı sarmış, üniversite yönetimi seyirci, polis gelmiyor, gelemiyor, siz kanlar içindesiniz, gözünüz yanıyor, yüzünüz yanıyor, başınızda bir ılık his, yüzünüzden akıyor.

Birileri bağırıyor, birileri laiklik mevzulu sloganlar atıyor, küfürler ediyor, sizi bu ülkede yaşatmayacaklarına ant içen teröristler, üniversitenin güvenliği yok, özel güvenlik seyirci, polis gelmiyor, ambulans gelmiyor, saldırılar devam ediyor…

Üniversite değil kandil dağı, böyle bir hal ve bu sizin ülkeniz…

Sizin üniversiteniz!..

Nice vakit sonra, kan kaybından gitme noktasına geldiğiniz anlarda ambulans ulaşıyor, sizi alıp götürüyorlar ağır adımlarla ve teröristler bağırıyor, küfürler, küfürler, küfürler yağıyor, değerlerinize küfürler…

Yüzünüzdeki cam parçalarını alıyorlar hastanede, canınız yanıyor, aileniz perişan, siz, genç kız ruhu, saldırının izlerini taşıyacaksınız ömür boyu…

Bir sivilce hayat karartır o yaşlarda, sizde cam izleri, "Kalır mı baba, geçer mi baba?"

Geçer kızım, inşallah geçer.

VE.. BERAAT!.,.

Mahkeme!..

Dilara teröristlerden davacı, teröristler rahat, uzantıları dalga geçiyor, ilk ifadeyi alan polisten başlayarak, adalet mekanizmasında bu işle ilgilenen kim varsa, "Bu davadan bir şey çıkmaz!" diyor.

Ak Yürekli de ondan çıkmaz, saldırıya uğrayan mağdure, mesture, yerli ve milli…

Onun için de saldırganlara bir şey olmaz!..

Olan bize olur!

Hep bize!..

Evet…

Beklenen oluyor dostlar, saldırganlar beraat ediyor!..

Sebep?..

"Delil yetersizliği" miymiş neymiş, kamera kayıtları silinmiş mi ne olmuş!..

Bakseeen!..

GİTTİM!

Canım sıkıldı.

"Bari" dedim, "Elimden başka bir şey gelmiyorsa gideyim de geçmiş olsun dileğinde bulunayım!"

Ve gittim…

Dilara evladımızla, babası Kamil Bey'i ziyaret ettim.

Kızcağız…

Aslan yürekli, delikanlı, delikanlılığın cinsiyeti yok malûm, dört dörtlük delikanlı…

Diyor ki;

"Serdar abi, üzülme Serdar abi, onlar ne yaparlarsa yapsınlar bizler Türkiye sevdamızla memleketimize hizmet etmeye devam edeceğiz. Onlar saldırdı, benim azmim arttı. Bizi yolumuzdan döndüremez, ne FETÖ, ne PKK ne bir başka bela!"

"Eyvallah" dedim…

"Eyvallah da, terör eylemi sanıkları beraat etti, sana bu yaralar kaldı. Neler hissetmektesin?

Hani deniyor ya, bir başkası tekme yiyince dünyanın en büyük olayı oluyor, bir tesettürlünün suratı parçalanınca sıradan vak'a!"

Dilara çok olgun bir genç…

Diyor ki;

"Biz sadece 'eşitlik' istiyoruz ve adalet!.. Bize 'zenci' muamelesi yapılmasın!.. Adalet bize de uğrasın!.. Başka bir şey demem. Ağlamam, sızlanmam, sadece yanarım!

Yüreğim yaralı be Serdar ağabey. Fırlatılan soda şişeleri başımı, gözümü, yüzümü yaraladı yargının saldırganlara beraat kararı ise yüreğimi. Saldırı olduğunda yüzüm kanıyordu, şimdi kalbim!.."

Böyle dedi gazi kardeşimiz.

Ve babası…

Kamil Bey…

O da yaralıydı.

Baba yüreği, o da dedi ki, "İçin için yanıyor yanıyor bu kalbim!"

Ve dedi ki;

"Adalet mülkün temeli, milli birliğin garantisi. Yargı benim hakkımı verecek, benim mağduriyetimi giderecek!..

Müezzine dayak mevzuu var, yargı ne yapacak?

Benim kızımı katle teşebbüs, ömür boyu silinmeyecek yüz ve yürek yarası…

Ve karar beraat!..

Bir vakitler 'bu ülkenin zencileri' muamelesine tepki gösterirdik.

Sonra…

Herkesin 'eşit' olacağı bir düzenin kurulması için gecemizi gündüzümüze kattık…

Ve bugün…

Bugün, benim kızım, benim kızımın alnı, benim kızımın yüzü, yüreği…

Ve adalet!..

Ve beraat!..

Olur mu bu?

Sen olsan ne düşünürsün Serdar kardeşim!"

KIZIYORSAM SEBEBİ VAR!..

Ben olsam mı…

Ben çok şey diyorum, bazen kızıp küfrediyorum, bazen haddi aşıyorum, bana yakışmayan laflar ediyorum.

Ben de çok dertliyim.

En çok da, "bizimkilerden" yana dertliyim.

Müezzine saldıran teröristleri savunmak için ortalığı yıkarken el oğlu, el kokanası…

Benim kardeşim, benim canım ciğerim, benim sırtlayıp bir yerlere getirdiğim kardeşim…

Bir yanda "Reis" yalnız ailesiyle birlikte ve öbür yanda "Dilara!"

Ben de yalnızım ve büyük ihtimalle bu yazıyı okuyan da…

Kardeşlerim, benim kardeşlerim "Dilaralara" yoklarmış gibi davranınca…

Kalbim kanıyor!..

"Hale bak" diyorum; "Dilara'nın başına gelenin milyonda biri 'onların' başına gelse ortalığı ayağa kaldırırlar.

Bizimkiler ise…

Dilara yok sanki..

Dilara'nın hakkı yok!..

Dilara'nın adı yok!.."

X

Ah be kardeşim, mahkemeden beraat kararı çıktı.

Şimdi…

Temyiz vakti…

Karara itiraz…

Yargı ne karar verirse versin, kamuoyu vicdanında mahkum etsek failleri!..

Öyle bir ayağa kalksak ki, Dilara'lara uzanan eller, vicdanlarda kırılsa!..

Ey siyaset adamlarımız, ey sivil toplum önderlerimiz, ey gazetecilerimiz, anlı şanlı yazarlarımız…

Ey millet kalk ayağa ve "Dilara'nın adı var!" de…

Eziklik, eziklik…

Nereye kadar!..