Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi

0

Katılımcıların büyük çoğunluğunu kadınların teşkil ettiği Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi'nin ilki Malezya'da 23-25 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Deklerasyonları yayınlandı.

Yapılan yorumlara göre, gerçekte bir Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi miydi yoksa neydi? Pek bir kimse anlayamamış. Gördüklerime ve duyduklarıma göre ben de anlayamadım...

"Hocam, hayatımda böylesine amatörce bir zirve görmedim"; "Oysa IIUM yaptığı organizasyonlarını çok profesyonelce yapardı, ama buda nesi? Hayatımda böylesine "salıverilmiş" bir organizeye katılmadım"... gibi yorumları maalesef duyduğum için üzgünüm.

Cumhurbaşkanımızın danışmanı Tuba Nur Sönmez hanımın ileriye dönük temennisi rahatlatıcı nitelikteydi: "Hocam inanıyorum ki bir sonraki zirveyi İstanbul'da daha iyi yapacağımıza inanıyorum"

Zaten sunumlar içerisinde zirveye anlam katan aynı zamanda dikkatleri celbeden bildirilerden biri de Tuba hanımın yapmış olduğu bildiriydi. Türk kadınının kendisine yakışır şekilde 15 Temmuz'da gösterdiği muhteşem mücadeleyi olgun tavırları ve akıcı İngilizcesi ile anlatışı bütün dinleyiciler üzerinde etki yarattı. Bunun yanında aynı oturumun başkanı beyin kendini bilmez tavırları ise dinleyicileri şaşkına çevirdi.

Haksız da sayılmazlardı gerçi. Tuba hanım heyecanla 15 Temmuz kadın kahramanlarının yazdığı destanı anlatırken bu oturum başkanı adam bir şeylerden gocunmuş olsa gerek ki, içine biriktirdiği nefreti elini sallayarak bir oyana bir bu yana homurdanıp zamanı çok kullandığı gerekçesiyle saygısızca tavırlar sergilemeye başladı.

Hanımların "Biz çok memnunuz bu sunumdan, üstelik rahatsız da değiliz" diye destekçi olmalarına rağmen adam homurtularına devam etmişti... Böylesi muhteşem mücadeleyi anlatan kadın kahramanlarımızın gösterdiği 15 Temmuz ruhunu anlayamamış kişinin nasıl olup da hem TASAM'da görev alabildiğine, hem de oturum başkanı olarak kadın zirvesinde bulunabilmiş olmasına herkesin şaşırdığı gibi ben de şaşırdım. Bir hanıma nasıl davranacağını bilmemesi bir yana, 15 Temmuz'a gizli nefretinin yansımasını göstermesi ayrı bir hastalık belirtisiydi.

Bu olumsuzlukların yanında, Mahmut Çelikus beyin "Kağnıdan Kamyona Şerife Bacı" benzetmesi oldukça anlamlıydı. 15 Temmuz'un Anadolu kadınını temsil eden Şerife bacıların toplum içindeki gizli güçleri ortaya koyması açısından çok önemliydi.

Zirvedeki bir çok aksaklıklar, İslam Üniversitesi'nde okuyan Türk öğrencilerin özverili çalışmaları ve katkıları, İngilizce sunum yapamayanlara dil desteği sunmaları sayesinde giderilmiş olması misafirler üzerinde olumlu etki yapmış olduğunu gördüm.

Rektör hanımın sağlıklı duruşu, zirve deklerasyonunun gözden geçirilmesinin yapıldığı kapanış oturumunda yaptığı çok yapıcı konuşması, kadının toplumda alması gereken rollerine yönelik fikirleri sayesinde bir bakıma zirve doğru bir amaca doğru kaydırılmış oldu. Bu da olmasaydı onca emeğe, onca masrafa çok yazık olacaktı diye düşünenler az değildi.

Burada ne zirveyi organize edenleri, ne de katılımcıları suçlamak istemiyorum. Asıl mesele problemin ne olduğu tesbit edilmeden problem çözmeye kalkışılmış olmasıdır. Ne yazık ki bu da problemleri daha içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

Günümüz kadın problemlerinin temelinde kadının yaratılış gayesinin dışında roller verilmeye çalışılmış olması yatmaktadır. Kadının öncelikle doğal bir yaratılış amacına uygun olarak anlaşılmaya ihtiyacı var.

Kadın toplumu inşa eden temel faktördür. Güçlü bir toplum inşa etmek için kadın üzerinde projeler geliştirilir. Zayıf ve değerleri iğdiş edilmiş bir yığın bırakmak için de aynı şekile kadın üzerine projeler geliştirilir. Tarih boyunca özellikle herşeyin görünür hale geldiği, mahrem değerlerin bile apaçık herkesçe bilinebildiği bir zaman sürecinde kadın iyi ve kötü amaçlar için kullanılabilecek ön etkili değerdir.

Bu yüzden kadının yaratılış gayesine uygun bir yaşam modeli olma proplemi vardır. Bir başka ifade ile vahiy kültürü ile yeniden şekillendirilmeye ihtiyacı vardır kadının.

Şu anda modern cahiliye dönemini yaşayan dünyamız, vahiy kültürü ile özüne dönderilerek ancak gerçek değerine kavuşabilir. İnsanı yetiştiren, anne olabilen, anneliğin üstün bir vazife olduğu şuuruna sahip kadınlar ancak medeniyetler inşa edebilecek liderler, üstün şahsiyetler meydana getirebilir.