DSÖ ve GAVI boş durmuyor

Savaş, enflasyon, gıda kıtlığı, DSÖ anlaşmaları, virüs korkusu, dijital gözetim, başıboş köpekler ve artan şiddet olayları… Emin olun tüm bu olumsuzluklar birbirinden bağımsız gelişmeler değil.

Dünya, giderek merkezi kontrole ve kalıcı kriz yönetimine doğru ilerliyor.

Bir habere göre BioNTech, COVID-19 aşısının üretimini durdurduğunu ve yaklaşık 1.860 kişiyi de işten çıkardığını açıkladı.

Şirketin açıklamasına göre; "2026 yılının ilk çeyreğinde satışlar 118,1 milyon Euro olarak gerçekleşti, bu rakam bir önceki yılın aynı döneminde 182,8 milyon Euro idi. Düşüşün temel nedeni BioNTech'in COVID-19 aşılarının satışlarındaki azalmadır."

Şirketin 2026 yılının ilk çeyreğindeki net zararı 531,9 milyon Euro (yaklaşık 605 milyon ABD doları) olarak gerçekleşti. Bu rakam, önceki yılın aynı dönemindeki 415,8 milyon Euro net zarara kıyasla daha yüksek durumda.

Sözde pandemi döneminde sözde uzmanların ana sütü kadar değerli bulduğu aşılarla ilgili planlama nihayet sona erdi. Kısacası Covid-19 projesi her bakımdan hedefine ulaştı.

İnsanlar psikolojik harp teknikleriyle uysallaştırıldı ve aşıların yan etkileriyle de çeşitli hastalıklara maruz bırakıldı. Görev tamamlanmış olmalı ki şimdi de üretimi durdurma kararı aldılar.

Ne var ki Gavi asla boş durmaz. Bugünlerde yeni bir pandemi türü ile yine sahneye çıktılar.

Mayıs 2021'de Gavi, "Bir Sonraki Pandemi: Hantavirüs?" başlıklı bir analiz yayınlamıştı. Bu analiz, öncelikle kemirgenler tarafından bulaştırılan hantavirüslerin büyük bir küresel tehdit haline gelme potansiyeline sahip olup olmamasıyla alakalıdır.

Hal böyle olunca da 2024 yılında, Kore Üniversitesi Tıp Fakültesi Aşı İnovasyon Merkezi (VIC-K, Direktör Heejin Cheong), mRNA tabanlı bir hantavirüs aşısı geliştirmek için küresel ilaç şirketi Moderna ile tam kapsamlı bir iş birliğine girdi.

Dahası The Economist Dergisi de boş durmamış 2025 yılında malum gemiyi kapağına taşımıştı.

Görüldüğü gibi ilaç şirketleri zarar etmeye başlayınca, yedekte tutulan bir pandemi devreye sokuluyor. İnsanlar da Covid-19 sürecinde terbiye edildi ve her şeyi yutabilecek bir kıvama getirildi.

Yazımın başında da ifade ettiğim gibi tüm bu gelişmeleri sıradan gelişmeler olarak değerlendiren varsa yanılıyor. Hepsi birbiriyle bağlantılı ve sistematik bir şekilde insanlığı yeni sosyalist rejime hazırlıyorlar.

Bakınız hantavirüs salgınıyla alakalı olarak Dünya Sağlık Örgütü ve ana akım medyadan gelen haberler şöyle; Arjantin, Antarktika ve Afrika arasında seyahat eden bir yolcu gemisinde birkaç hafta içinde hantavirüs salgını gelişiyor.

Bu salgında üç kişi hayatını kaybediyor ve diğer yolcular da hastaneye kaldırılıyor. Endişe verici olan, hastalığın resmi olarak tespit edilmesinin neredeyse bir ay sürmüş olmasıdır. Gemide 23 ülkeden yaklaşık 150 kişi bulunuyordu.

The Economist’in kapağı zaten her şeyi anlatıyor.

Ancak zamanlama dikkat çekici öyle değil mi? DSÖ uluslararası pandemi anlaşmasını uygulamaya devam ederken, uluslararası bir yolcu gemisinde, DSÖ temas takibini ve medyanın ilgisini çeken egzotik bir virüs vakasıyla birden karşımıza çıkıverdiler.

Hekim dostum Gamze Atıcı’ya göre bu tür vakaların birden gündeme düşmesinin ardında yatan gerçek; Covid-19 aşılarını aklamak ve diğer yaygın aşı türlerini de meşrulaştırmaktır.

Çok doğru bir tespit. Zira herkes Covid aşılarının zararlarını ve yeni hantavirüs aşılarını konuşurken yaygı aşı türlerindeki toksinlerden kimse bahsetmiyor. Oysa insanları hasta eden sadece covid aşıları değil tüm aşılardaki mevcut kimyasallardır.

Diğer taraftan ABD’de 5.700 çiftçiyle yapılan bir ankete göre, çiftçilerin %70'i bu yıl yeterli gübreyi karşılayamayacaklarını belirtmiş. Bu durum Hollanda başta olmak üzere birçok ülkede hemen hemen aynı.

Bir taraftan da yaklaşmakta olan küresel bir gıda krizinin uyarıları yapılıyor. Tüm bunlar İnsanları korkutarak yeni rejimin sadık köleleri haline getirmek içindir.