Yükseköğretimin kalitesi geleceğimizi etkiler

Güncelleme: 12.09.2018 11:58

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yükseköğretim mezunlarının istihdam edileceği alanların artırılması gerektiğini belirterek, “Özellikle yüksek becerili iş imkânlarının çoğaltılması, hem istihdamı daha uyumlu hale getirecek hem de bireyin ve ülkenin refahına katkıda bulunacaktır” dedi.

Ezgi Çelik\Ankara

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen’in hazırladığı “Yükseköğretime Bakış 2018 İzleme ve Değerlendirme” raporunu, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman, milletvekilleri, rektörler, akademisyenler ve bürokratların da katıldığı bir basın toplantısıyla açıkladı.

“Türkiye, hızla gelişme kaydediyor”

Türkiye’nin 2006 yılından itibaren yükseköğretimin nicelik olarak büyümesinde hızlı bir gelişme dönemine girdiğini kaydeden Yalçın, 2018 yılında bu büyümeye 20 yeni devlet üniversitesinin katıldığını hatırlattı. Ülkemizin bu gelişmeler sonucunda 7,5 milyonluk öğrenci sayısıyla Avrupa’nın en büyük yükseköğretim sistemi hâline geldiğini belirten Yalçın,

yükseköğretime ayrılan kamu kaynakları da önemli oranda arttığını ifade etti. “Yükseköğretime Bakış 2018 İzleme ve Değerlendirme” raporunun daha etkin, verimli ve kaliteli bir yükseköğretim sisteminin tesis edilmesine katkıda bulunacağını söyleyen Yalçın, yükseköğretim ve bilim politikalarının daha fazla tartışılmasını, Türkiye’de daha etkin ve kaliteli bir yükseköğretim sisteminin gelişmesine katkı vermeyi hedeflediklerini belirtti.

“Yükseköğretim sistemi büyümeye devam etmelidir”

Yalçın, raporun “yükseköğretime erişim ve katılım, eğitimin çıktıları, öğretim elemanları, eğitim ortamları, yükseköğretimin finansmanı, üniversitelerin akademik ve yenilikçilik performansı” ana başlıklarından oluştuğuna dikkat çekti.  “Türkiye’de yükseköğretim sisteminin büyümeye devam etmesi ve çeşitlenmesi gerekmektedir. Yükseköğretimde ön lisans ve lisans düzeyindeki 7 milyon öğrencinin yarısından fazlası açık öğretimde öğrenim görmektedir. Bu sayı, devlet yükseköğretim kurumlarında yüz yüze öğrenim gören öğrenci sayısından 200 bin daha fazladır. Bu kadar büyük bir açık öğretim sisteminin varlığı, yükseköğretim sisteminin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Açık öğretimdeki sayının azaltılıp, yüz yüze öğretimin artırılmasının yükseköğretimin niteliğini olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz. Dünya yükseköğretimindeki eğilimler, Türkiye’de yükseköğretime yönelik talep ve rekabet, açık öğretimin yükseköğretim sistemi içindeki büyüklüğü gibi hususlar dikkate alındığında, hem vakıf hem de devlet üniversitelerinin sayısının daha da artırılması gerekmektedir” diye konuştu.

“Kadınların mezuniyet oranı arttı”

2009-2017 yılları arasında 25 ve üzeri yaş grubu kadınlarda yükseköğretim mezuniyet oranının yüzde 8’den yüzde 16,2’ye; erkeklerde ise yüzde 12,3’ten yüzde 21,2’ye çıktığını ifade eden Yalçın, şunları söyledi: “Kadınların mezuniyet oranı yıllar içinde bariz bir şekilde artmıştır. Ancak, erkeklerin yükseköğretim mezuniyet oranı kadınlara göre halen çok daha yüksektir. Bu artışlara rağmen, Türkiye’nin ön lisan, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde mezuniyet oranları hâlâ OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça altındadır.”

“İstihdam alanları artırılmalıdır”

Yükseköğretim sisteminin büyümesiyle ilgili önemli bir boyutun da yükseköğretim mezun sayısının artmasıyla birlikte istihdam meselesi olduğuna işaret eden Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “OECD ülkelerinde 25-64 yaş arası yükseköğretim mezunlarının istihdam oranları incelendiğinde, Türkiye’nin ön lisans ve lisans mezunlarının istihdam oranları OECD ülkeleri ortalamasının altında ve son sıralarda yer alırken, yüksek lisans düzeyinde OECD ortalamasını yakalamış, doktora düzeyinde ise geçmiş durumdadır. Yükseköğretim mezunlarının istihdam edileceği alanların artırılması gerekmektedir. Özellikle yüksek becerili iş imkânlarının çoğaltılması, hem istihdamı daha uyumlu hale getirecek hem de bireyin ve ülkenin refahına katkıda bulunacaktır” dedi.

“Lisans programlarına ayrılan 5 kontenjandan 1’i boş”

“Yükseköğretim sisteminin büyümesinin önünde, üniversite giriş sınavlarındaki arz ve talep dengesizliği ile yükseköğretim kontenjanlarının boş kalması sorunu bulunmaktadır” diyen Yalçın, şunları kaydetti: “Lisans programlarına ayrılan kontenjanlar bu yıl 11 bin artırılırken, boş kalan kontenjanlar da geçen yıla göre 40 bin artarak yaklaşık 90 bin olmuştur. Diğer bir ifadeyle, lisans programlarına ayrılan her beş kontenjandan biri boş kalmıştır. Bir lisans programını kazandığı hâlde kayıt yaptırmayacak olanları da göz önünde bulundurduğumuzda, bu sayının daha da artması muhtemeldir. Bazı programların tamamen boş kalmasını ya da tam dolmamasını sadece istihdam alanının darlığı ile açıklamak doğru değildir. YÖK’ün bazı programlar için uyguladığı sıralama barajı gibi uygulamalar da boş kontenjanları artırmış olabilir.”

“Nitelikli insan kaynağı yetiştirilmelidir”

Türkiye’nin yüksek lisans ve doktora düzeyindeki mezun oranlarının, ekonomisi ve yükseköğretimi gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük olduğunu söyleyen Yalçın, yükseköğretimde yaşanan büyümenin nitelikli bir şekilde sürdürülebilmesi için doktora mezunu öğretim üyesi sayısının artması gerektiğini belirtti. Millî Eğitim Bakanlığı, YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumların, akademik insan kaynağının gelişmesine yönelik desteklerini artırması gerektiğini kaydeden Ali Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu kurumlar, kaynaklarını daha etkin bir şekilde kullanarak daha fazla doktora mezunu yetiştirmeye çaba göstermelidir. Türkiye’nin katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi ve ekonomide bir sıçrama yapabilmesi için, AR-GE’ye dayalı iş piyasası ihtiyacı da dikkate alınarak, AR-GE personeli sayısı artırılmalı, yıllık doktora mezun sayısı da 6 binlerden 15 binlere çıkarılmalıdır. Yükseköğretim sisteminin iyileştirilmesi ve sorunlarının çözülmesi için daha fazla araştırma yapılmalı, raporlar hazırlanmalıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, bu raporla eğitim sistemine ilişkin sorunlu alanlara dair veri temelli bir analizin yapılmasına, eğitim sistemini iyileştirecek tartışmaların ve politikaların geliştirilmesine katkıda bulunmak arzusundayız. Umuyoruz ki, bu rapor ile eğitimde karar alma süreçleri daha katılımcı, toplumsal talepleri dikkate alan ve veri temelli olarak gerçekleşecektir” dedi.

Dağcılara yaban keçisi sürprizi
Koyunculuk Araştırma Enstitüsünün ''damızlık koçları''na yoğun talep
Suriyeliler ekmeğini taştan çıkartıyor
İran'ın Sistan-Beluçistan eyaletindeki balıkçılar
Yerli 'drone savar'a talep yağıyor

Günün diğer manşetleri

Cami onarımına "rahip"ten destek

Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Arıca köyünde caminin onarımına rahip de destek oldu.

Cami onarımına "rahip"ten destek

Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Arıca köyünde caminin onarımına rahip de destek oldu.

Battaniyenin altından bakın ne çıktı?

Açık ve net mesaj!

Sevimli hayvandan son derece açık ve gülümseten istek...

Ufak bir sakarlığın faturası ağır oldu

Dolarda sert düşüş: Aylar sonra ilk kez
Fransa'dan Prensi kızdıracak gelişme
Yunanistan çılgına döndü: Moskova'ya gidiyor
Tamamen yerli ve milli: Silah da taşıyabiliyor
İngiltere'den Suudilere 'Kaşıkçı' kıskacı!
AK Parti'den flaş ittifak açıklaması!
Teröristler birbirine düştü!
Bin Ladin'i kim buldu?
Meteoroloji'den flaş uyarı!
Erdoğan'ın talimatı sonrası harekete geçildi!
Mükemmel işçilik!
Filistinli düşünürden müthiş analiz!
1 saat bile sürmedi!
Terörsevicilere çok sert tepki!
YPG-PKK ilişkisinde yeni ayrıntı!
Çok Okunanlar

Esmaül Hüsna Allah'ın 99 ismi ve zikrinin sırları ile faziletleri

Esmaül Hüsna diye tabir edilen en güzel isimler ki onlar şüphesiz Allah'ındır; insanın dünyaya geliş gayesi ile irtibatlıdır. Çünkü Esmaül Hüsna'nın sahibi Allah insanları "kendisine kulluk etsinler diye" yarattı ve bu ifade alimler tarafından "bilsinler" diye anlamlandırılır. Allah'ı bilmenin yolu onu tanımak dolayısıyla isim ve sıfatlarını bilmekten geçtiğine göre, biz de Esmaül Hüsna'yı ezbere bilmek, bununla da yetinmeyip Allah'ın 99 isminin manasını tefekkür ederek derinlemesine bilgi sahibi olmak durumundayız. Eğer Allah'a iyi bir kul olmak gayesinde isek, ki olmalıyız, o zaman Allah'ın isimlerini bilmek bizim için öncelikli bir vazifedir.

Dolarda sert hareketlilik

Enflasyon beklentilerinin iyileşmesi Merkez Bankası'nın bir sonraki toplantıda faiz indireceği spekülasyon oluşturdu. Bu nedenle dolar Türk Lirası karşısında sabah güne başladığı 5.32 seviyesinden 5.41'e kadar yükseldi. Borsa İstanbul yüzde 3.05 düşerek 91 bin 686 puandan kapandı

Kehf Suresi'nin Arapça ve Türkçe okunuşu, meali

Kehf Suresi Türkçe ve Arapça olarak nasıl okunur? Türkçe meali nasıldır? Ashab-ı Kehf kimdir? Ne anlama gelmektedir? Detaylar haberimizde... Kehf Suresi 110 ayeti kerimeden oluşmaktadır ve adını 'Ashab-ı Kehf'ten almıştır. Ashab-ı Kehf, bir mağarada yıllarca uyuduktan sonra tekrar uyanan bir topluluktur. Detaylar haberimizde...

Saffat Suresi meali okunuşu tefsiri...

Sâffât sûresinde Allah'ın birliği, âhiret hayatının gerçekliği, o hayatta neler olacağı, inkârcıların âhiretteki pişmanlıkları ve birbirlerini suçlamaları konu almıştır. Kuran-ı Kerimin 37. suresi olan Saffat Suresi 182 ayet olarak indirilmiştir. Saffat Suresinin nazil olduğu yer olarak Mekke bilinir. Sure ismini ilk ayetinden alır. 'Saffat' kelimesi 'sıra sıra duranlar' anlamına gelmektedir. Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların rabbi tek Allah'tır. Yüce Allah'ın varlığını,birliğini ve kudretini anlatan bir suredir. Saffat suresinin okunuşu ve anlamı? Surenin nerede ve ne zaman indirildiği? Bu soruların cevapları haberimizde. Detaylar için haberimizi okuyabilirsiniz.

AK Parti'nin İstanbul ve Ankara adayları belli oldu!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul ve Ankara adaylarının belirlendiğini ancak siyasi etik gereği bunu şimdi söylemenin doğru olmadığını ifade etti.

Bu kategorideki diğer haberler