Dünyanın büyük bir buhran içerisinde olduğu şu dönemde ülkemiz, diplomasi alanında atmış olduğu kritik adımlarla geleceğe dair adından söz ettirmeyi başardı. Dünyanın birçok bölgesi adeta yangın yerine dönmüş durumda ve mevcut belirsizlik insanlığı ucu bucağı olmayan bir noktaya doğru sürüklüyor.
Gelinen noktada ülkemiz, yürüttüğü doğru ve dengeli diplomasiyle dünyada istikrar üreten yegane aktör konumuna gelmiştir.
Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve diğer uluslararası kuruluşların yaşanan krizler karşısında etkisiz kalması, dünya toplumlarını sözüne güvenilir bir ülke arayışına itmiştir. Nihayetinde, özellikle Rusya-Ukrayna savaşında izlenen dengeli diplomasiyle ülkemiz ön plana çıkmıştır.
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen savaşın Avrupa’ya yayılmaması için Rusya ile yürütülen diplomatik temaslar neticesinde, "Savaş Avrupa’yı teğet geçti" diyebiliriz. Burada özellikle Avrupa ülkelerinin, Türkiye'nin izlediği dış politikadan alacağı çok büyük dersler vardır. Unutulmamalıdır ki; pandemi döneminde tüm dünyayı tehdit eden küresel tahıl krizi de yine ülkemizin izlediği rasyonel dış politika sayesinde aşılmıştır.
Türkiye’nin diplomatik ağırlığı sadece kuzeyimizle sınırlı değil. ABD-İran meselesinde arabulucu ülkelerden biri olmamız diplomasi tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. Gazze konusunda neredeyse tüm dünya kulaklarının üzerine yatmışken, ülkemiz her platformda yaşanan vahşeti küresel gündemde tutmayı başarmıştır. Keza, Etiyopya-Sudan meselesinde de izlenen akılcı diplomasi sayesinde çözülmez sanılan büyük bir kriz çözüme kavuşturulmuştur.
"BM’nin işlevselliğinin sorgulandığı bu fetret devrinde Türkiye, birçok sorunun silahla değil, ancak diplomasi yoluyla çözülebileceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır."
Yeni Bir Kavram: Türk Diplomasisi
İşte bu yüzden, atılan doğru stratejik adımlar sayesinde küresel ölçekte kabul gören yeni bir siyasi kavram ortaya çıkmıştır: "Türk Diplomasisi."
Bu kavramın temelinde adalet, güven, eşitlik ve kapsayıcılık yatmaktadır. Devletimizin izlediği bu asil politika, bizi dünya halkları nezdinde en güvenilir ülkelerden biri haline getirmiştir. Esasen tarihten günümüze tüm insanlık, "Türk" demenin güven, merhamet ve adalet demek olduğunu gayet iyi bilmektedir.
Tam da bu nedenle, dünyanın gözü geçtiğimiz günlerde gerçekleşen NATO zirvesinde ülkemizin üzerindeydi. Zirvede alınan kararların sadece birkaç yılı değil, önümüzdeki yüzyılı şekillendirecek boyutta olduğu bilinmektedir. Etkilerini zamanla göreceğimiz bu kritik zirvenin yansımaları, basit bir tesadüfe bağlanamaz. Bu diplomatik hareketlilik, NATO üyesi ülkeler arasında hem Rusya hem de Çin ile dengeye dayalı dış politika izleyebilen tek ülkenin Türkiye olmasının doğrudan bir neticesidir.
Tüm bu dinamikleri dikkate aldığımızda; önümüzdeki yüzyılda dış politika ve diplomasi denildiğinde akla ilk gelecek ülke Türkiye’miz olacaktır.
Bakalım zaman bize neler gösterecek, yaşayıp göreceğiz.
Saygı ve hürmetle.