Doların bu derece ülke ekonomisini etkilediğini, insanları korkuya ve şaşkınlığa düşürmekte olduğunu merak etmeyen yoktur.
Bir ülkenin Merkez Bankasının, yada para merkezlerinin ekonomiye yön vermek için döviz işlemlerinde söz sahibi olması geçici dalgalanmalara sebep olabilir.
Para politikalarının temelinde bir ülkenin çok boyutlu gücünden dolayı parasını yaygın kullanılır hale getirip, onun üzerinden söz sahibi olmaya çalışması ve diğerlerinin de karşı pozisyon alması yatar. Böylece ani korkular ve şaşkınlıklar yaratılarak arz-talep dengesinin değiştirilip gizli amaçlara ulaşmayı hedeflenir.
En basit bir örnekle ifade etmek gerekirse, insanların en çok ihtiyaç duyduğu "ekmek" piyasada ne kadar çok olursa ekmeğin fiyatı da o derece düşecektir, bunun aksi ise ekmeğin fiyatını artırır. Bir de ekmek üzerinden bütün fiyatların belirlendiğini, yani değişim aracı olduğunu düşünürseniz, piyasaya ekmeği bolca sunarak yada kısarak pazarı kontrol edebilirsiniz.
Hatta ekmek üzerinden insanlar korkuya ve şanşkınlığa bile düşürülebilir, eğer pazarı kontrol edebilecek kadar buğday ve ekmek stokunuz varsa, yan gelip yatarak pazardaki fiyatlar sizin iki dudağınızdan çıkacak rakamlara göre şekillenebilir.
Bu gücü elinizde bulundurduktan sonra arkanızın sağlamlığına göre isterseniz siyasete, isterseniz ekonomiye müdahale edebilir, isterseniz hertürlü gücü kontrol edebilir, en modern askeri müdahalelerin yapamadığı etkiyi sessizce yapabilir, istediklerinizi kolayca alırsınız.
İşte Doların şu anda piyalarda etkili olmasını "ekmek metaforu" algısında anlamamız lazım. Eskiden güçlü ordularla ülkeler istila edilir, güçlü silahlar kullanılırdı, oysa şimdi para politikaları ile, bankacılık ve finans oyunları ile yapılabiliyor.
Peki, pazara yada piyasaya müdahale edilebilir mi? sorusunu da sormamız lazım. Normal şartlarda, pazara müdahale edilmeyeceğini Hz. Peygamber'in öğretilerinden, yani dinimizden biliyoruz. Resulullah'tan (sav) piyasaya müdahale etmesini, fiyat belirlemesini istedikleri zaman Hz. Peygamber (sav): "Şüphe yok ki, fiyat tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah'tır" diyerek müdahale etmemiş, serbest piyasa uygulamasını teşvik etmişti. "Birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyiniz" (Kur'an 4:29) ayetine göre suni müdahalelerle piyasayı kontrol etmeye kalkmak da kul hakkına tecavüz etmek anlamına gelir.
Fakat toplumun bozulması, insanların hak ve hukukunu gözetmeyen hainlerin türemesinden dolayı asıl piyasaya müdahale edilmemesinin kul hakkına tecavüz olduğu görüşü hakimdir. Buna göre "Ya herkesin alabileceği bir fiyata satarsın, ya da pazar yerini terkedersin" hükmüne göre, piyasaya müdahale edilmesi zorunludur.
Maalesef Dolar, faiz ve kriz lobilerinin oyunları ile sadece dolaşım aracı olmaktan ziyade bir mal gibi de değerlendirildiğinden üzerinde spekülasyonlar kolayca yapılmaktadır.
Ortada sessiz bir savaşın sürmekte olduğunu gözönünde bulundurursak, bu işin kanlı savaşlar gibi olduğunu da gözardı etmemek lazım. Ciddi fiziki müdahalelerde amaçlarına ulaşamayanlar artık gizli finans oyunları ile hedeflerine ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Bunun için, dış güçler ve onların uzantıları olan içimizdeki fırsatçılar ve uşakları bundan istifade etmek isteyecekler ve alabildiğine bütün güçlerini seferber edeceklerdir.
Bank Asya'nın hikayesi ve dışa uzanan bağlantılarını da hatırlarsak intikam yeminlerinin edilmediğini kim söyleyebilir. Dolar operasyonunun FED (Amerika Merkez Bankası) merkezli yapılıyor olması da gözden uzak tutulmamalıdır.
Doç Dr. Saim KAYADİBİ