Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde:
"Din nasihattır." buyuruyor.
(Müslim, İman 23; Tirmizi, Birr 17)
* * *
Dinin nasihat oluşunda, aşağıda belirtilen hususların bütünü akla gelebilir.
a) Din, mü'minlerin birbirlerine hayır telkininde bulunmasını tavsiye eder.
b) Din, mü'minin mü'mini kötülüklerden sakındırmasını ve yanlış davranışlardan alıkonulmasını da amirdir.
c) İnsanları hayra teşvik ve şerden sakındırmak; onları rencide etmeden, ürkütmeden, bezdirip usandırmadan lütufla, hilimle, hoşgörüyle, istekle, kolaylaştırarak yapılmalıdır. Yoksa aksülamel yapar. Faydalı olayım derken, kişi muhatabına zarar verme durumuna düşebilir.
d) Nasihat; sadece sözle yapılması gereken bir uyarı değildir. Dilden çok halle örnek olarak, özendirerek de yerine getirilebilir. Hatta denebilir ki, lisan-ı halle nasihat, lisan-ı kalden daha etkilidir.
e) Nasihatta batılı ayrıntılarıyla tasvir yerine, hakkı etraflıca anlatmak, akla kapı açarak iradeyi zorlamamak asıl olmalıdır. Batıldan kaçındırmak niyetiyle onu abartarak anlatmak, bazan saf zihinleri karıştırıp bulandırabilir. Fayda yerine zarar bile verebilir.
f) Nasihatta etkili olmanın bir şartı da, göze bakıp kalbe hitap etmektir. Sözlerinde iyi niyetli, samimi, dürüst, art niyetsiz olmaktır. Hiddetten, şiddetten, öfkeden azami ölçüde uzak durmaktır. Nefsi tahrik edici konuşmalardan sakınmaktır.
g) Nasihat, aynı zamanda makul olmalıdır. Gerilikten, aşırılıktan uzak, itidalli, ikna edici, mantık ve muhakemeyi de okşayıcı bir uslupla yapılmalıdır.
Size burada yaşanmış bir nasihat olayını arzetmek istiyorum. Samimi bir dille ve iyi niyetle yapılmış bir nasihatın muhatapta nasıl etkili ve verimli olacağına da bu olay, güzel bir misaldir.
ŞOFÖR AHMED
Merhum Osman Demirci Hocaefendi bir gün bindiği taksinin sürücüsüne sormuş:
– Evladm adn ne?
– Ahmed, demiş.
– Ne güzel, Efendimizin ad da Ahmed. Adn çok güzel de halin nasl Ahmed. Namaz klyor musun?
– Klmaz olur muyum hocam, her Cuma mutlaka klarm!..
– Peki Ahmed, yemek yiyor musun?
– Yemez olur muyum hocam? Günde üç öğün yemek yiyorum.
– Peki Ahmed, yemeği günde üç defa yiyorsun; ama namaz haftada bir defa klyorsun, olur mu bu Ahmed?
– Yemeksiz yaşayamam hocam.
– Öyle ise Ahmed ibadetsiz de yaşayamaz duruma gel sen. Yemeği günde üç defa yediğin gibi ibadeti de günde beş defa yapar hale yüksel de, kendinle barşk yaşa Ahmed!..
Aradan bir sene geçer. Bir gün sokakta yürürken bir araba Hocaefendinin yannda durur, kapy açan şoför seslenir:
– Hocam, buyur nereye gideceksen götüreyim... Sana minnet ve teşekkür borçluyum.
Hocaefendi tanyamaz şoförü.
O da anlatr durumu:
– Hocam, ben şoför Ahmed, der. Geçen sene bir defa arabama binmiştiniz de bana, "Yemeği üç defa yiyorsun; ama namaz haftada bir defa klyorsun, reva m bu Ahmed?' demiştiniz. Ben ondan sonra düşündüm taşndm, namaza başladm. Şimdi beş vaktimi klmakla kalmyor, kaza namazlarm da klyorum. Allah raz olsun, bana güzel bir misalle ibadet etme alşkanlğ kazandrdnz. Vicdanmla barşk yaşyorum şimdi. Emredin nereye isterseniz götüreyim!..
(Gençlere Tavsiyeler, Osman Demirci, s. 173)