Vaktin birinde bir kuş Hz. Süleyman’a gelip bir dervişin kanadını kırdığını ve dervişten şikayetçi olduğunu söyler. Hz. Süleyman o dervişi huzuruna çağırtıp kuşun kanadını neden kırdığını sorar:
Derviş kendini savunur: “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim der. Ancak yanına gitmeme rağmen kuş benden kaçmadı. Bende teslim olacağını düşünüp yakalamak istedim. Kanadı o sırada kırıldı der.”
Hz. Süleyman dervişe hak verir. Kuşa döner ve der ki:
“Derviş haklı. Sana sinsice yaklaşmamış. Sen neden kaçmadın der?”
Kuşta kendini savunur:
“Efendim ben onu derviş kıyafeti ile gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Dervişten bana zarar gelmez diye düşündüm ve kaçmadım der.”
Hz. Süleyman kuşu haklı bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. Kısas olarak, dervişin kolunun kırılmasını emreder. Lakin kuş bir anda itiraz eder bu hükme. Dervişin önüne atılır ve efendim yapmayın der.
Hz. Süleyman neden der?
Kuş:
“Efendim dervişin kolunu kırarsanız iyileştiği zaman yine aynısını yapar. Siz en iyisi mi dervişin hırkasını çıkarın. Çıkarın ki benim gibi kuşlar bundan böyle aldanmasın.”
Bizim medeniyetimiz kurdun kuşun bile huzur bulduğu, hakkının teslim edildiği hak ve hukuk medeniyetidir. Denge ve güven medeniyeti.
Batı medeniyeti mi?
Bir kaç cümleyle özeti. Amerika bağımsız bir ülkenin seçilmiş başkanı Madura ve eşini bir gece yarısı baskınıyla kaçırdı biliyorsunuz. New York’ta sokak sokak gezdirildi, hayvan muamelesi yapıldı. Bu iğrenç tutum batı emperyalizmin bir özeti oldu. Batı vahşi ve istilacıdır. Her şeyi sömürü aracı olarak görüyor. Bunlarda adalet ve ahlak diye bir şey yok!
Peki, Batı hükümetleri bu görüntüler karşısında ne yaptı?
Koro halinde ABD haydutluğuna alkış tuttular ve hedonizme varan bir anlayışla olup bitenleri seyrediyorlar. Zalimi alkışlıyorlar. Bir kez daha görüldü ki; Batı medeniyeti denilen “tek dişi kalmış canavar” görünenden daha tehlikeli, daha vahşi ve canidir. ABD baskını şunu gösterdi; bunlar dostları dışında herkesi köle görüyorlar.
Amerika aynı haydutluğu ve caniliği Noriega, Saddam ve Kaddafiye de yapmıştı. Benzer korsanlık, 15 Temmuz hain darbe girişimiydi. Ülkemizi ve Cumhurbaşkanımızı almaya gelmişlerdi. Değil ülkemizi ve Erdoğan’ı almak bir çakıl taşımızı, Erdoğan’ın bir tırnağını bile vermeyiz eşkiyaya. Gelen kıyamette olsa göğsümüzde söndürürüz.
Evet, Batı tarihi soykırımların ve zulümlerin tarihidir. Delilerin ve diktatörlerin tarihidir. Çıkarları varsa dünyayı ateşe verebilecek kadar da gözleri dönmüş bunların. Aynı çılgınlığı Hiroşimaya atom bombası atarak göstermişlerdi bu barbarlar.
Peki, ABD ne haklı ve makul gerekçeler göstererek Venezuela'ya karşı yaptı bu eşkiyalığı? Daha önceki işgal girimlerinde gösterdikleri gerekçelerle. Sömürge aracı olarak kullandığı barış ve demokrasi adına. Özgürlük, insan hakları ve uluslararası hukuk adına!
Dün Cezayir, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye gibi bir çok ülke yine aynı gerekçelerle işgale uğradı. Yakıp yıktılar. Ülkelerin petrol ve gazı, altın ve madenleri, tüm zengilikler Amerika ve batı merkezlerine taşındı. Winston Churchill’in itirafıdır: “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.”
Peki ne yapmalı?
Küçük bela yoktur, sessiz kalınırsa ateş topu gibi büyüyen korkunç büyük belalar vardır. Karşı konulmaz ise büyüyen zulümler vardır. İsrail ve Amerika zalimdir, dünyanın baş belasıdır. Bilin ki zulme karşı olmak imanın bir gereğidir.
Bunların ataları değil mi ki kendi peygamberleri çarmıha gerdiler, öldürdüler. Fitne ve fesat çıkartıp korkunç katliamlar yaptılar. Bu yüzden Allah onları “lanetli kavim” ilan ederek tüm insanlığa faş etti. Bugünkü torun zalimler de dünyayı kıyamete zorluyorlar.
Acilen mazlum, akıl ve izan sahibi milletler, ABD, İsrail ve Batı şer ittifakına karşı birleşip karşı koymalı. Bu mümkün olmazsa eğer akrep tüm dünyayı kıskacına alacak gibi görünüyor. Korkarım, dünyanın sonu bu zalimler eliyle gelmiş olacak!
Ancak bu olmayacak çünkü inancımız bize hakkın mutlaka galip geleceğini söylüyor. Umutvar olun.