İnsanları karanlıkta yaratıpta karanlıkta bırakmayan Allah'u Teala dilediği peygamberi dilediği kavme gönderir ve dilediği kadar o peygamberine davet yaptırır…
Yani Allah mutlak otoriterdir… Dilediğini yapar ve dilediği hükmü dilediği kul üzerinde icra eder;
" And olsun ki, Nuh'u milletine gönderdik; aralarında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tufan onları yakalayıverdi."[1]
Dokuz yüz elli yıl aynı topluluğa aynı konuları anlatmak… Hem de bıkmadan ve usanmadan… Kendisini görevlendirene isyan etmeden… Bazen tatil yapmadan… Hem de dört koldan davetini yaparak;
"Ey kavmim dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım"[2]
" (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;"[3]
" Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum."[4]
" Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum."[5]
" Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı."[6]
Nuh aleyhisselamın, kavmine dört koldan davetini yapması bizlere bir İslam davetçisinin işini ciddiye almasını öğütler… Birilerine bir nasihatle ya da bir iki kitap vermekle davetin yapılmış sayılmayacağını bilmemiz gerekir… Burada bir İslam davetçisinin merhametini de görüyoruz… Gece vakti, belki daha sağlıklı dinleyebilirler, gece anlatıyor… Hani belki gündüzün daha sağlıklı dinlerler, gündüz anlatıyor… Belki gizli anlatılınca dikkate alırlar, gizli anlatıyor… Hani olur da açıktan dinlemek daha verimlidir, açıktan anlatıyor…
Bir a4 kağıdının yarısını doldurmayacak bir davette bulunuyor… Hem de bıkmadan… Peki, kavmine ne anlatmıştı? Bu nasıl bir bilgiydi ki illa da öğrenilmesi gerekiyordu!
Hemen bakıyoruz;
"Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."[7]
"Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)" Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!"[8]
Bütün peygamberlerin ortak davetinin özetini tek cümlede görebiliyoruz;
"Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."[9]
" Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır."[10]
" (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,"[11]
" Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın."[12]
Allah'a ve resulüne itaat etmek… Bu itaatin karşılığını hem dünya da hem de ahirette görecekleri bilgisinin kendilerine verilmiş olmasına rağmen 950 yıl aynı cümleleri tekrarla ve azıcık kişi iman etsin!
Nuh aleyhisselam her şeyi gören ve bilen Allah'a kavminin tepkisini dile getirir;
" Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler."[13]
" Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık."[14]
[1] Ankebut.14
[2] Nuh.2
[3] Nuh.5
[4] Nuh.8
[5] Nuh.9
[6] Nuh.6
[7] Nuh.3
[8] Nuh.4
[9] Nuh.3
[10] Nuh.10
[11] Nuh.11
[12] Nuh.11
[13] Nuh.7
[14] Ankebut.15